Madem müzik aşkın gıdasıymış. Durmayın. Hadi çalın!
Yüreğimin açlığını bastırın. Gözü doymaz arzularım doysun da biraz durulsun.
Şu baygın şarkıyı çalın.
Hani, mor menekşe tarlasından esip gelen yel gibi,
Buram buram, insanı bayıltan, ninniler gibi ruhu uyutan.
Yeter kesin artık diyorum. Duymak istemiyorum.
Ah, aşk acısı çekmek yok mu? Nasıl da çabucak degiştiriveriyor ruhumu.
Iniyorum, çıkıyorum bir anda değişiyorum. Fırtınaya tutulmuş denizler gibiyim.
Bir göklerdryim, her şey kıymetli, her şey değerli.
Bir düşüyorum, her şey ucuz, her şey adi.
Bazen kederler içerisindeyim. Bazen hayalci.
Sevdalılar ne çok sever hayalleri...
Bu dizeler ile başlayan harika bir oyun olan "On İkinci Gece" den bahsetmek istiyorum.
William Shakespeare'nin oyunlarını her zaman büyük bir ilgiyle okumuşumdur. Yazdığı bu oyunda da yine tüm sayfaları tek solukta okudum diyebilirim.

Birçok kişi tarafından bilinmiyor olsa da, bana göre kesinlikle okunulması gereken oyunların ilk sıralarında yer alıyor.
İnsanların kılık değiştirdiği, kadınların erkek, erkeklerin kadın kılığına girdiği, birbirlerine aşık olan insanların bu karmaşayı anlamaya çalıştığı ve elbette sonunda her şeyin tatlıya bağlandığı bir eserdir.
Orsino zengin bir düktür ve bir süre önce kardeşini kaybeden Olivia'ya aşıktır. Daha sonra Orsino kendisiyle evlenmesi için Olivia'yı ikna etmek üzere Viola'yı görevlendirir. Orsino'nun hizmetlisi, erkek kılığındaki Viola, bir deniz kazasında ikizi Sebastian'ı kaybetmiş genç bir kızdır ve gizliden gizliye dükü sevmektedir. Buna rağmen Olivia'ya giderek Orsino'nun aşkını anlatır, aralarını bulmak için çaba gösterir. Olivia ise erkek kılığındaki Viola'ya aşık olur.
Fazla spoiler vermek istemiyorum. Ama gerçekten her kelimeyi büyük bir dikkatle okumanız gerekiyor. Çünkü birkaç sayfa içerisinde yüzlerce olay yaşanıyor. Bir tanesini bile kaçırırsanız, bir daha olaya hakim olmanız neredeyse imkansız.

Gönlüne ben düştüm adım gibi biliyorum. Elimden ne gelir ki? Ona acıyorum. Keşke bir hayale aşık olsaymış. Kılık değiştirmek... Meğer şeytanlıkmış. Kadınlığın yumuşacık yüreğinde, parlak sahteliğin iz bırakması ne kolaymış. Ama, hiç kabahat yok biz kadınlarda. Suç tümüyle zaaflarımızda.
Böyle yaratılmışız, demek ki zayıfız.
Görüldüğü üzere Shakespeare, bu oyununda çokça karakterlerin içsel hesaplaşmalarına yer veriyor. Ne hissettiklerini, ne düşündükerini bilmek de, hikayeyi daha da ilgi çekici kılıyor.
Erkeğiz, konuşur konuşur yeminler ederiz. Duygularımızdan çok fazladır gösterişimiz. Yemini bol keseden ederiz. Ama iş sevgiye gelince, nasıl da cimriyiz.
Bu alıntı biraz erkekleri yeriyor gibi farkındayım. Ama haksız da sayılmaz bence. Aşkı sözler ile anlatmak kolaydır. Ama emek vermek,fedakarlık yapmak gerektiği zaman o süslü sözler bir balon gibi sönebilir.
Okuduğunuz için teşekkürler.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar