Her Ay 1 Kitap: İnsanlığımı Yitirirken

Her ay 1 kitap konseptinde bu kez insanın kendisini başkalarına kabul ettirmeye çalışırken kendi benliğinden nasıl uzaklaşabildiğini anlatan oldukça karanlık bir esere yönelmek istedim. Osamu Dazai’nin İnsanlığımı Yitirirken adlı romanı, dışarıdan bakıldığında hayatın içinde yer alan ama içeride kendisini insanlardan tamamen kopmuş hisseden bir adamın hikâyesini anlatıyor. Bu kitapta büyük olaylardan çok, insanın kendi içinde sessizce çürümesi var. Okurken bir karakteri uzaktan izlemiyorsun; onun sakladığı korkuların, utancın ve kendine yabancılaşmanın içine doğru çekiliyorsun.

Her Ay 1 Kitap: İnsanlığımı Yitirirken

Osamu Dazai, Japon edebiyatının en önemli ve en karanlık kalemlerinden biri olarak kabul ediliyor. 1909 yılında varlıklı bir ailede dünyaya gelmesine rağmen hayatı boyunca aidiyet, bağımlılık, yalnızlık ve kendini yok etme düşünceleriyle mücadele etti. Yazdığı eserlerde insanı ideal bir varlık gibi göstermedi; onun korkaklığını, çelişkilerini, zayıflığını ve saklamak istediği taraflarını açık biçimde ortaya koydu. İnsanlığımı Yitirirken de Dazai’nin tamamladığı son eser ve yaşamından güçlü izler taşıyan yarı otobiyografik bir roman olarak biliniyor.

Kitabın merkezinde Yozo Oba adında, insan davranışlarını anlayamadığını ve diğer insanlarla aynı dünyaya ait olmadığını düşünen bir karakter bulunuyor. Yozo çevresindeki insanların neye göre güldüğünü, neye göre öfkelendiğini ve birbirleriyle nasıl bu kadar doğal ilişki kurabildiğini çözemiyor. Kendisini ele vermemek için komik, neşeli ve eğlenceli biri gibi davranmayı öğreniyor. İnsanları güldürmesi onun mutluluğundan değil, fark edilmemek ve yargılanmamak için geliştirdiği bir korunma biçiminden doğuyor.

Her Ay 1 Kitap: İnsanlığımı Yitirirken

Bence kitabın en etkileyici tarafı, Yozo’nun gerçek kişiliğini saklamak için oluşturduğu bu maskenin zamanla onun gerçek yüzünün önüne geçmesi. Çevresindeki insanlar onu eğlenceli ve zararsız biri olarak tanırken, o kendi içinde sürekli korku yaşıyor. İnsanların arasında kabul görmek istiyor ama onlara güvenemiyor. Yalnızlıktan kaçıyor ama kurduğu yakınlıkların içinde de rahat edemiyor. Böylece kendisini korumak için kullandığı mizah, bir süre sonra onu dünyadan daha fazla uzaklaştıran bir duvara dönüşüyor.

Yozo’nun yaşadığı yabancılaşma sadece çevresindeki insanlarla ilgili değil. O zamanla kendi duygularını da tanıyamaz hâle geliyor. Ne istediğini, kimi sevdiğini, neden üzüldüğünü ve hayatını hangi yönde yaşamak istediğini belirleyemiyor. Başkalarının beklentilerine göre hareket ettikçe kendi iradesi daha da zayıflıyor. Bu nedenle kitap, topluma uyum sağlayamayan bir insanın hikâyesinden çok, sürekli rol yaparak yaşayan birinin kendi benliğini kaybetmesinin anlatısı gibi hissettiriyor.

Her Ay 1 Kitap: İnsanlığımı Yitirirken

Kitabın ağır taraflarından biri de Yozo’nun yaşadığı her hayal kırıklığından sonra kendisini daha fazla tüketen yollara yönelmesi. Sağlıklı bir çıkış aramak yerine alkol, bağımlılık ve kendine zarar veren ilişkiler içinde giderek daha derine sürükleniyor. Dazai bu süreci romantikleştirmiyor ya da karakteri tamamen masum göstermiyor. Yozo’nun zayıflığını, başkalarına verdiği zararı ve kendi hayatındaki sorumluluğunu da saklamıyor. Bu yüzden ona hem üzülüyor hem de bazı seçimleri karşısında öfkelenebiliyorsun.

İnsanlığımı Yitirirken kolay okunan ama kolay sindirilen bir kitap değil. Dili sade ve doğrudan ilerliyor fakat anlattığı ruh hâli oldukça ağır. Kitabın bazı bölümlerinde olaylardan çok karakterin içindeki umutsuzluk öne çıkıyor. Bu nedenle hızlı bir hikâye, büyük sürprizler ya da umut veren bir dönüşüm bekleyen okurlar için yorucu olabilir. Fakat insanın kendinden kaçmasını, toplum içinde maske takmasını ve anlaşılmadığını düşündükçe nasıl içine kapandığını merak eden biri için oldukça sarsıcı bir okuma sunuyor.

Her Ay 1 Kitap: İnsanlığımı Yitirirken

Bu kitapta kendinden bir parça bulmak için Yozo kadar karanlık bir hayat yaşamış olmak gerekmiyor. İnsan bazen bulunduğu ortamda kabul görmek için gerçekte hissetmediği şekilde davranabiliyor. Üzgünken gülebiliyor, kırıldığında sorun olmadığını söyleyebiliyor ya da yalnız kalmamak için kendisine iyi gelmeyen insanlarla ilişkisini sürdürebiliyor. Kitabın rahatsız edici gücü de burada ortaya çıkıyor. Yozo’nun hayatı uçlarda yaşansa da onun kullandığı maskeler günlük hayatın içinde pek çok insana yabancı değil.

Yozo’ya sadece acınması gereken bir kurban gibi bakmak da bana doğru gelmiyor. Onun anlaşılmaya ihtiyacı olduğu kadar kendi hayatının sorumluluğunu alması da gerekiyor. İnsan geçmişte yaşadığı kırılmaları seçemeyebilir ama bu kırılmalarla ne yapacağını tamamen başkalarının üzerine bıraktığında iyileşme ihtimali giderek azalır. Kitap bu konuda açık bir çözüm sunmasa da insanı önemli bir soruyla baş başa bırakıyor: Bir kişi kendisini sürekli değersiz gördüğünde, başkalarının ona vereceği sevgi gerçekten yeterli olabilir mi?

Her Ay 1 Kitap: İnsanlığımı Yitirirken

İnsanlığımı Yitirirken bana göre mutlu etmek ya da umut vermek için yazılmış bir roman değil. Daha çok insanın sakladığı karanlık tarafı görünür hâle getiriyor ve uzun süre maske takarak yaşamanın bedelini gösteriyor. Yozo’nun trajedisi yalnızca insanların onu anlayamaması değil; onun da kendisini insan olmaya layık görmemesi. Kitap bittiğinde geriye tek bir karakterin çöküşünden fazlası kalıyor. İnsanın başkalarına benzemeye çalışırken kendinden ne kadar uzaklaşabileceğini ve bir gün aynaya baktığında kendi yüzüne bile yabancılaşabileceğini düşündürüyor.

Her Ay 1 Kitap: İnsanlığımı Yitirirken
Cevapla