
Dinlerini bölüp gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir alâkan yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir. -Enam 159

Dinlerini bölüp gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir alâkan yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir. -Enam 159
İslam düşmanları tarafından işletilen mevzulardan biri de "mezhep" meselesidir. Mezhep meselesi bir taraftan İslam'da bir ihtilaf unsuru gibi gösterilmeye çalışılırken, diğer taraftan birtakım demagojilerle saf zihinler bulandırılmak istenmektedir. Meselenin üzerine biraz eğildiğimiz zaman mezheplerin bir ihtiyaçtan doğduğu, hiçbir zaman ihtilaf unsuru olmadığı anlaşılacaktır. Mezhebler Nasıl Ortaya Çıkmıştır? Peygamberimizin Asr-ı Saâdetinde sahâbenin bir kısmı devamlı olarak Allah Resûlünün yanında kalıyor, Kur'ân'ı ve hadîsleri ezberliyor, onların mânâlarını iyice kavramaya çalışıyorlardı. Hazret-i Peygamber'in Kur'an'ın hükümlerini nasıl uyguladığını bizzat görüyor, âyetlerin iniş sebeblerini biliyorlardı. Hz. Peygamber'in vefatından sonra, bu sahâbeler Mekke ve Medine dışına çıktılar, çeşitli İslâm memleketlerine gittiler. Bunlar, gittikleri yerlerde Hicaz'dakinden farklı örf ve âdetlere sâhip insanlarla karşılaştılar. Halk gelip dinî mes'eleleri kendilerine soruyor, onlar da o mes'ele hakkında Kur'an ve Sünnetin hükmünü bildiriyorlardı. Sorulan mes'ele hakkında Kur'an'da ve hadîste hüküm bulamazlarsa, o mes'elede ictihâd edip mes'eleyi açıklığa kavuşturuyorlardı. Sahâbe, gittikleri şehirlerde, hem hâkim, hem müftü, hem vali, hem muallim durumunda idiler. Bulundukları yerde âdeta birer ekol meydana getirmişlerdi. Birbirlerinden çok farklı yerlere dağıldıkları ve farklı örf ve âdetlere sâhip insanlar içinde yaşadıkları; bilgi, zekâ ve kavrayış bakımından da aralarında farklar olduğu için, sorulan mes'eleler karşısında pek tabiî olarak farklı ictihadlar, ayrı görüş ve kanaatlar ortaya çıkabiliyordu. Bir sahâbînin etrafında toplanan talebeleri, o sahâbînin kendisinden sonra da onun sistemi ve metodu doğrultusunda ictihad yapmaya, kapalı olan mes'eleleri çözmeye, cem'iyette yeni ortaya çıkan durumlara hükümler bulmağa çalıştılar. Bu çalışmalar neticesinde, zamanla fıkhî mezhebler teşekkül etmeye başladı. Bâzı mezhebler kendilerine fazla taraftar bulamadığı için, zaman içinde kaybolurken; bugünkü 4 büyük mezheb umumun teveccühünü kazanarak kuvvet buldu, yaygınlaştı ve günümüze kadar geldi.
Neden peki bu hadisler peygamber ölümünden 200 yıl sonra gündeme getirilmeye başlandı? Ve zamanında yasaklanmıştı hz. Ömer tarafından? Merak ediyorum
"Kim benden kuran dışında bir şey yazarsa onu yok etsin" Hadisi sahih hadistir. Ayrıca hz. ömer’in hadisleri kendi döneminde kesin olarak yasaklamıştır. Ömer şirke mi düştü yoksa?
De ki: “Allah her şeyin rabbi iken ben O’ndan başka bir rab mi arayacağım?” Herkesin yaptığının sonucu kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez. Sonunda dönüşünüz rabbinizedir ve O, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.
Ne güzel söylemiş
Cevap
6Cevap
bir düşüncem yok benim.
Mezhepler dinin kolayca yaşanılabilir bir formatta insanlara sunulması için mezhep alimleri tarafından düzenlenen ibadi ve ameli konudaki görüş ve ortaya getirdikleri hadisler ile oluşur
Mesela Alevilerin saz çalarak ölüyü gömmeleri yanlış
Mezhepler Arapların emevılerın sırf toplumu bölmek sıyasılestırmek ıcın kullandıgı hatta uydurdugu üstünü de biz bunları sızlere kolaylık olsun dıye yaptık dıyerek kapattıkları bi şey
Helal olsun aynı şeyi düşünüyoruz. Sende ilgili misin bu konulara?
Evet
Yaşına göre garip geldi ondan dedim genelde ilgili olmazsınız
Evet pek yaşıtlarımın ılgı alanı degıl ama ben merak edıyorum arastırıyorum
Aferin abim
saçma gerçekten yeterince bölünmemişiz gibi birde mezhepler bölünmüş
Kur'an ve sünnet. Bizim yolumuz bunlar
Doğru olduğunu düşünüyorum efendim
Sünnilər bu məsələ ilə bağlı nə düşünürlər?
Saçmalık
Saçmalık.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?