Herkese merhaba! Bencem'e hoş geldiniz... :)

Halk ozanları, bir bakıma toplumun dilleridir. Daha çok doğaçlama olarak saz çalıp türkü söylerler. Halkla iç içe yaşarlar. Toplumların olumlu ya da olumsuz taraflarını dile getirip dillendirirler. Bulundukları dönemde her halk ozanının ayrı bir yeri vardır aslında. Ama tüm halk ozanlarımızın buluştuğu tek bir yer vardır: Orası da halkların gönülleridir. İşte bende tam bu noktada size gelmiş geçmiş en ünlü halk ozanlarından bahsetmek istiyorum. Arkanıza yaslanın ve keyfinize bakın. İyi okumalar...
1-) Yunus Emre

Türk halk ozanlarının öncüsüdür diyebiliriz. Türk'ün İslam'a bakışını, Türk dilinin güzellik ve özellikleriyle ustaca kullanarak dile getirir. Yaklaşık 700 yıldır Türk halkınca şiirleri ezberlenip dilden dile geçmiştir. Türk kültürünün yapısı ve medeniyetinin oluşmasında çok büyük emekleri vardır.
2-) Pir Sultan Abdal

Asıl adı Haydar olup, 16. yüzyılda Sivas'ta yaşamış olan bir halk ozanımızdır. Genellikle Osmanlı otoritesi ve bürokrasisine karşı olan tutumundan dolayı idam cezası alarak idam edilmiştir. Ölümünün ardından kollektif bir bilinç oluşturmuştur. Anadolu halk kültürünün büyük örneklerinden birisidir.
3-) Karacaoğlan

17. yüzyılda (1606-1679) yaşamıştır. Şiirleri genel olarak aşk ve doğa ile alakalıdır. Duygularını, hislerini, yaşadıklarını, düşüncelerini içten, gerçekçi ve özgün bir şiir yapısı içinde anlatır. Çok temiz, yalın ve güzel bir Türkçesi vardır. Ayrıca aşık edebiyatında yepyeni bir söyleyiş getirip farklılık kapılarını aralamıştır. Kendisinden sonra ki bir çok ozanın ilham kaynağı olmuştur.
4-) Köroğlu

16. yüzyılda yaşamış olan halk ozanlarımızdandır. Eserlerinde özgürlüğü ve kavgayı işler. Eski bir efsane kahramanı olan Köroğlu’nun adını almıştır. Hatta bilinene göre III. Murat zamanında Osmanlı ordusuyla beraber İran savaşına katıldığı söylenir. Bolu Beyi’nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkmıştır. İyiliksever ve aynı zamanda yiğit oluşu ile destanlaşmıştır.
5-) Dadaloğlu

Bu halk ozanımızın 18. yüzyılın son çeyreğinde doğup 19. yüzyılın ortalarında öldüğü bilinmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla beraber Avşar boyundan olduğu bilinir. Türkmen ozanlarındandır. Dili geleneksel halk Türkçesidir. Şiirleri, yerleşik yaşama geçmeye direnen Türkmen aşiretlerinin çığlığı ve karşı koyması gibidir. Asıl ününü kavga türküleri ile yapmış olsa da aşk konularını da başarıyla işlemiştir.
6-) Aşık Veysel Şatıroğlu

Bahsetmesek olmazdı. 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğdu. İki kız kardeşi çiçek hastalığı nedeniyle vefat etti. Ardından da kendisi 7 yaşında aynı hastalıktan dolayı bir gözünü, daha sonra ise diğer gözünü kaybetti. Daha sonra babasının, oyalanması için aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı. Daha sonra ise tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer'in de iknalarıyla kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı. Eserlerinde kullandığı Türkçe yalındır ve dili büyük bir ustalıkla kullanır.
7-) Aşık Mahzuni Şerif

Kahramanmaraş’ın Afşin İlçesi’nin Berçenek Köyü’nde doğmuştur. 1955 yılında Ankara 'da ki (daha sonra Mersin'e taşınan) astsubay okuluna girdi. 1964 yılında ilk plağı ile müzik dünyasına giriş yapmış oldu. Daha sonra 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Federasyonu tarafından dünyanın en büyük 3 ozanı arasında aday gösterildi. Sivas Dramı adlı türküsünü, Sivas katliamında yaşamını yitirenlere ithaf etti. Kalp ve solunum yetmezliğinden ötürü Almanya Köln'de hayatını kaybetmiştir.
8-) Neşet Ertaş

Babası saz ustası Muharrem Ertaş’tır. Annesinin vefatı sonrası babası ve kardeşleriyle birlikte köye yerleşmişlerdir ve çocukluğunu köyde geçirmiştir. Neşet Ertaş ilkokula gittiği dönemde önce keman sonra da bağlama çalmayı öğrenip 1957 yılında ilk plağını piyasa sürmüştür. İlk plağı halk tarafından çok beğenilmiştir. Daha sonra bazı sağlık sorunlarından ötürü kardeşinin de tavsiyesi üzerine Almanya'ya gitmiştir. Oradaki çocukların eğitimi içinde bir süre orada kalmıştır. 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle sahne hayatına geri dönüş yapmıştır. Hatta ''Devlet Sanatçılığı'' ünvanını ayrımcılık olur düşüncesiyle kabul etmemiştir. İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) Devlet konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüş ve eserleri konservatuarlarda ders olarak okutulmuştur. Yaşamı ve ürettiği eserler kitap haline gelip yayımlanmıştır.
Başka bir Bence'de görüşmek üzere, şimdilik bu kadar. Esen kalın...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer