Yazının bulunmasından sonra insanoğlu iletişiminin bir kısmını yazıyla paylaşmaya başladı. Alfabe kullanılmadan önce hiyeroglif adı verilen yazılarla insanlar anlaşma yoluna girmişlerdir. Gerek ticari gerekse siyasi. Fakat yazı yazı olmaktan çıktı ve zamanla sanatın en büyük parçası haline geldi.
Çok güzel yazılar yazmak için çok okumanıza gerek yok.

Hemen hemen herkes hayatında anlatmaya doyamayacak birtakım olaylar yaşamıştır. Bu olayları kaleme alması için olağanüstü bir kelime haznesine gerek yoktur. Önemli olan yaşam parçanızı okuyucuya sıkmadan sunabilmektir. Bunun için çok kitap okumanıza gerek yok. Yazmak sanatı, hayatı incelemekle kazanılır. Bir gezi yazısı yazmadaki kilit nokta gözlem yeteneğidir. Gittiğiniz bölgeleri kadraja almak yerine kaleme alabilirsiniz. Dünya turuna çıkmayı planladığınızda gezip gördüğünüz yerleri güzel bir üslupla not edebilirsiniz. Bazen biraz benzetme ve abartı. Bu makarnaya sos hazırlamak gibi. Mesela Evliya Çelebi, Erzurum'un soğuğunu anlatırken ''Kedi bir damdan diğer dama atlarken havada dondu.'' ifadesini kullandı. Burada o bölgenin ne kadar soğuk olduğu dile getirilmiştir esasen. Okuyucu bunu okurken tebessüm eder, okuma hırsı artar. Demek istediğim bir şeyler yazmak için kelime haznenizin çok geniş olmasına gerek yok. Siz yeter ki kaleminizi elinize alın, devamı gelecektir.
Anlatılacak çok şey olduğunda insan yazmayı bırakmak istemez.

Çok öncelerde yazı kanunsal ve ticari yazıtlarda sıklıkla kullanılıyordu. O zamanlarda da insanın duygularını kaleme aldığı başka eserler bulunuyordu ve bunlar kurgusal eserlere nazaran çok daha çekici idi. Mesela dünyanın bilinen ilk romanı Murasaki Şikibu tarafından yazılan ''Genji'nin Hikayesi'' adlı kitaptır ve 11'inci yüzyılda yazılmıştır. Kurgusal bir değer taşıması sebebiyle diğer yazıtlara nazaran daha geç yazılmıştır. Sizin illa kurgusal nitelikte yazılar yazmanıza gerek yok. Herkesin ömründe unutamadığı birtakım olaylar olmuştur. İnsan bunları ailesiyle, arkadaşlarıyla paylaşmak ister. İnsan çok sıkıntılı bir sürece girer ve kimseye anlatamadıklarını kalemle ifade eder. İçini dökebileceği birilerini arar ve cevabı yazıda bulur.
İçiniz içinize sığmamıştır. Yazacaklarınız tamamen kendi duygularınız ve yaşanmışlıklarınız olduğu için sonu gelmez bir hevesle mürekkebi israf etmek isteyeceksiniz. İşte asıl o zaman yazar olacaksınız. O mürekkep damlaları bir insanı temsil eder. Yazdığınız her haf size şahitlik edecek. O kitabı okuyanlar aslında sizi okumuş olacaklar. Şairler aşık olmasaydılar bu kadar güzel şiirler yazamazdı. Aslında onları yazdıran kendi duygularıdır. Burada kağıda nakışlayacaklarınız zihninizden değil, yüreğinizden çıkmış olur ve yürekten çıkan her yazı da değerlidir.
Yazmak, bazı durumlarda meditasyon gibidir.

Yazmak insanı rahatlatır. İnsan çektiği acıyı duyurmak ister. Huzuru bazen başkalarına anlatmakta bulur. Siz kederlerinizi kalemle buluşturduğunuzda aslında bir psikolog olursunuz. Yazdıklarınızı okuyanlar sizi danışman olarak görmeye başlar. Çünkü onun hissettiklerini siz hissettiniz ve çektiği sıkıntıları da siz bilebilirsiniz. Bazen bin nasihat bir musibetten daha iyi olabiliyor. Yaşadığınız bir musibet, aldığınız bin nasihatten çok daha başarılı bir yazar kılar sizi. Hayatta yaşadığınız ve anlatmak istediğiniz olayları şimdiden kaleme alarak yazar olma yolunda ilk adımınızı atmış olursunuz. En basitinden işe buradan bile başlayabilirsiniz. Bence olarak yayımlayın ve okuyanlara bir şeyler katın. Yaşadıklarınızı anlatın, okuyanlardan illaki yazdıklarınızı yaşayan veya yanından geçenler olmuştur.
Güzel yazmak, iyi düşünmek demektir.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar