
"Tüfek, Mikrop, Çelik" kitabının yazarı Jared Diamond, “Neden Amerikalılar Avrupa’yı değil de, Avrupalılar Amerika’yı sömürdü" diye soruyor. Ya da "Neden Avrupalılar köleciliği akıl etti de Afrikalılar Avrupalıları köleleştiremedi" gibi büyük sorulara yanıt arıyor.
Avrupa, toplam kara kütlesinin yalnızca yüzde 8'ini oluştursa da Avrupalılar 1492'den sonra dünyanın yüzde 80'ini yüzyıllar boyunca sömürdü. Diamond, kolonileştirilmemiş ülkeler konusunu irdelediği yazısında Japon Adaları örneğine değiniyor. Çin bile defalarca kısmi işgal ve sömürgeciliğe sahne olurken, Japon topraklarının en az 14 bin yıldır kolonize edilmediğini anlatıyor.
Japonlar, Kubilay'ın 13. yüzyıldaki saldırısıyla, tarihte ilk kez bir dış tehditle karşı karşıya kalmıştı. Japon toplumu gerçekten de kendi içindeki tarihsel çatışmalar dışında, işgal edilme ve tutsak alınma deneyimini yaşamamıştı.
Moğolların 750 gemiyle Kyushu adasına yaptığı saldırıyı Japonlar püskürtmeyi başarmıştı. İkinci saldırı sırasında aniden çıkan bir kasırga nedeniyle Moğol ordusu büyük kayıplarla geri çekilmek zorunda kalmıştı. Bu kasırgayı Tanrının bir armağanı olarak gören Japonlar, "Tanrının Fırtınası" anlamında "Kamikaze" adını verdiler (Kami: Tanrı, Kaze: Rüzgar).
Japonya'nın kolonileştirilememiş olması konusunda Jared Diamond'dan farklı düşünen tarihçiler, 2. dünya savaşı yenilgisine ve toplumda yarattığı güçlü şoka dikkat çekiyorlar.
1942 Midway Adası savaşı ile 1944'te Filipin Denizi savaşında Japon ordusunun ABD ordusu tarafından sert bir şekilde vurulması, ciddi düş kırıklığına yol açtı. Tabii bir de atom bombalarıyla birlikte gelen koşulsuz teslimiyet ve işgalin tetiklediği sosyo-ekonomik travmalar zinciri, Japon toplumunda ciddi bir kültürel aşınmaya neden oldu. Toprakları Amerikan işgaline uğrarken, Japon dili de İngilizcenin işgaline uğruyordu.
İspanya, Portekiz ve İngiltere kendi ekonomilerine büyük girdi sağlayan Amerika, Hindistan ve Endonezya gibi kolonilere odaklanmışlardı. Batılı güçler Japon adalarını hem kolonizasyona zorlamaya değer görmüyor hem de olası bir işgalde başlarına ne gelebileceğini kestiremiyorlardı.
Japon demirciler 16. yüzyılda gelen Portekizli misyonerlerin tüfeklerini başarılı şekilde kopyalamış, çok sayıda yüksek kaliteli ateşli silah üretmişti. Bununla birlikte, misyonerlik üzerinden sömürgeciliği ilerletme girişimine bir tepki olarak, yabancılarla temas ve denizaşırı seyahatler yasaklanmıştı.
Avrupalılar, Asya'nın önemli bir bölümünü kolonize ederken, Japonya'yı sömürgeleştirmeyi düşünmediler.
Bunun ilk nedeni büyük olasılıkla, Japonya'nın lojistik olarak her yere çok uzak bir coğrafi konumda bulunmasıydı. Üstelik denizleri yıkıcı fırtınalarla dolu olduğundan, Çin'in ve Asya'nın içlerine erişmek için mancınık işlevi de göremezdi.
İkinci neden, Batılı sömürge güçlerinin işine yarayabilecek doğal kaynakların bulunmamasıydı. Avrupalılar baharat, ipek, kürk, tütün ya da sanayileri için metal ve diğer hammaddelere gereksinim duyuyordu ve Japonya'da bunların hiç biri yoktu.
Üçüncü neden ise sömürgecilerin, içine kapanan ve iyi silahlanan Japonya'dan uzak durmayı daha hayırlı görmeleriydi.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer