"Kapiland'ın Kobayları" Kitabını İnceliyoruz!

Miyase Sertbarut - Kapilandın Kobayları
Miyase Sertbarut - Kapiland'ın Kobayları

İçimden aklımda iz bırakmış hatıraları derleyip, benceler kısmında yayınlamak geldi. Gelin, lafı daha fazla uzatmadan bende yeri önemli olan, usta bir yazar tarafından neşredilmiş Kapiland serisini irdeleyelim.

Seneler evvel 7. Sınıf'a giderken, okulumuzda hem ilkokul hem de ortaokul talebelerinin katılacağı, bir kitap sınavı düzenlenecekti. İkili öğretim gördüğümüz için "ilkokul ve ortaokul" diye ayırmama pek de şaşırmayın.

İmtihan olacağımız kitabın kopyaları gelmeden, çok sevdiğim Türkçe hocam bana kendisinde bulunan ve serinin ilk kitabı olarak geçen "Kapiland'ın Kobayları" adlı romanı verdi. Sonradan başka arkadaşlar da aldı. Zaten okullar, ara tatile girdiğinden mütevellit onu okuyup, çalışmamız için bolca zamanımız vardı.

Miyase Sertbarut
Miyase Sertbarut

Eve gelir gelmez, aldım elime romanı. Kitabın kapağında, yazar bölümünde "Miyase Sertbarut" yazıyordu. Sayfalarını biraz karıştırıp, iyice kurcaladıktan sonra başladım, okumaya.

Kitap Bize Ne Anlatmak İstiyor?

Kitabın konusu; gençler arasında git gide artan şiddet olayları sonucunda, gelişmiş bir ülke olan "Kapiland" ile (nâm-ı diğer ABD) Türkiye'nin 7-17 yaş arasındaki bireylerin yaşadığı bu sorunlara bir çare bulmak adına, ortak bir çatı altında araştırmalar, deneyler yapmaya başlaması.

Kapilandın Kobayları Kitabını İnceliyoruz!

Uzun süren çalışmalar, "Anti-Row" adlı bir şurubun elde edilip, Türkiye de 7-17 yaş arasındaki çocukların içmesinin zorunlu tutulmasıyla son bulur.

Her öğrenci, bu şurubu günde 1 kaşık içerek kullanır. Lâkin kapitalist bir anlayışı benimsemiş olan bu ülkenin, pis emellerinin meyvelerini vermeye başladığından kimse haberdar değildi.

Beyhan Lisesi Öğrencileri
Beyhan Lisesi Öğrencileri

Fakat binlerce genç içerisinden yalnızca 1 kişi içmez, o şurubu. Kitaptaki adıyla Hayri, ya da arkadaşlarının deyimiyle "Marjinal" O, arkadaşlarının şişmanlamaya, epey gıda tüketmeye başladığını fark eder.

Öğrencilerin sağlığının tehlikede olduğunun farkında olan tek kişi, Marjinal değildir. Öğretmenler bunu gayet iyi bilse de, hiç bir şey yapmadan öylece oturmaktadır.

Marjinal, sonrasında dedesi sayesinde Kapiland'ın amacının Türkiye'ye ithal edilmiş olan bu şurubun içine iştah açıcı maddeler enjekte edip, kendilerinin üretmiş olduğu ürünleri (yiyecek, giyecek ve içecek) alması için kurmuş olduğu bir komplo olduğunu anlar.

Genç vatandaşlarının gittikçe kilo aldığını, giyecek ve yiyecek ihtiyaçlarının; bir anda zuhur eden aşırı alışverişten dolayı karşılanamadığını gören devlet yetkilileri, basına demeç vererek, sorunun süper güç olan Kapiland'dan yeni ürünler satın alarak çözüleceğini belirtir.

Kapiland'ın ülkeyi birbirine kattığı yetmiyormuş gibi, bu sorunların sözde çözümü için kendi "GDO'lu" ürünlerini Türkiye'ye satması, devleti daha da beter bir duruma sokar. Bunun sonucunda, yalnızca genç kesim değil, tüm halk bu yiyeceklerin tesiri altında kalıp kilo almaya başlar.

Akabinde, artık buna "Dur!" Demek isteyen ve Marjinal'in de edebiyat öğretmeni olan, Sevda isimli genç bir hoca, çeşitli yardım kuruluşlarına, vakıflara ve gazetecilere net delillerle bir yazı yollar. Tabi, malum ülkenin ajanlığını yapan kişiler onu rahat bırakmaz.

Bu sırada, Marjinal de yakın arkadaşı olan Mehtap'a ve sonrasında dost olacağı Burhan'a ve Ezgi'ye mevzuyu anlatır. Onlarda şurubu içmeyi bırakırlar. Sevda Hoca ile işbirliği yaparak, Kapiland'ın foyasını ortaya çıkarırlar.

Genel olarak, kitabın konusu bu şekilde. Siz ne anladınız? Sizce de bu kitapta bahsi geçen mevzular, günümüz ABD'sini yansıtmıyor mu ? Sırf para uğruna, masum gençlerin sağlığıyla oynayan ve onları kukla gibi oynatan bir ülkeden, bahsediliyor bu romanda.

Kitabın Esinlenildiği Olay

Kapilandın Kobayları Kitabını İnceliyoruz!

Kitabı ilk okuduğumda aklıma, 40'lı yıllarda ABD'nin "Marshall Planı" başlığı altında 16 ülkeye sunduğu yardım paketi geldi. Bu projeye göre, üye ülkelere süt tozu yardımı yapılacaktı.

Türkiye'ye ulaşan bu süt tozlarını, ilkokul çocuklarının içmesi zorunlu kılındı. İçmeyen çocuklara ise zorla içirildi. Bu olayın akabinde, Anadolu da ilk kez çocuk felci vakalarına rastlandı.

Halk, buna rağmen o süt tozlarını almaya devam etti. Zira o dönemlerde 1 litre sütün fiyatı, 100 kuruş iken süt tozlarının fiyatı 10 kuruştu.

"Ucuz malın alıcısı çok olur." Sözü gerçek oldu ve halk doğal sütü kullanmayı bıraktı. Hastalıklar, fersah fersah artış gösterdi. Bu işe bir çözüm bulmak isteyen hükümet, ABD'den tonlarca aşı satın aldı. Biz de, o tedavi materyallerine yüzlerce dolar ödedik.

Ana Akım Tarih'in daima es geçtiği bu olay, Türkiye'nin kara lekelerinden biri olarak kaldı. Kalmaya da devam edecek.

Sizlere anlattığım, bu kısa tarihi olay ve mevzu bahis, hikayenin arasındaki benzer motifleri yakalamışsınızdır. İçilmesi zorunlu tutulan bir içecek, sonrasında gençler üzerinde yan etkiler bırakması.

Yazar'ın, kitabın hikayesinin temelini buradan attığı anlaşılıyor. Onu bunu bir kenara bırakalım. Peki, bu romanın ana fikri ne ? Benim kanımca, sorgulamamak. Eğer insanlar biraz olsun sorgulayıp, isyan etselerdi; bunlar yaşanmayacaktı.

Bu arada, ufak bir bilgi verelim. Kapiland sözcüğü, Kapitalizm'in kısaltılmış ve İngilizce de "kara parçası" anlamına gelen land sözcüğünün birleşmiş halidir.

"Kapiland'ın Kobayları" Kitabını İnceliyoruz!
Cevapla