Modern Türkiye Cumhuriyeti, 100 boyunca bilimsel anlamda bir arpa boyu kadar yol gitmemiş olsa bile, gevezeliği ağızdan düşürmez ve sık sık bilim ve sanata verdiği önemi vurgular.
Ancak, yaptığı eylemlere baktığımızda, hiçte öyle bir niyeti olmadığını, 100 yıllık malum partinin çatısı altında formatı değiştirilmiş aristokratlar ve köleler (halk), yani feodallerce yönetilen devleti sürdürmeye, sözü özü bir olmayan bir avuç feodalin, rantı paylaşırken kendi marabalarından destek almayı da ihmal etmediğini fark ediyoruz.
Örneğin Anadolu'da, Yunan medeniyeti korunmaya çalışılırken, 1931 yılında tüm Osmanlı arşivleri, "hurda kağıt" olarak Bulgaristan'a satılmış, yani devletin geçmişi yok edilmeye çalışıldı. Bunlar, Osmanlı devletinin resmi kayıtlarının tutulduğu 100 Milyon belge ve 400 Bin defterden oluşmaktadır. Bulgarlar ise bu tarih arşivinin öneminin bilincinde olarak, kayıt altında incelemeyi tercih edince, dönemin milletvekili Muallim Cevdet'in, İnönü'ye "Paşam, biz vahşi miyiz?" çıkışıyla, satış durduruldu ve gönderilen belgeler geri alındı. Bununla birlikte, yaklaşık 200 Bin belgenin imha edildiği, ciddi bir kısmının ise Bulgar Devleti tarafından geri verilmediği ve "Milli Kütüphane - Nadir Eserler Departmanına" gönderildiği tespit edildi.
Osmanlı Arşiv Külliyesinde bulunan bu eserler, 1987 yılından itibaren tasnif edilmeye ve dijital ortama aktarılmaya başlanmış olup, günümüze kadar sadece %20 kayıt altına alınabilmiş ve henüz detaylı incelemesine başlanmamıştır.
Sizce, bilim ve sanata önem verilmesi gerektiğini söyleyenler, bu ifadelerinde ne kadar samimi?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer