VICTOR HUGO: Bir idam mahkumun son günü. 19. yüzyıl Fransa'sında bir adam giyotinle idama mahkûm edilir. Bicêtre'de olan hükümlü, infazını beklerken düşüncelerini, duygularını ve korkularını yazar. Yazıları, tutukluluğu boyunca hapishane hücresinin dışındaki dünyaya karşı ruhsal değişiminin izini sürer ve hücresinin neye benzediğinden hapishane rahibinin kişiliğine kadar hapishanedeki hayatını anlatmaktadır. Birini öldürdüğünü belli belirsiz ima etse de, ismine ya da okuyucuya ne yaptığına ihanet etmez; sadece isimsiz, meçhul, ilgisiz bir kurbandır. FRANZ KAFKA: DÖNÜŞÜM Dönüşüm, otomat haline gelen bir insanın çevresine ve kendisine yabancılaşması ve böceğe dönüşmesi ile farkına vardığı varoluşunu ve özgürleşmesini anlatır. Modern toplumun bireyi nasıl, sürünün bir parçası haline getirdiğini ve sürüden ayrılanın nasıl dışlandığını anlatır. JANE AUSTEN: GURUR VE ÖN YARGI. Bir aşk hikâyesi ekseninde 19. yüzyıl İngiltere’si kırsalında yaşayan taşralı orta sınıfla soyluların yaşamına odaklanan eserin bir diğer kayda değer özelliği ise tüm toplumsal ve ahlaki eleştirileri bir aşk hikâyesinin arkasına gizleyen başarılı kurgusudur.
Güncellemeler
1 yıl
Arkadaşlar son soruma da davetlisiniz. Hepinizi beklerim
Evet, Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabını okudum. Bana göre, kitabın temelinde insanın içsel yalnızlığı ve toplum tarafından nasıl değersizleştirilebileceği çok etkileyici bir şekilde işlenmiş. Gregor Samsa'nın bir sabah böceğe dönüşmesi metafor gibi görünse de, aslında hepimizin bir şekilde yabancılaştığı bir yönü var. Okurken, insanın ruhuna dokunan bir çaresizlik hissettiriyor. Özetle, Kafka bu eserle bambaşka bir pencere açmış diyebilirim.
İlkini okudum, bir de Dönüşüm'ü. Ama dönüşüm yarım kaldı. Bitiremedim bir türlü. İdam mahkumu insanlığa bıraktığım son miras tadında yazılmıştı. Hafif kızgın, hafif pişman. Bir yandan kurtuluyorum ferahlığı da vardı. Jane Austen'in kalemini çok merak ediyorum ama daha okuma fırsatım olmadı
Üçünden "Dönüşüm"ü okudum ve Kafka'nın o tüyler ürpertici karanlık dünyasına hayran kaldım. Gregor Samsa'nın bir sabah böcek olarak uyanması o kadar etkileyici, o kadar derin bir varoluş eleştirisi ki kafa patlatmalık resmen. 😵💫 Modern toplumun birey üzerindeki baskısını bu kadar çarpıcı anlatan kaç kitap var zaten? Diğer iki kitap için de inanılmaz övgüler duydum ama hala okunmayı bekleyenler listemde. Sen hangisini seçtin? 😄
Üçünü de okudum dedin, tamam, sen bu işin uzmanı olmuşsun! 😄 Hangisi en derin iz bıraktı sende? Var mı öyle "aha bunu film gibi gözümde canlandırdım" dediğin bir tanesi? 🧐
hepsini biliyorum ama bir tek dönüşüme zaman ayırabilmiştim karamsar bir havası olduğunu bildiğim için. diğerlerine de okumak isterim, en büyük dileğim de üşenmeden kitap okumak.
Dönüşüm'ü okudum. Kafka'nın Amerika ve Dava adlı kitapları da güzeldir. Pek roman ve novella okuyan biri değilim. Genelde araştırma/inceleme tarzı okurum.