Sanatın Gerçek Yüzü, Tabloların Arkasındaki Sırlar!

Gördüğümüz tabloların arkasında nasıl hikayeler var, hiç düşündünüz mü? İşte bazılarına bambaşka gözle bakmanızı sağlayacak detaylar.. Her tablo bir roman gibi. Kimi aşkı, kimi acıyı anlatıyor.

Rosamund'un efsane intikamı

Rosamundun efsane intikamı
Rosamund'un efsane intikamı

Lombard ve Gepid halkları arasında 20 yıl süren bir savaş vardı ve 20 yılın ardından Lombard'lar Gepid kralı olun Cinimund'u öldürerek bu savaşı kazandı. Zaferi kazanan Lombard kralı Alboin bir ziyafet yemeği verdi ve öldürdüğü Gepid kralının kızı Rosamundu da rehin alarak kendisiyle evlenmeye zorladı. Alboin zaferini göstermek ve babasının ölümünü ona hatırlatmak için korkunç bir davranışta bulundu. Rosamund'un babasının kafa tasını temizletti ve altınla kaplattı ve bu kafatasını bir kadeh olarak kullanmaya başladı. Bir gece Alboin Rosamund'a bu kafatasından zorla şarap içirtti bu hareket hem ona hemde babasının anısına büyük bir aşağılamaydı. Esir alınan Rosamund çoktan babasının intikamını almak için planlar yapmaya başlamıştı. Rosamund hala kralın eşi konumundayken Helmechis adındaki bir adamı kandırarak onunla birlikte oldu ve eğer kralı öldürmezse kendisine tecavüz ettiğini ve bunu krala anlatacağını söyledi. Korkuya kapılan Helmechis ise Kralı öldürdü.

Prens Pedro ve hizmetçi İnes

Prens Pedro ve hizmetçi İnes
Prens Pedro ve hizmetçi İnes

Portekiz prensi olan 1.Pedro soylu ve zengin bir prens olarak yaşamaktadır. Hizmetçisi İnes ise onunla birlikte büyüyen, sadık ve sevecen bir genç kızdır. Aralarındaki ilişki sadece hizmetçi ve efendi arasında olmaktan öte zamanla sevgi ve bağlılığa dönüşür ancak bu ilişki babası Kral Afonson'un kulağına gider. Oğlunun bir hizmetçiye aşık olduğunu öğrenen Kral derhal İnes'i sürgüne yollar ancak Prens Pedro aşkından ayrı kalamaz ve babasının uyarılarına rağmen İnes'in peşinden gider. Duruma çok sinirlenen Kral Afonso hizmetçiyi öldürmeleri için emir verir. Kralın adamları kısa bir sürede İnes'i buldukları yerde idam ederler. İnes'in aşkından yanıp tutuşan Pedro ise kral olduktan sonra büyük bir intikam alacağına yemin eder. Kral olduktan sonra İnes'in mezarını açar ve İnes'i idam eden herkesi saraya toplayıp ölü Kraliçenin elini öptürür ve kalplerini yerinden söker.

The Accolade (Kral Arthur'a İhanet)

The Accolade (Kral Arthura İhanet)
The Accolade (Kral Arthur'a İhanet)

Sir Lancelot, Yuvarlak Masanın en cesur ve en önemli şövalyesiydi Kral Arthur'un en güvendiği adam, krallığın sembolüydü. Fakat en büyük savaşı ihanetle değil içindeki yasak aşkla oldu. Kraliçe Guinevere, Camelot'un zarafeti, Arthur'un eşi ve halkın gözünde dokunulmaz bir figürdü. Ama Lancelotla aralarında zamanla gelişen bağ dostluk sınırlarını aştı. Bu ilişki, gizli bakışlarla başladı, sessiz özlemlerle derinleşti ve sonunda geri dönülmez bir noktaya vardı. Birbirlerine duydukları aşk hem tutkuluydu hem de yıkıcıydı. Çünkü bu aşk Arthur'un güvenine, Camelot'un düzenine ve şövalyelik yeminlerine karşıydı. Bir gün Sir Agravin Lancelot ve Guinevere'in ilişkisinden şüphelendi ve bunu ortaya çıkarmak için bir tuzak kurdu ve Lancelot gizlice Guinevere'in odasına girerken yakalandı. Gerçek ortaya çıkınca Arthur ihaneti affedemedi. Lancelot Kraliçeyi idamdan kurtardı ama bu hareket bir iç savaşa neden oldu. Krallık bölündü, dostlar düşman oldu Guinevere bir manastıra çekildi, Lancelot keşiş oldu. Arthur ise ihaneti ve savaşı arkasında bırakıp Avalon'un sisleri arasında kayboldu.

Prenses Hellelil ve Şövalye Hilderbrand

Prenses Hellelil ve Şövalye Hilderbrand
Prenses Hellelil ve Şövalye Hilderbrand

Hellelil, bir kralın kızıydı. Güzel zarif ve asil bir genç kızdı. Babası onu korumak için 7 savaşçıdan oluşan bir muhafız grubu tutmuştu. Bu muhafızlar arasında en güçlü ve cesur olanı, aynı zamanda Kralın yaveri olan şövalye Hilderbrand idi. Hellelil ve Hilderbrand zamanla birbirlerine aşık oldular ancak bu aşk gizemli kalmalıydı çünkü Hellelil bir prenses olduğu için ailesi onun soylu biriyle, uygun bir evlilik yapmasını bekliyordu. Hilderbrand ise bir şövalyeydi, cesur ve asil ruhlu olmasına rağmen kraliyet soyundan gelmediği için Hellelil'le evlenmesi imkansızdı. Zamanla bu yasak aşk fark edildi. Hellelil'in yedi kardeşi bu ilişkiyi öğrendiklerinde büyük bir öfkeye kapıldılar. Hilderbrand'ın kardeşlerinin onurunu zedelendiği düşündüler ve onu öldürmeye karar verdiler. Hilderbrand Hellelil'in kardeşleriyle dövüştü. Hepsine karşı cesurca savaştı altısınıda tek başına alt etti kılıcı kana kalbi acıya bulanmıştı aldığı darbeler ise ona ağır yaralar açmıştı. Hilderbrand sonuncu kardeşi de alt etti ve tam son darbeyi vuracakken Hellelil "Lord Hilderbrand! Tanrı aşkına onun canını bağışla" diye bağırdı. Hilderbrand arkasına dönüp ona baktığında prensesin gözlerinde aşk değil korku gördü o an sonuncu kardeş ayağa kalktı ve Hilderbrand'e ölümcül darbeyi vurdu. Şövalye Hilderbrand oracıkta can verdi,krallığa geri döndükleri zaman ise Hellelil bu hikayeyi annesinin kollarında ağlayarak ona anlattı. Kalbi bu acıyı daha fazla kaldıramayan Hellelil annesinin kucağında hayatını kaybetti.

Isabella ve Fesleğen Saksısı

Isabella ve Fesleğen Saksısı
Isabella ve Fesleğen Saksısı

Isabella ticaretle uğraşan iki abisinin yanında çalışan Lorenzo'ya aşık olur. Lorenzo da bu aşka karşılık verince ikili bir ilişkiye başlar ve fırsat buldukları her an bahçede buluşurlar. Isabella'yı zengin bir tüccarla evlendirmek isteyen kardeşleri bir gün bahçede Lorenzo ve Isabella'yı samimi bir şekilde görür ve ikilinin arasındaki ilişkiyi öğrenirler. Isabella'nın kardeşleri Lorenzo'ya bir tuzak kurup ondan kurtulmaya karar verirler. Onu bir iş için ormana çağırırlar Lorenzo ormana gelince onu orada öldürüp başını keserler. Isabella'ya ise Lorenzo'nun kaçtığını ve başka bir ülkeye gittiğini söylerler. Uzun zaman boyunca aşkının dönmesini bekleyen Isabella gece rüyasında Lorenzo'yu görür. Lorenzo rüyada ona olanları anlatır nereye gömüldüğünü söyler.Isabella ormana giderek cesedi bulur kesik olan başını alarak gözyaşları ile suladığı bir fesleğen saksısının içine koyar. O günden sonra Isabella her gün aşkının başının bulunduğu fesleğen saksısına sarılarak ağlar.

Shallot Leydi

Shallot Leydi
Shallot Leydi

Leydi Elanie, Camelot yakınlarında bir nehrin ortasında bulunan Shallot adasına hapsedilmiştir. Bu adada bir kulede dokumacılık yapmaktadır. Ancak Elanie kuleden çıkarsa hatta camdan dışarı bile bakarsa ölmekle lanetlenmiştir. Dış dünyayla tek bağlantısı pencereden dışarının yansımasını izlediği aynasıdır. Bir gün şarkı söyleyen bir ses duyar. Aynasından bakar ve atının üstündeki Lancelot'u görür. Lancelot oldukça yakışıklıdır, Leydi Elanie ondan çok etkilenir gözleriyle görmek ister. Pencereden dışarı baktığı an yanındaki ayna parçalanır. Lanetin gerçekleşmeye başladığını anlar ama yine de bir umutla kuleden çıkar ve nehirde duran bir kayığa atlar ona yetişmek için. Nehirde bir süre yol aldıktan sonra lanet gerçekleşir ve son nefesini verir güzel Elanie.

Aşkın Tacı

Aşkın Tacı
Aşkın Tacı

Normandiya'da kendisi tarafından yaptırılan, Pitre adlı şehirde yaşayan bir kral, karısının ölümünden sonra kızlarına aşırı derecede bağlanır. Kızları büyüyüp evlilik çağına geldiğinde onlardan ayrılmamak için kendince bir plan yapar. Amacı kızıyla evlenmek isteyen kişiyi kazanması imkansız bir teste sokmaktır. Büyük kızı için talipler gelmeye başladığı zaman onlara kızını kucağına alarak Pitre dağının zirvesine kadar durmadan ve dinlenmeden çıkan ilk kişiyle evlendireceğini söyler. Birçok soylu dener ama çoğu daha yolu yarılamadan bayılır. Bir süre sonra diyardaki bir kontun oğlu kralın büyük kızına aşık olur ve kızda bu aşka karşılık verir. Vakit geçer ve gizli gizli buluşurlar. Sonunda adam ona kaçmayı teklif eder ama kız babasını üzmek istemediği için teklifi reddeder. Aynı zamanda adamın sınavı geçecek kadar güçlü olmadığını da bilmektedir. Kız adama Salerno'da iksir yapımında uzman olan teyzesinden bahseder ve ona mektup yollayıp bir güç iksiri yapmasını ister adam iksiri almaya gider ve döndüğünde herkesin önünde kıza evlilik teklifi eder. Kral adamın zayıflığı karşısında dehşete düşer ancak yine de halka olaya tanık olmaları için haber gönderir. Kralın kızı ise sevgilisi onu taşırken yorulmasın diye yemek yemeyi keser, neredeyse açlıktan ölecek dereceye gelir. Sınav günü gelir ve genç adam aşkını kucağına alarak yürümeye başlar. Bu esnada iksiri ağzında taşıyordu ama buna ihtiyacı olmadığına karar verip kendine güvendi. Genç adam iksiri içmek için yavaşlarsa kalabalığın dikkatinin dağılacağını düşündü. Adam yolun üçte ikisini tamamladı ancak yine de iksiri yutmadı. Hiç durmadan zirveye ulaşmayı başardı ama kızı bıraktığı gibi yorgunluktan düştü ve orada can verdi. Adamı kollarına alan genç kız onun öldüğünü görünce kahroldu, öncesinde haftalardır süren açlığı ve bu dehşet verici üzüntü yüzünden oda orada öldü. Onlardan haber alamayınca yukarı giden kral ve askerleri iki gencin cesedini buldu.

Sizin hikayesini en çok beğendiğiniz tablo hangisi?

Sanatın Gerçek Yüzü, Tabloların Arkasındaki Sırlar!
Cevapla