Sevgili okurlarım ve insancıklar, size aslında hiç uğramak istemediğim ama her insan gibi bir şekilde kendimi aynı döngünün içinde bulduğum o konudan bahsetmeye geldim: Aşk.

İnsan ve Aşkın Genellemesi
İnsan, bulunduğu yere, zamana, hatta yanında kimin olduğuna göre şekil alan bir canlıdır. Bu uyum yeteneği sayesinde hâlâ varız, bunu unutmamak gerekir.
Ama işin içine üreme, ihtiyaç, ya da “sevgi” dediğimiz o muamma girince, tablo biraz kararıyor. Freud’un anne-bebek teorilerini düşünürken bile bazen kendime sorarım: Aşk bir zorunluluk mu? Bir mecburiyet mi? Yoksa sadece binlerce yıldır birbirimizi kandırdığımız gibi bir tesadüften mi ibaret?
Heyhat! “İleride ilişkiler zorunluluk hâline gelecek” deselerdi inanmazdım. Şimdi dönüp bakıyorum da sanırım hep öyleymiş.
Konu aşka gelince, herkesin dilinde aynı kelime: hormon. Nerede o “İnsana doğru hormonları salgılatırsan bir ayıya bile âşık olur.” diyen varlık(!)?
Evet, bazı kadınlarımız bu cümlede kendilerini bulacak.
Haksız da sayılmazlar — çünkü bazılarınız hâlâ düşünebilen, konuşabilen ve kış uykusuna yatmayan ayılarla birliktesiniz. Belki konuşabilen, kış uykusuna yatmayan hatta en önemli özelliği ufak da olsa düşünebilen ayılarla birlikte olduklarının farkındalardır. Günümüz şartlarında bu tip ayıların ekol ya da daha popüler bir karakter oldukları da gerçek. Burada iş biraz sosyal mecralara ve tabii ki karakter yönetebilen, bunu topluma yedirebilen insanlara kalıyor. Oralar ise olmayan karakterlerin birer tiyatro sahnesi. Süslenmiş kişilikler — pazarlanmaya hazır düşünceler ve ibretlik iğrenç hikayelerden ibaret. Bu kısıma takılmanızı istemediğim gibi düşüncelerinizle zaman dahi ayırmanızı saçma bulurum.

Aşk Harmonisi
Aşkın ve sevginin felsefesi nedir? Başlıkta kullandığım gibi bir uyum mu bu, yoksa bir çöküş, bir yanılgının melodisi mi? Yoksa hakikatten kaçışın en cilalı hâli, insanın kendine söylediği en güzel yalan mı?
Hz. Âdem’den başlamak isterim. Her şeyin başlangıcı olarak anlatılan o hikâyeden.
Ama ben oradaki “yasak meyve” masalını geçiyorum. Çünkü orada mesele elma, armut ya da fiziksel haz değil!
Âdem’in yalnızlığı hissettiğini sanmıyorum; yalnızlığın ne olduğunu bile bilmiyordu.
Ama Tanrı ona Havva’yı verdi. Neden? Çünkü insan kendi başına kaldığında düşünmeye başlar, sorgular, direnmeye yeltenir. Peki hangi tanrı aklı bunu ister? Özellikle Adem’in durumunda. Ve belki de o yüzden Tanrı, ona bir “aşk” verdi. Ne büyük bir dikkat dağıtıcı, direnişlerin en güçlüsünü yok eder. Hz Eyyüb’ü hastalıkla değil, aşk ile sınasa sizce kim kazanır?
Eros’ ok mu attı?
Tanrı kader mi yazdı?
Hiç fark etmez. Çünkü o günden bugüne değişen hiçbir şey yok.
Aynı oyun, farklı sahne.
Kaderciler aynı, kurbanlar aynı ve aşklar aynı.
İnsan, aşkı hep kutsallaştırdı çünkü onsuz yaşamanın ne kadar acı olduğunu gizlemek zorunda hissetti.
Oysa aşk dediğiniz şey belki insanın kendi yalnızlığını reddetme biçimidir.
Aşık olan, kendine itiraf edemediği eksikliğini başka birine yükler.
Bu yüzden her aşk biraz kaçıştır aslında — süslü, duygusal bir kaçış.
Aranızda âşık olanlar, sevenler, delirenler, kendini kaybedenler vardır.
Ama itiraf edin: hanginiz gerçeğiyle, gerekliliği karıştırmayarak sevdi?
Hanginizin sevgisi pazarlıksızdı?
Düğün, aile, para, çevre, statü, inanç, gelenek… hepsi aynı zincirin halkaları.
Ve siz, o zinciri boynunuza kendi elinizle takan gönüllü, prangalı tutsaklarsınız.
İşte bu yüzden gülerim ben “büyük aşk”, “gerçek aşk” masallarına.
Gülerim çünkü herkes aynı sahte oyunun. Oyuncusu olmuş.
İlişkiler artık “uygunluk dosyası”, aşk “ekonomik ortaklık” hâline gelmiş.
Sonra da çıkıp “maneviyat” dersiniz — önce parayı, sonra dua edip âmin dersiniz.
Ah siz, sahte kutsalların, küçük çıkarların insancıkları!
O boş laflarınız, o içi kof duygularınızla insan değil, sadece üreyen canlılar olursunuz.
Kusura bakmayın ama çoğunuzun duygusal zekâsı, Türkiye’nin ekonomisinden kötü.

Beklenilen Başlık: Gerçek Aşk
Okuyucularım ve insancıklarım…
Şimdi geldik hepinizin beklediği o meşhur başlığa: Gerçek Aşk.
Ama üzgünüm, burada ne masal anlatacağım ne de size umut satacağım.
Çünkü aşk, sizin sandığınız kadar kutsal, sizin yaşadığınız kadar da masum değil.
Aşk, bizim yüklediğimiz anlamlar kadar kirli ve yaşadığımız kadar sahtedir.
Bazılarınız hâlâ “aile kurmak zorundayım” diyerek duygularını ve kendisini pazarlarken
bazılarınız “özgürüm” diyerek yalnızlığın saçma senfonisini kulaklarımızın pasını alıyor.
Oysa her iki durumda da aynı sahnede oynuyorsunuz — biri geleceğini parlatıp süslemek birisi ise gününü gün etmek istiyor.
Kimimiz annelerin, kimimiz babaların hatalarından, kimimizse iki tarafın da plansızlığından doğduk.
Birçoğumuzun hikâyesi, bir anlık arzunun, bir küçük yanlışın, bir unutulmuş gecenin ürünüdür.
Sonra büyürüz ve aynı yanlışı “aşk” diye süsleriz.
Adına kader deriz, inanç deriz, hatta bazen “ilahi bağ” bile deriz — çünkü gerçeğe bakmak fazla acıtır.
Gerçek aşk diye bir şey varsa, o kimsenin size anlatamayacağı,
bir kitapta, bir filmde ya da bir şarkıda bulamayacağınız düşüncedir.
O, sizin yaşadığınızla ve yaşattığınızla sınırlıdır.
Çünkü aşk, herkes için bir deneyim olurken, evrensel bir dil kullanmamaktır aşk. Herkesin kör kütük olduğu değil, kişinin ciğerinin ve belki kendisinin içten içe yakmasıdır.
Size “gerçek aşk şudur” diyen kim varsa, emin olun o, kendi yalanını halka sunmuştur.
Gerçek aşk ne cinsiyettedir, ne güzellikte, ne zekâda, ne de kas sayısında.
Çünkü bütün bu etiketler zamanla çürür, fakat his eğer gerçekten var olmuşsa sizden bile uzun yaşar.
Ulaşılamayan, hatta olmaması gereken aşklara tutunun.
Edinin, kaybedin, yanın, ama yaşayın.
Çünkü kaybetmek, hiç yaşamamaktan çok daha gerçektir.
Yeter ki, sevginiz kalbinizi ağırlaştırsın.
Ve evet…
Hayat sizin, aşklarınız da öyle.
Bırakın kimileri aşk yüzünden şair olsun, kimileri aşk yüzünden küfretsin.
Bırakın birileri yanarken diğeri ısınsın.
Ama bırakmayın yaşamayı.
Çünkü yaşamadığınız hiçbir aşk bırakın sizi, sizden başkasına ve hatta size dahi ait olmaz.
Kelimelerim ve düşüncelerim, hep senin iyi ya da kötü olan kalbinin bir neferiydi.
Nefretimin annesi, iyiliklerimin sebebisin.
Bazen bir tanrıça bazense şeytanın, iblisin tekisin.
Benim sevgimin tercihisin, inançlarımın kadınısın.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar