Merhaba KS'canlar...
Bu benim 3. ve en özel Bence'm... Zira bu Bence'mde 2 özel yeteneğin yaşamlarını sizlere farklı bir açıdan sunmaya çalışacağım...
"Şen ailesi ve usta oyuncu Şener Şen'in bilinmedik yönleri, en'leri, zorluklarla geçen yaşam hikayesini, oyuncu olmadan önceki gizemli hayatını, kişisel özelliklerini, unutulmaz anılarını, yaşamını derinden etkileyecek dev kararlarını, hayata bakış açısını, açmazlarını ve en büyük hassasiyetini, yitiklerini sizler için paylaşacağım... :)
Bu örnek hayatları sizlere aktarmaktan dolayı gurur duyduğumu belirterek hemen yazımı sizlerin beğenisine arz ediyorum... :)
"Ali Şen-Şener Şen yolculuğuna başlıyoruz..." :)

Ali Şen
Türk sinemasının en önemli kilometre taşlarından bir tanesidir. Ali Şen'de tıpkı oğlu gibi ünlü oyuncu ve aktördür. Ali Şen oyuncu olmadan önce kendi halinde bir maragozdu...
Adana Halkevi Tiyatrosu'nun dekorlarını yapma işi kendisine verildiğinde hayatının şekil değiştireceğini bilemezdi.
Tiyatronun dekorlarını yaparken bir taraftan da sahne oyuncularının provalarını büyük bir hayranlıkla pür dikkat izliyordu.
Artık onun aklında ve amaçlarının arasında sadece o sahnelerin tozunu yutmak ayrıca çok iyi bir oyuncu olmak vardı.
Ses Tiyatrosu'nda oyunculuğun ardından Yeşilçam'da yeri doldurulamaz karakter oyuncusu olarak hafızalarımıza kazındı.
Ali Şen o yıllarda elde ettiği gelir kendisine yetmiyor bunu ailesinden dahi gizliyordu.Bir taraftan oyunculuk hayatı devam ederken diğer taraftan iplik fabrikasında ve işportacı olarak değişik birçok işte çalışmaya devam ediyordu.

Ali Şen sinemadaki ilk rolünü 1945 yılında oynamıştı... Ali Şen'in oğlu Şener Şen dünyaya geldiğinde babası henüz ünlü bir oyuncu değildi.
Emektar oyuncu Ali Şen filmlerinde kah gaddar ve zalim birini kah da babacan ve sevecen rolleri en iyi şekilde üstlenerek Yeşilçam'ın unutulmaz isimleri arasında yerini aldı.
Ali Şen komediden drama kadar toplam 290 sinema filmde rol almıştır...
Mikrofon Şener Şen'e uzatıldığında ailesini, çocukluk günlerini şu şekilde ifade ediyor;
"Prototip Türk ailesi ama alt sınıf...Adana'dan İstanbul'a gelince o zamanlar henüz teşekkül halinde olan Zeytinburnu'na yerleştik.Her türlü insanla iç içe yaşadım. Yani gecekondu çocuğuyum ben... Gecekondu da büyüdük yetiştik..Biz çocukken dayak da yedik. Dayak zaten o dönemin eğitim biçimiydi, dolayısıyla farkında değildik dayak yediğimizin. Çünkü herkes dayağını yemiş öyle okula gelmiş oluyordu..."

Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere merhum Ali Şen sert mizaca sahip bir babaydı. Eşi yani Şener Şen'in annesi Mürvet Şen'dir...
Baba-oğul birçok filmde rol almıştır... :) Bunlardan bir kaçı ise;
Yaşasın Hayat,
Süt Kardeşler ve Banker Bilo bu filmler yalnızca bilindik olanları...İşin garip yanı birlikte rol aldığı Banker Bilo filminde karşılıklı rol kesip Ali Şen'in oynadığı Ali Ağa karakteri Şener Şen'in oynadığı Maho ağa karakterini kendi gençliğine benzetir... :)

Ali Şen 15 Aralık 1989 tarihinde 71 yaşında geçirdiği beyin kanaması sonucu hayata veda ederken yerini kendisi gibi oyuncu olan oğlu Şener Şen'e bırakmıştır...
Eminim şu an dahi mezarının yanı başında olanları ışığı ile aydınlatıyordur büyük oyuncu ruhu bir kez daha şad olsun... :(

Şener Şen
Namuslu'nun Ali Rıza'sı, Züğürt Ağa'nın Ağa'sı, Milyarder'in Mesudiyeli Mesut'u, Şekerpare'nin Serkomiser Ziver'i, Muhsin Bey'in Muhsin Bey'i, Selamsızlar Bandosu'nun Latif Şahin'i, Hababam Sınıfı'nın Badi Ekrem'i, Tosun Paşa'nın Lütfü'sü, Süt Kardeşler'in Kumandan Hüsamettin'i, Gülen Gözler'in Vecihi'si, Kibar Feyzo'nun Maho Ağa'sı, Neşeli Günler'in Ziya'sı, Çiçek Abbas'ın bitirim Şakir'i, Dolap Beygiri'nin Banker Yakup'u, Eşkıya'nın Baran'ı, Kabadayı'nın Ali Osman'ı, İkinci Bahar'ın Gaziantepli kebap üstadı Ali Haydar'ı...
Film yapımcısı, Seslendirme Sanatçısı, Tiyatro, Sinema ve Dizi oyuncusu Şener Şen 26 Aralık 1941 tarihinde Ali Şen'in oğlu olarak Adana'da dünyaya gelmiştir...

Lise öğrenimi gördüğü esnada 16 yaşındayken "Yeşil Sahne" isimli amatör bir tiyatroda sahnenin o cezbedici havasını solumuştur...Liseyi bitirdiği yıllarda ise öğretmenlik yapmaya karar vermiştir.Önce İzmit'te ardından Muş'un Malazgirt ilçesinin en ücra köyü olan Fenek'te 3 yıl sınıf öğretmenliği yapmıştır...
Çileli yalnızlıklarla örülü bu yıllarda Şener Şen tek göz bir evde zorlu yaşamını öğrencileriyle paylaşıyordur...

Boş vakitlerinde ise sık sık hayatını gözden geçiriyordur...
16 yaşında yuttuğu sahne tozu Şener Şen'in peşini bırakmıyordur. Kararını vermiştir efsana oyuncu öğretmenliği bırakıp tiyatro oyuncusu olacaktır...Ali Şen bu karara her ne kadar itiraz etse de Şener Şen oyuncu olmayı kafasına koymuştur ve dediğini yapıp görevinden istifa eder...

İlk iş olarak İstanbul Şehir Tiyatrosu'na baş vurur fakat kadro yoktur.Ancak bir oyunda asker rolünde 20 figüranın biri hastalanırsa onun yerine oynayabileceği söylenir. Şener Şen adeta havalara uçmuştur ne de olsa artık bir nevi tiyatroya girdiğini düşünerek ne kadar doğru bir karar verdiğine kanaat getirmiştir.
Lakin artık gerçek hayatla yüz yüzedir Türk sinemasının dev oyuncusu ve para kazanması gerekiyordur...
Şener Şen'in tiyatro oyuncusu olmak adına katlandığı cefalar;

İlk iş olarak işportacılık yapmış, eşarp satmıştır.Sirkeci'de yol kenarında kurduğu tezgahta eşarp satarken daha ilk gün zabıtalara yakalanmıştır.Böyle olmayacağını anlayıp ehliyetini almış ve dolmuş şoförlüğü yapmıştır.Bu esnada tıpkı babası gibi bir iplik fabrikasında 2 yıl işçi olarak çalışmıştır.
Şener Şen tüm bunları yaparken bir yandan da hergün hiç yılmadan soluğu tiyatronun kapısında alıyor ve hastalanan figüran olup olmadığını soruyordur.
Bu büyük azim tiyatro müdürünün gözünden kaçmamıştır sonucunda 1966-1967 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda yerini almıştır... :)

Bir çok tiyatro oyununda rol aldı fakat yine çileli günler kapıdaydı çünkü Şener Şen tiyatrodan kazandığı parayla geçinemiyordu ve Ali Şen'in ısrarı üzerine sinema serüvenine doğru yola çıktı. Sinemada ilk olarak set işçiliği, suflörlük, seslendirme gibi kamera arkası işlere başladı. Acı olan şudur ki dublajdan tanıdığı yönetmenlere: "Figüran olarak beni de çağırın. Ama tek bir şartım var yevmiyemi o gün alayım" diyerek rica da bulunur... :(
Sinemaya ilk adım attığı dönemler figüranlık olmak üzere bütün işleri yapmıştır.5-6 yıl boyunca o kadar küçük rollerde oynamıştır ki bazen filmlerinde sadece dans etmek ve dayak yemek mecburiyetinde kalır...
1963 yılında "Hizmetçi Dediğin Böyle Olur" adlı filmde ilk kez görüldüğünde henüz 23 yaşındadır.

1975 senesinde "Badi Ekrem" tiplemesiyle fark edildiği o yıllar;
1975 yılında artık Şener Şen için en parlak dönemlerden biridir.Ertem Eğilmez'in efsane filmi Hababam Sınıfı'nda "Badi Ekrem" olarak çok büyük ses getirir.Aynı filmde rol aldığı Kemal Sunal ile müthiş bir ikili olurlar ve bu birliktelikleri uzun yıllar boyunca devam eder...
O yıllarda çok büyük gişe hasılatı yapan Süt Kardeşler, Davaro, Tosun Paşa, Şaban Oğlu Şaban, Kibar Feyzo, Çöpçüler Kralı filmleri ile 1984 senesine kadar gelir...

Merhum Kemal Sunal'ın Şener Şen hakkında isabetsiz tahmini;

Usta oyuncu Kemal Sunal'a Şener Şen ile ilgili görüşleri sorulur:
Kemal Sunal: "Şener Şen benim arkadışımdır iyi oyuncudur ve kabiliyetlidir. Şener'le beraber oynuyorduk, benim bir sürü filmimde oynadı. Açmazcılık yapıyordu yani "kavuklu-pişekar" ikilisini oluşturuyorduk. Şimdi tek başına bir deneme yapıyor, bilemiyorum, daha onu göreceğiz ama belli mesuliyetleri alıp film yapacağına, 2. adamı oynamaya devam etseydi, kendisi için daha hayırlı olurdu..."
Bu röportaj yapıldığında sene 1985'i gösteriyordu.O dönem piyasaya hakim olan işletmeciler "Şener Şen'i çok tutuluyor, bir filmde başrol oynatalım" isteği Arzu film ve yönetmen Ertem Eğilmez'e kadar gelir. Fakat Şener Şen için tehlike çanları çalıyordur.

Şener Şen o güne kadar yaptığı bütün filmlerde sahtekar, dolandırıcı, üçkağıtçı, kırsal kesimdeki uyanık tiplemeleriyle hafızalara kazınmıştı.Şener Şen ilk defa halkın isteğini belki de kendini tekrar etmeyi ret etmiştir. Ünlü oyuncunun tek isteği artık kendini yenilemek ve halkın kabul gördüğü Şener Şen izlenimini başlı başına değiştirmektir.
Yönetmen Ertem Eğilmez'e: "Onların istediği filmi yapmam, başrol oynayacaksam kendi istediğim filmi yaparım" diyerek son noktayı koyar. Şener Şen'in o dönem aklındaki ilk film Başar Sabuncu'nun "Namuslu" filmidir ve "Bu film olacaksa oynarım diğer filmlerde rol almam" diyecektir.
Filmde Mehmet Ali Rıza Bey son derece işine saygı gösteren namuslu bir vatandaştır.Bu nedenle çevresindekiler onu hor görerek aşağılar... Zimmetine para geçirdiği an ise itibar görecek çevresi tarafından baş tacı edilecektir.
Ertem Eğilmez Şener Şen'i son kez uyarır:
"Eğer bu film tutmazsa senin hayatın başlarken biter. Bir daha bu fırsatı asla yakalayamazsın.
Fakat diğer seçenekte yılda 5-6 film yaparsın, para da kazanırsın" der.
Oysa yoksulluğun göbeğinden gelmiş biri için risk olmadan hedeflere ulaşmak imkansızdır.
Şener Şen bu sırada 42 yaşındadır. Yeşilçam'da star sisteminin çöktüğü ve sinema salonlarının bir bir kapandığı o yıllarda seyirciyi sinemaya çekmeyi başaran bir isim halini almıştır. Yeşilçam'ın her ne kadar bittiği dilden dile dolaşılsa da Şener Şen başrolünü oynadığı bu film ile bütün tabuları yıkar.

Ve "Namuslu" filmi o yıla damgasını vurarak gişe hasılat rekorundaki ilk "10 film" arasında yerini alır... :) <3
Artık Şener Şen'in sanat hayatı için 2. perde açılmış ve artık üstad insanları kandırmayan saf, temiz yürekli bir insan halini almıştır... :)
Bu başarının sırrı sorulunca Şener Şen bütün samimiyetiyle yanıt verir: "İçten olduğumu söyleyebilirim. Ve bu topraklara ait bir sentezim. Hani bazı yönetmenler vardır, belli yerlere geldikten sonra Tarkovski olmak isterler. Oyuncuysa da De Niro. Ben buraya aitim. Züğürt Ağa'yı oynayan adamım. Bana ne De Niro'dan ve oynadığı rollerden. Ben Şener Şen'im ve tek isteğim Şener Şen olarak anılmak ve böyle kalmak..." :)

Şener Şen'in unutulmaz anısı :D
Şener Şen'in Kemal Sunal ile oynadığı "Davaro" filminden kısa ve unutulmaz bir kesit...
"Yönetmen "motor" der. Şener Şen rol gereği Kemal Sunal tarafından öldürülmeye götürülecektir. Şener Şen gölde yüzünü yıkamaktadır. O esnada kendisini öldürmeye götüren Kemal Sunal'ın gülerek baktığını görür. Şener Şen gülme krizine girer. O yıllarda filmlerin maliyeti yüksek olduğu için çekimler tekrarlanamamaktadır. Bu nedenle Şener Şen gülme krizi geçene kadar başını suyun altına tutar... :D

Gani Müjde'nin Şener Şen hakkında övgü dolu sözleri;
Gani Müjde bir kitabında Şener için "Eğer bu adam Amerikalı olmuş olsaydı posterlerini Uganda, Somali gibi şehirlerin yanı sıra küçük köy evlerinde bile resimlerini görebilirdik..." demişti... :)

Şener Şen'in bilinmeyen yönleri:
Şener Şen 1.73 boyunda ve 67 kg'dır. Usta oyuncunun burcu Oğlak'tır. Çok sık kabristanları ziyaret eden efsane aktörü özellikle Nazım Hikmet Ran'ın mezarı başında dua ederken görebilirsiniz. 48 filminin sadece 15 tanesinde adı başrol oyuncusu olarak geçmiştir.
Şener Şen hayatı boyunca 2 kez evlenmiştir. İlk evliliğinden Bengü adında bir kızı vardır. Fakat Bengü hanım babası ve dedesi gibi oyunculuğu seçmemiş bilakis kameralardan uzak durmaya gayret göstermiştir.
Ünlü komedyen 2. evliliğini Muhsin bey filminde tanıştığı Sermin Hürmeriç ile yapmıştır ve 11 yıl evli kaldıktan sonra bu evliliği noktalandırmışlardır.

Şener Şen bir başka röportajında ise; "İyi bir koca mıyım? Evlilikleri beceremediğime göre değilim. Bu sınavlardan pek yüzümün akıyla çıktığım söyleyemem. İyi koca nasıl olur onu da bilmiyorum. Ben iyi bir insan olma çabası içerisindeyim. İyi bir oyuncu olup olmadığıma gelince onu da bilmiyorum. Tek bildiğim, oyunculuğun beni heyecanlandırdığı... :)
Fobileri: Yükseklik korkusu...
En beğendiği yabancı oyuncular: Tom Hanks, Peter Sellers...
En çok çalıştığı yönetmenler; Ertem Eğilmez, Kartal Tibet, Yavuz Turgul, Atıf Yılmaz, Başar Sabuncu, Nesli Çölgeçen...
Kişisel Özellikleri; Utangaç, insancıl, babacan, neşeli, güler yüzlü, cömert, merhametli, mütevazi, zeki, esprili, ön sezgileri kuvvetli, sabırlı, hoşgörülü, sempatik, anlayışlı, kanaatkar ve kibar...
En belirgin özelliği; Babasıyla aynı mesleği yapıp da babasını gölgede bırakan nadir insanlardan Şener Şen...
Zira asla babasının şöhretinin, isminin arkasına sığınma gereksinimi dahi duymadan kendi çalışmalarıyla ayakta kalmak adına büyük mücadeleler vermiştir...
En acılı günü; Dev duayen Anneler Günü arifesinde annesini 9 Mayıs 2015 tarihinde son yolculuğuna uğurlamıştır...
Ve küçük bir anekdot daha; İlyas Salman'ı sinemada ilk keşfeden isim Şener Şen'dir.
Şener Şen'in 37 yıllık dostu olan ünlü yönetmen Yavuz Turgul bakın en yakın arkadaşını nasıl ifade ediyor:
37 yıldır süren bir yol arkadaşlığının içinden seçmeler yapmak... Hele bu süre içinde hakkımızda yazılıp çizildiyse, yan yana fotoğraflar çekildiyse, yan yana ödüller aldıysak, ben ona ödül verdiysem, kısacası içimiz dışımız biliniyorsa ve hepsi de kayıt altındaysa internete girip bin yerden öğrenmek mümkünse nasıl olacak? Benim gözümdeki Şener aslında Türkiye'nin gözündeki Şener ise "bir başka açıdan" Şener'i nasıl anlatabilirim?
Şener; şen şakrak, kahkahalı, yüksek volümlü gibi görünür ama...Gördüğünüz gerçek Şener midir? Anlaması çok zor...
Göründüğü gibi değil. Her gecesinin şenlik tadında geçmesi için programlar yapar, arkadaşlarını toplar, masalar kurar... (Hesabı illa kendisi ödemek ister, cüzdanına davrananla ise itişir, gerekirse güreşir.) :D
Gamlı, tartışma hastası, şeamet tellalı tipleri kendisinden uzak tutar, velhasıl eğlenir, eğlenirken yani siz öyle sanarken... O herkesi izler, her şeyi görür, söylemez kendine saklar. İnsan kabahatlerine gülümseyerek bakar, derviş gibi kabullenir ve bu hali beni ifrit eder. O görmezden gelip bakışlarını başka yere çevirir, ben saldırırım karşımdakine. Kalbine, ruhuna artık neresine gelirse. Dökülmesini saçılmasını isterim.
Şener mahremiyetten yanadır. Kimseye sormaz, sorulmasından haz etmez. İşin ilginç yanı sormaz ama karşısındakini çoktan okumuştur. Bir falcı gibi bilir. Kimse onun gülerken, içerken, şarkı söylerken, şaka yaparken bir iç yolculuğuna çıktığını ve geri döndüğünü bilmez.
İstese hanları, hamamları, yatları, atları, dubleks vilları olurdu. Dünya nimetlerini önüne serdiler. Tek yapması gereken anlaşmalara atacağı bir imzaydı. Ama atmadı o imzayı. Çünkü tek bir amacı vardı. İyi bir filmde yer almak. O kadar.Hiçbir dünya nimeti onu yolundan caydırmadı. Tenezzül bile etmedi. Üstelik bu nimetlere gözünün ucuyla bakması için o kadar haklı nedenleri vardı ki.
Yoksulluğu hepimizden daha iyi biliyordu. İstanbul Zeytinburnu'nda gecekondu hayatı yaşarken de biliyordu, Doğu'da öğretmenlik yaparken, karlar altında tek göz odalı bir evde yoksulluğunu, yalnızlığını öğrencileriyle paylaşırken..
Sonra daha da katmerlisini öğrendi. İşportacılık yaparken, dublajdan dublaja koşarken, figüran olarak girdiği İstanbul Şehir Tiyatroları'nda eşi Oya'yla bakkala ödenecek iki kuruşun hesabını yaparken...
Yoksulluğu hepimizden iyi biliyordu...

Muhsin bey filminin en güzel repliğiyle sizlere veda ediyorum....
-Çiçekler ölmüş...
Hepsi....
Eskiden bir yere ayarladın güneşi iyiyse yerini de sevdiyse ne biçim açardı...
Şimdi güneş aynı, yer aynı...
Suni gübre istiyorlar...
1-2 gram potas koyunca bir coşuyor namusuzlar....
Ama sonra....... :(
Değerli vaktinizi ayırıp okuduğunuz için çok teşekkürler arkadaşlar...
Mutlu paylaşımlar, sevgilerimle... <3
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar