Eski tip bir trenle 6 saatlik yolculuğun ardından Roma Termini tren istasyonuna varmış bulunmaktaydık. Tüm gece boyunca ancak bir veya iki saat uyuduğumu da eklemem gerekir.
Neden gece yolculuğunu tercih ettin diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Asıl nedenim erken satışta bile gündüz trenlerinin gece trenlerine göre çok daha pahalı olmasıydı.

Roma'ya geldikten sonrn ilk işimiz hostelimizde biraz dinlemek oldu çünkü ikimizde kendimizi aşırı derecede yorgun hissediyor idik. 2-3 saat dinlendikten sonra Roma denince ilk akla gelen şey Collesium'u ziyaret etmeye karar verdik.
Metro ile Collesium'a kolayca ulaşabilirsiniz. Yapımına M.S 72 de başlanıp M.S 80 yılında tamamlanmıştır. Collesium genel olarak gladyatör dövüşleri için kullanılan bir arena niteliği taşımaktaydı.
Fakat taklit deniz savaşları, hayvan avcılığı, infazlar, meşhur savaşların yeniden canlandırılması, klasik mitolojiye dayanan dramalar gibi diğer halk eğlencelerine de yer verilirdi. Günümüzde, harap olmasına ve birçok taşın çalınmasına rağmen, Roma İmparatorluğu'nun sembollerinden biri olarak kabul edilir.

Collesium'un hemen ardından Collesium'a çok yakın bir konumda olan Antik Roma Forumuna uğradık. Burayı kısaca açıklamak gerekirse Roma imparatorluğu döneminde şehrin merkezi olma önemine sahip bir bölgesidir. Roma imparatorluğundan kalan diğer bir çok yapıyı burada görebilirsiniz.

Bundan sonraki durağımız italyanca ismiyle Fontana Di Trevi yani namı diğer Aşk Çeşmesi idi. Fontana di Trevi nasıl Aşk Çeşmesi diye çevrilmiş anlayamadım ne yazık ki ama tam çevirisi üç yol Çeşmesi gibi bir anlama sahip.
Neden Fontana di Trevi dendiğine dair iki rivayet var. Bunlardan birincisi bu çeşmenin gerçekten üç yolun ağzında olması. Bir diğeri ise üç yeraltı su yolunun kesiştiği noktada bulunmasıdır.
Bu çeşmenin bir diğer özelliği günde 500 euroya yakın bozuk paranın bu çeşmeye atılmasıdır. Biz de arkamızı dönüp birer bozuk para attıktan sonra yolumuza devam ettik.

Roma turunun belki de tüm İtalya turunun en büyük hayal kırıklığı diğer adıyla Spagna olan İspanyol merdivenleriydi bence. Merdivenlerin en genel özelliklerinden biri 135 basamak olması ve Piazza di Spagna'dan Piazza Trinità dei Monti'ya kadar uzanması. Aynı zamanda en tepe bölümünde de Trinità dei Monti kilisesi yerel almaktadır.

İlk günümüzü collesium, Fontana de Trevi ve Spagna'ya ayırdıktan sonra 2.günü ise komple Vatikan için ayırmayı uygun buldum. Aslına bakarsanız Roma en az iki en fazla 3 günde gezebileceğiniz bir şehir diyebilirim size.

Vatikan'a giriş için ayrı bir vizeye gerek olmadığını peşinen söyleyeyim. Vatikan genel olarak Aziz Petrus Meydanı ve Aziz Petrus Bazilikasından oluşmaktadır.
Aziz Petrus Meydanı Roma'ya ve dünyanın en önemli meydanlarından biri olma özelliğini taşır. Ortasında mısırdan getirilen üzerinde çapraz bir haç olan bir dikili taş bulunmaktadır. Papa ayrıca bu meydanda her yeni yılda halka seslenmektedir.

Aziz Petrus Bazilikası'na girmek için epey uzun bir süre sıra bekledikten sonra. Saat 13 gibi bazilikanın içine girebildik. Bu bazilika 60.000 kişi kapasitesi ile yapı itibariyle dünyadaki en büyük 2 kiliseden biridir. Aynı zamanda kilisenin Hz. İsa'nın 12 havarisinden biri olan Aziz Petrus'un anısına yapıldığını da burada belirtmem gerekir.
Bir çok hristiyan Aziz Petrus'un mezarının bu kilisenin altında olduğuna inanmaktadır. Kilisenin içini gezmeyi bitirdikten sonra bir de kubbesini görelim dedik. Yaklaşık 600 basamaklık yorucu bir tırmanışın ardından kendimizi harika bir Roma manzarası ile karşı karşıya bulduk.
Buradaki merdivenlerle ilgili ayrıca bir parantez de açmak istiyorum. Merdivenler ne yazık ki aynı genişlikte veya sıklıkta devam etmiyor ve bu durum tırmanışı hayli zorlu kılıyor.

Roma'daki son günümüzün ardından sade bir cafe bulup oturduk ve birer cappuccino istedik. Karşımıza gelen şey ise Türk kahvesi fincanından biraz daha küçük ve shot bardağına benzeyen bir bardakta kahvelerimiz servis edildi. İşte bu noktada belirtmem gerekir ki İtalyanların kahve adeti bizden çok farklı. İtalyanlar kahveyi gün ortasında tek yudumda içerler. Yani biz Türkler ya da Amerikalılar gibi uzun uzun kahve keyfi yapma adetleri pek yok.
İlk yazım:
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar