Şarkılarla başı belada olanlar, diyeceğini kelimelere dökemeyip yüreğinde şarkılarla demlendirenler için...

Herkesin kendince sevdiği bir tarz, duymaktan hoşlandığı bir melodi, hatta ses seviyesi vardır. Fakat keyfi şeylerde hep bir eleştiri, hep bir ''en çok ben bilirim'' tavrımız olduğundan mıdır bilmiyorum; benimle aynı müzik zevkine alışık olmayan insanlardan hoşlanamıyorum. Bu noktadan hareketle, önce kendim, sonra da kendi tarzını benimkiyle kıyaslamak isteyenler için bir liste yapmayı planladım; umarım benimlesinizdir :))



Şimdi taşa duvara vurur gibi ilk cümleden lanetlemezseniz, ilkokul dönemlerimde sevdiğim isimler-utanarak söylüyorum- Serdar Ortaç ve Sertap Erener - sanırım benden umudu kesmemeniz gerektiğini bu abladan anladınız- idi. Tabi Serdar'ın karabiberim dönemiydi o zamanlar. Göbekten zeytin yeme fantazisi


memlekete yeni gelmişti. Özellikle yeni yetmelerin hayal dünyasını uzun süre meşgul eden sahnelerle çekilmiş bir klibi de vardı.



Neyse efenim, gel zaman git zaman Duman grubunu keşfettim. 'Beni yak kendini yak' şarklarına çektikleri klibi izlerken aşk damarlarıma nüfuz etmişti; unutamam. Bir dönem böyle gitti; ben hariç herkes gerizekalı triplerinde dolaştım durdum. Ergenlik memelerimde baş göstermişti; çok güzel olduğumu düşünüyordum ve başarılıydım. Ne yapabilirdim ki başka? Tabi o dönemde, Nil karaibrahimgil ve Athena da flört ettiğim ama asla kalbimin sahibi olamayacak tiplerdi. Ortaokul ve lise dönemlerim böyle serzenişler arasında, blue grubunun zenci solistinin posteri eşliğinde geçse de berbattı diyemem; sıfırın altında erzurum demek tam karşılığı sanırım.




Lise sonlarındayken rap müzik diye bir şeyle tanıştık ülke olarak. Tamam, belki bilenler vardı ama olay bize konçerto dinlemek kadar uzaktı itiraf edin! Ceza- Sagopa kapışmasında, sanırım sınıf arkadaşımın da etkisiyle Ceza'yı seçtim ve birsürü şarkısını ezberleyip, nefesimin son üfürüğüne kadar şarkılarını söyledim.


Tamam, ''bu ne ne biçim hayatmış lan!'' demeyin, güzellikler yeni başlıyor! Üniversiteyi iyi bir yerde kazanınca, çevremde de aynı oranda kendini entel zanneden insanlar sardı. Bana en büyük getirisi, sanırım, tanıştığım az tanınmış gruplar/şarkıcılar oldu. Yüksek Sadakat grubu mesela... O zamanlar aşırı ünlü değillerdi; gel gör ki ben adamları keşfetmiş, gizli bir sır gibi mp3 çalarımda şarkılarını taşıyordum. Teoman'ı nasıl da unuttum! Hayatıma ne zaman girdi tam hatırlayamadım kırçiçeğimi :( Ona olan hayranlığım, konserlerinde öküz gibi dikilerek suratına bakmamı gerektirdiyse de, mutluydum onunla, şarkılarıyla. Sahneye merhaba bile demeden çıkması nasıl da cool du! Ahh, gene yapay bir östrojen salgıladı vücudum, neyse. Ardından hızlıca, az tanınmış ama şukela adamlar girdi hayatıma. Hızlı bir dönem olduğundan, hangisi önce hangisi sonra bilemiyorum. Belki bazılarını aynı anda idare etmişimdir; itiraf ediyorum ama utanmıyoum. Güzeller içinden hepinizi seçtim demekten evet, utanmıyorum!


Peyk le kalbim ölü bulundu, ben bu aşkın ızdırabını...


nev ile zora düştüm, zor


Mirkelam ile coştum. ahu gözlüm



İsmin değil, cismin, anın tadını çıkarttığım kişiler de olmadı değil. Tek, bilemedin birkaç gecelik kaçamaklarım da oldu.


Kaan Boşnak'tan biraz daha tanısam seni bu gece


Son Feci Bisiklet'ten Bikinisinde astronomi



Unuttuğum, veya şu an yazmaya değer görmediğim, belki küstüğüm, belki yollarımı ayırdığım daha bir çok şarkı oldu elbette; olsun! Yıllardan sonra, yollardan sonra beraber olacağımızı düşünelim. Belki oluruz, bozkırlardan geçse de yolumuz denizlere çıkarız; olmaz mı?


fırtına


Şarkılarla başı belada olanlar, diyeceğini kelimelere dökemeyip yüreğinde şarkılarla demlendirenler için...
Cevapla