Günümüzde her geçen gün daha fazla artarak dile getirilen ve bir çok farklı platformlar da tartışma konusu haline gelen sorulardan biri de “Erkekler prens mi oldu?”
Peki ama insanlar neden böyle söylüyor ve neden bu soruyu soruyorlar?
Dilerseniz, bu yazımda sizler ile birlikte bu soruya uygun ve doğru cevapları aramaya çalışalım mı?.
Öncelikle “prens” derken tam olarak ne kastediliyor?
Tarihte prenslik; kralların oğullarına verilen, soyluluğu ve asaletin sürekliliğini temsil eden bir unvandı. Krallık, soydan soya geçerek sürdürülür ve prensler bu zincirin en değerli halkası kabul edilirdi.
Artık eskisi gibi krallıklar neredeyse tamamen ortadan kalkmış olsa da, hâlâ yaşayan prensler ve prensesler var. Ancak onlar da yalnızca birkaç ülke dışında, hükmetme gücünden yoksun, sembolik varlıklar olarak hayatlarını sürdürüyorlar.
Peki, yaşadığımız bu modern çağda “prenslik” kavramından neden ve hangi yönleriyle söz ediliyor olabilir? Günümüzde “prenslik”, eskisi gibi asalet ve hayranlık uyandıran bir kavram değil; aksine, hoşnutsuzluk ve hatta alay konusu haline gelmiş durumda.
Şimdi gelin, “Tüm erkekler prens mi oldu?” sorusuna biraz daha yakından, biraz daha detayına inmeye çalışalım.
Tarih sahnesinde prensler, toplumun geri kalanından farklı, ihtişamlı bir yaşam sürerdi. Gösterişli giysileri adeta birer sanat eseriydi.
Elbette, günümüzde yapılan bu benzetme, o dönemdeki ihtişamlı kıyafetler nedeniyle yapılmıyor.
O zamanlar prensler, sıradan halk gibi işe gitmek ya da geçim derdiyle uğraşmak zorunda değildi. Onlar, krallara yakışır sofralarda yemek yemeyi bilmek, çatal bıçak adabına hâkim olmak ve hatta eğlence anlayışlarında bile belirli kurallara uymak zorundaydılar.
Ancak onların yaşamı yalnızca zarafetten ibaret değildi.
Bir gün ülkenin kralı olacakları için, gerektiğinde güçlü ve cesur bir savaşçıya dönüşebileceklerini kanıtlamaları da gerekirdi.
Bu sebeple, sportif ve savaş temalı müsabakalar düzenlenirdi. Halk, bu müsabakalarda geleceğin kralının nasıl biri olacağını görür, güven tazelerdi.
Bu etkinlikler; dostlara güven, düşmanlara korku vermek ve prens için uygun bir eş adayı seçmek gibi çok yönlü amaçlara hizmet ederdi.
Günümüzdeki “prens” benzetmesi ise tüm bunlardan oldukça farklı bir noktada duruyor.
Modern çağın “prensleri”, çoğu zaman hiçbir işte çalışmayan, üretmeyen; ama buna rağmen bir asalet, zarafet ve centilmenlik havası takınan erkekler olarak eleştiriliyor. Ne var ki, tarihî prensler gibi cesur bir lider olma potansiyeli taşımıyorlar.
Ellerine bir tornavida verseniz, bırakın vidalamayı, tornavidanın ne işe yaradığını bilemeyebilirler. Vida nedir diye sormanıza gerek yok; büyük ihtimalle hayatlarında ilk kez bu kelimeyi duyuyormuş gibi bakacaklardır. “Bu gerçekten saçmalık” dediğinizi duyar gibiyim.
Hayatlarında bir çekiçle bir çivi bile çakmamışlardır. Ellerine çekiçle çivi verip “Hadi çak” deseniz, muhtemelen “Ben ağaçlara zarar vermeye kıyamam” gibi palavra bir bahane uydurabilirler.
Hadi diyelim ki, ülkenize bir düşman saldırdı. Ne yapacaklarını sorsanız… Karşılarındaki düşmanı şok edip caydırmak için “Höyt!” diye bağırdığın da... prensimizin bu şok edici etkiye karşılık vereceği tepki, düşmanı bambaşka bir sebepten şoka sokabilir. İnanın O; sahneyi hiç hayal edip düşünmek bile istemiyorum… sizde unutun lütfen.
Hatta bazılarının savaş meydanında karşılarına çıkan cesur ve güçlü bir düşmanı görünce, “Savaşmayalım, sevişelim” diyecek kadar naif bir yaklaşım sergilemeleri bile mümkün.
Peki, bu durumun kökeninde ne var?
Modern çağın “prensleri”, çocukluklarında anne ve babalarının ayrılığı nedeniyle çoğunlukla anne egemen bir ev ortamında büyüyorlar. Geçmişte prensler, babaları olan kralları savaş meydanlarında izleyerek cesaret ve liderlik kavramlarını içselleştirirdi. Oysa günümüzde birçok erkek çocuk, bir “ana kraliçe” ve prenseslerin yoğun olduğu bir aile ortamında yetişiyor.
Anne, her ne kadar oğlunu bir kral gibi yetiştirmeye çalışsa da… evin içindeki diğer kadın bireylerin varlığı, gündelik yaşamın akışı ve davranış kalıpları, ister istemez erkek çocuğun gelişimini şekillendiren bir çevre oluşturur.
Bu tür ortamlarda erkek çocuk, sadece anneden değil; abladan, teyzeden, haladan veya evde sıkça bulunan diğer kadınlardan da etkilenir. Evde kullanılan eşyaların seçimi, dekoratif zevkler, konuşulan konular, ifade biçimleri… Hepsi, farkında olunmadan çocuğun zihnine bir ‘davranış haritası’ çizer.
Erkek çocuk böyle bir atmosferde, kendi cinsiyetine özgü davranış kalıplarından çok, kadın figürlerine ait duygu ve hareket tarzlarını gözlemleyerek büyür. Oysa insan psikolojisi için rol modeller hayati önem taşır. Özellikle çocuklukta öğrenilen davranış kalıpları, bireyin kimlik gelişiminde temel yapı taşlarıdır.
Araştırmalar gösteriyor ki, çocukluk çağında erkek çocuğun etrafında güçlü bir erkek rol modelinin yokluğu; onun biyolojik ve psikolojik gelişiminde ciddi izler bırakabilir. Çünkü erkekteki testosteron hormonunun doğal akışı bile, çevresel uyaranlarla şekillenir.
Fiziksel aktivite, güç kullanımı ve rekabet hissi… Bunlar erkek beyninin gelişimi için biyolojik düzeyde gereklidir. Ancak bu uyarılar eksik kaldığında; çocuk, erkekliğin doğasında var olan mücadeleci ve girişken özellikleri yeterince deneyimleyemeden büyür.
Sonuç olarak…
Anne ne kadar ‘oğlumu bir kral gibi yetiştiriyorum’ dese de; evdeki kadın figürlerinin baskınlığı, erkek çocuğun cinsiyet kimliğinin oluşum sürecinde sessiz ama güçlü bir etki yaratır. Bu etki, zamanla onun hayata bakışını, duygularını ifade ediş biçimini ve kendine biçtiği rolü bile değiştirebilir.
Özellikle erkek cinsiyetinde baskınlık sağlayan testosteron hormonunun üretimi; hareket etmek, fiziksel güç sarf etmek ve efor harcamakla doğrudan ilişkilidir. Hareketsiz bir yaşam süren, bedensel çaba göstermeyen erkeklerde testosteron üretimi düşer. Bu da, biyolojik olarak erkekliği temsil eden birçok özelliğin zayıflamasına sebep olur.
Belki de bu yüzden, modern çağın “prensleri” geçmişte yaşamız bir çok savaşçı, lider ve düşmanların önünde güçlü ve cesur olarak "dimdik" duran prenslerinden çok uzak oldukları bir gerçektir…
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer