Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Sanılanın aksine geyşalar, bildiğimiz hayat kadınları gibi değiller. Bu mesleği yapmalarının sebebi hayatlarını kazanmak değil. Hayatlarını tamamen bu mesleğe adıyorlar, kendi cümleleriyle: Vücutlarını değil, yeteneklerini satıyorlar. Bir Geyşa, uzun yıllar boyu yetenek eğitimi alırdı. Kaligrafi, müzik, dans...


Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Geyşa kelimesi, Japoncada "gei"(sanat) ve sha(kişi) hecelerinden oluşmuştur. Hanamaçi(Çiçek kasabası)'lerde yaşayan bu kadınlar, 17. yüzyıldan itibaren Japonya'da sadece çocuk sahibi olmak ve ütü, yemek, bahçe işlerinin görülmesi için evlenen erkekler için ortaya çıktılar. Geleneksel Japon inancına göre erkekler eşlerine sadakat duymak zorunda değildi. Evlilikler genellikle ailelerin kararlaştırması ile belli bir amaca hizmet etmek için yapılırdı. Erkekler ise bu kadınlarla çok yüksek fiyatlar karşılığında vakit geçirme şansına sahip oluyorlardı.


Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Evet doğru okudunuz, onlarla vakit geçirme şansına sahip oluyorlardı çünkü Geyşalar sadece vakit geçirmek istedikleri erkeklerle vakit geçirirlerdi. Geyşalarının kimonoları arkadan ve oldukça zor düğümlerle bağlıdır, bu Geyşaların her an ele geçirilemeyeceklerini simgeler ve açması çok uzun sürer.


Geyşa kültüründe müşteriyi seçme hakkı oldukça önemli bir kavramdır. Her önüne gelen geyşalarla vakit geçiremeyeği gibi, bir kişi sırf zengin olduğu ve meşhur çayevlerine müşteri olma hakkı kazandığı için istediği geyşanın hizmetinden yararlanabilecek gibi bir kaide yoktu. Eğer bir Geyşa, O erkekle vakit geçirmek istiyorsa önceden onunla ilgili bilgiler edinir, onun nerelerde takıldığını, nelerden hoşlandığını öğrenirlerdi.


Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Hayatlarında yaptıkları her hareketin, vücutlarının her zerresinin bir sanat eseri gibi olması için eğitilen bu kadınlar, çok uzun ve zor bir eğitimden geçiyorlardı. Japonyada sanatla ilgili öğretiler tamago (yumurta) stili ile yapılır, yani görerek, kademe kademe öğrenerek. Kızlar çok küçük yaşlarda ya aileleri tarafından geyşa evlerine satılırdı ya da geyşa evinin kendi kızı geyşalık eğitimine hak kazanırdı. Her iki şekilde de bu kızlar önce hizmetçi muamelesi görerek itaat etmeyi öğrenir daha sonra sanat okuluna devam ederlerdi.


Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Geyşa sanatının en önemli hususu olan müşterilere hizmet kısmını ise Maiko olunca onlara ablalık yapan Geyşalar'dan öğrenirlerdi. Geyşa evine giren kızlar önce Maikoluk eğitimine başlarlar. (Maiko çırak geyşa veya yarım-mücevher demektir.) Geyşa evinde Maiko olmaya hak kazanan kız, daima bir Geyşa tarafından himaye edilird,. Bu dönem onun için hem becerilerini geliştirme hem de şöhretini arttırarak potansiyel bir danna(koca anlamına gelen bu kelime Geyşalar için bakıcı, sahip anlamındaydı) adaylarına adını duyurma fırsatıydı. Maiko'nun yaptığı herhangi bir yanlış hareket her zaman Geyşa tarafından üstlenilirdi. Maikoların görünüşleri, saç stilleri ve kimono giyme şekilleri Geyşalardan daha farklıydı. Ayrıca katıldıkları çayevi partilerinde Geyşaların yarısı kadar ücret alıyorlardı.


Maikoların yakaları kırmızı, Geyşalarınki beyazdı. Bu yaka değişimini gerçekleştirebilmek için Maiko'nun genç kızlıktan kadınlığa adım atmış olması gerekmekteydi. Bu uygulamaya mizuage deniliyordu ve teorik olarak maiko'nun bekaretinin açık arttırma yoluyla en yüksek fiyat veren kişiye satılması ile gerçekleşiyordu.


Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Az önce Danna'dan bahsettim, Geyşa'ların bir nevi kocaları, sahipleri, bakıcıları... Geyşaların müşteriler ile yatmaya izinleri yoktu. Ancak Danna-Sama bu ayrıcalığa sahipti. Bir Geyşa meslek hayatı boyunca en fazla 1-2 Danna alır, daha fazlası ile söhretine leke düşürmezdi. Danna sistemi geyşaların korkunç masraflarını karşılamak, hediyeler ve parası ödenmiş biraz boş zaman lüksünü içeriyordu. Karşılığında ise Danna, kendine özel bir Geyşanın her türlü hizmetinden faydalanabiliyordu. Yapılan anlaşmalarda asla aşka ve ihtirasa yer yoktu, bunlar küçültücü duygular olarak görülürdü. Kontratlar 5 yıllığına yapılırdı, çünkü erkeklerin aynı şeyden çok çabuk sıkılacakları göz önüne alınırdı. Ayrıca bu sistem erkekler içinde gurur vericiydi, bir Geyşaya Dannalık etmek övünç kaynağıydı. Geyşalar asla evlenmez, evlenenler ise artık Geyşalık yapmazlardı.


Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Bu gördüğünüz bir Geyşanın her gece uyuduğu yastığıdır. Buraya yattığı zaman hiç kıpırdamaması, bal mumuyla yapıp şekil verdikleri saçlarının bozulmaması için çok önemliydi. Geyşalığının ilk dönemlerinde bu yastığın etrafına pirinçler dökülürdü, eğer başı yastığından kayıp düşerse saçlarına pirinçler yapıştığından saatler süren saç yapma işlemleri yeniden başlardı.


Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Nasıl oluyor da böyle yakınlaştığı Danna-Sama'larına aşık olmuyorlardı, onların sözlerine kırılıp incinmiyorlardı ve kendilerini küçük duruma sokmuyorlardı değil mi? Geyşaların yüzlerindeki o bembeyaz makyajları tüm bu duyguların ifadeleri saklamak içindi. Kırmızı ruj ise kadınlığın simgesiydi.


Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Enselerinde, saç diplerinde, kulaklarında bu beyaz boyadan yoktur. Çünkü bu, karşıdaki erkeğe maske ardındaki bir kadınla konuştuğunu hatırlatır.


Geyşalar ve Gizemli Dünyaları

Enselerindeki bu açıklık ise, parmaklıklar ardındaki bir kadını simgelerdi.

Geyşalar ve Gizemli Dünyaları
Cevapla