Diktafon ve Fonograf: Sesleri kaydetmek için geliştirilen ilk cihaz

Ses kayıt ve yayın araçları teknolojisi 1877 yılında Fonograf ve diktafon cihazlarının icadıyla başlamıştı. Seslerin kaydedilmesinde ve çalınmasında kullanılan bu cihazları Edison mucitlik şirketi icat etmişti. Silindirik yapıda, sertleştirilmiş bal mumundan bir parça üzerinde seslerin kaydedilmesi için diktafon, dinlemek için de fonograf cihazı geliştirilmişti. Bir diktafon cihazında bir defa okunan ses kaydediliyordu. Seri üretim kayıt diye bir şey söz konusu değildi. Bir ses kaydından 50 adet çoğaltmak istiyorsanız aynı seslendirmeyi 50 defa okumanız gerekliydi.

Ya da bir toplantıda konuşma yapıyorsanız aynı şeyi 50 defa konuşamayacağınız için sadece bir tane ses kaydı alınabiliyordu. Bir fonograf silindiri en fazla 3-4 dakikalık ses kaydı yapabilmeye izin veriyordu. Fonograf cihazı ise diktafon cihazıyla kaydedilen sesleri dinlemek için kullanılan bir dönüştürücü aygıttı. Diktafonla müzik kaydı yapılmış mıdır bilmiyoruz. Ama teknolojinin başlangıç noktası buydu.
Gramofon

Edison Mühendislik şirketi fonografı 1-2 yıl içinde devam eden arge süreçleriyle Gramofon adı verdiği cihaza dönüştürdü. Burada silindirik yapının yerini dairesel yapıda yassı bir disk aldı. Diktograf, fonograf, gramofon cihazları tamamen mekanik çalışan cihazlardı. Elektrikli veya elektronik bir yapı söz konusu değildi. Bir duvar saatinde kullanılan mekanik kurmalı zemberek yayının sağladığı dönme enerjisiyle çalışan gramofon cihazları birçok metal dişliden oluşuyordu.

Aynı zamanda bu cihazlar ağır bir metal sistem ve dışında yine ağır bir ahşap kutudan oluşan mekanik aygıtlardı. Plaklara müzik kayıtları yapılıp çoğaltılarak satılması 1900'lerin başında gerçekleşen bir teknolojiydi. Gramofonlar elektronik cihazlar olmadığı için sesin şiddetini bir ayarla artırıp azaltmanız mümkün değildi. Bunun için ses çıkış konisinin çapı büyütülüp küçültülüyordu. Daha doğrusu ses çıkış konisi değiştiriliyordu. Bu cihazlarda adına halk arasında taş plak denilen dakikada 78 tur dönen plaklar kullanılıyordu.
Pikap ve 45'lik Plaklar

Elektroniğin gelişmesiyle pikap denilen cihazlar çıktı ortaya. Minik bir elektrik motoruyla döndürülen plak ve kağıttan yapılan hoparlöre verilen sesin şiddeti de artırılıp azaltılabiliyordu. Böylece plaklara kayıt yapılarak şarkıcıların sesleri dünyanın her yerine ulaştırılabilir oldu. Bir dakikada 45 tur dönen bir mekanizma üzerinde dönen bu plaklara 45'lik plak deniyordu.

Bu plaklarda ön yüzde bir, arka yüzde bir olmak üzere iki şarkı kaydediliyordu. Bir sanatçı senede bir veya en fazla 2 plak yapıp piyasaya sürüyordu. Bu nedenle yapılan besteler de, sesler de, sözler de, müzikal altyapı da kaliteli olmak zorundaydı.

33'lük Plaklar (Long play)
1970'lerde Long Play denilen 33 devirli plaklar çıktı. Dakikada 33 devir dönen bir mekanizma üzerinde her iki yüzüne toplamda 6 veya 8 şarkı kaydedilebilen bu plaklara da 33'lük plak adı verilmişti.

Şarkı kayıt sayısı artmış olsa da mantık 45'lik plaklarda olduğu gibiydi. 8 şarkı kaydı yapılıyordu ama 1 veya 2 tane vurucu şarkı oluyordu. Diğerleri müzikal altyapısı iyi bile olsa sözleri ve bestesiyle o kadar da yüksek kalitede olmuyordu.
8 Track kasetler

1960'larda geliştirilen manyetik bant teknolojisi (o zamanki adıyla rewox cihazları) 1970'li yıllarda manyetik bant teknolojisinin boyutları küçültülerek taşınabilir hale getirilmiş ve adına 8 track denilen bir manyetik bantlı kaset hayata geçirilmişti. Medya yayıncılık sektöründe kullanılan Revox cihazlarında kullanılan manyetik band bir plastik muhafaza içinde bir diske sarılarak daha kolay taşınabilen ve muhafaza edilebilen bir yapıya dönüştü.

1960'lar ve 70'ler boyunca hem plaklar hem 8 track kasetler kullanımdaydı ama yine de plaklar daha çok kullanılıyordu. Bir 8 track kasete de long play gibi 8 tane şarkı kaydedilebiliyordu. Bu kasetlerde de yine 1 veya 2 tane vurucu şarkı oluyordu. Diğer şarkılar kaliteden uzaktı.
Kompakt Kasetler

1970'lerde Rewox band sisteminin minimize edilmiş hali compact kasetler geliştirildi. Bu teknolojiye Japon Sony öncülük ediyordu. Kasetlerin boyutları küçülürken 90, 100 hatta 120 dakikalık kayıt yapılabilen bir yapı elde edilmiş oldu. 1980'lerde dünya genelinde bu kasetler hakimdi. Artık plak teknolojisi tarihte kalmış, nostalji ve vintage olarak koleksiyoncuların raflarında yerlerini almaya başlamıştı. Bu kasetler 46 dakikalık, 60 dakikalık 90 dakikalık ve 120 dakikalık olarak beş şekilde üretiliyordu. 30'luk ve 120'lik kasetler pek kullanılmıyordu. Kasetin boyutu aynı sadece içindeki manyetik bandın boyu değişiyordu.

Piyasada profesyonel şarkıcılar için çoğunlukla 46 dakikalık kasetlere kayıt yapılıyordu. 10-12 şarkı alabilen kasetlerde yine sadece 1 veya iki tane vurucu şarkı oluyordu. Kaydedilen eser sayısı artmış olsa da dinleyiciye ulaşan müzik kalitesi artmıyor tam aksine düşüyordu.
Pilli Kasetçalarları anlatmadan olmaz

1980'li yıllarda evlerde kullanılan kasetçalar cihazları piller sayesinde sahillere veya sokaklara taşınıp dış ortamlarda da insanların hayatına renk katıyordu. Bu arada Sony firması Walkman denilen bir icadını piyasaya sürdü. Pille çalışan minik bir kasetçalardı bu. Kablolu kulaklık sayesinde kemerinize takıp müzik dinlerken gezebileceğiniz bir cihaza dönüşmüş ve gençler arasında müthiş ilgi uyandırmıştı. Tabi diğer elektronik devleri de benzer cihazları hızla piyasaya sürdüler.

O dönemde kaset dolum işi revaçtaydı. İnsanlar kendi evlerinde veya plakçılara sipariş vererek istedikleri şarkılardan oluşan kolaj kasetler yapıyordu. Çünkü kompakt kasetler manyetik bandın üzerine sizin de kayıt yapmanıza izin veriyordu. 80'ler dizisindeki Ergun Plak gibi mahalle aralarında binlerce plakçı vardı ve kişiye özel kaset dolduruyorlardı. Aslında yasal korsan üreticisiydi bun iş yerleri.
Kompakt Diskler (CD)

1980'ler boyunca compact kasetler kullanımdayken 1990'lı yıllarda Compact disc teknolojisi bir anda dünyaya yayıldı. Artık daha küçük hacimlerde çok daha fazla sayıda şarkı kaydedilebiliyordu. Compact kaset teknolojisinin yayılmasına öncülük eden Sony discman adında ürünüyle walkman gibi compact disklerin de kemerinize takıp gezerek dinlenilmesine izin veren cihazlar tasarlamış ve piyasaya sürmüştü.

Bunda da yine dünya elektronik devleri benzer ürünleri piyasaya sürdüler. Compact disclerde de teknoloji ilerledi. CD'lere 18-20 hatta daha fazla şarkı kaydedilebiliyordu ama longplay teknolojisiyle başlayan durum da aynen devam ediyordu. Bir CD albümde en fazla 1 veya 2 tane hit şarkı oluyor, diğer kayıtlar ise kalite içermiyordu.
MP3 Teknolojisi

2000'li yıllara geldiğimizde artık teknoloji banbaşka bir noktaya gelmişti. Artık ses kayıtları soft ortama, elektronik çiplerden oluşan yapılara kaydedilir olmuştu. Artık kopyalamak, kaydetmek, yayınlamak çok kolaydı ama kim ne derse desin 45'lik plaklar zamanının söz, beste, ses ve müzikal altyapı kalitesini halen bulamıyoruz. Ve dikkat edin bugünün şarkıcıları 1970'ler ve 80'lerin şarkılarını tekrar tekrar okur oldular. Neden? Çünkü kalite o zamanlara kaldı.
Teknolojinin gelişimi durmuyor

1990'larda hayatımıza girmeye başlayan cep telefonları da 2010'lu yıllarda artık bu kulvara giriş yaptı. Philips, Bose, Samsung, JBL gibi firmalar cep telefonu ve tablet bilgisayarların doğrudan üzerine takıldığı, yüksek kalitede ses ve telefon, tablet ekranından görüntünün verildiği sistemleri geliştirdiler. Ben fonograf ve gramofon hariç pikaplar, 8 track kasetler şeklinde devam edegelen bu sürecin her aşamasına şahit olmuş ve hepsini de kullanmanın keyfini yaşamış biri olarak kendimi mutlu sayıyorum. Ancak Müzik kalitesinin 45'lik plaklar zamanında kaldığına da kesin bir şekilde inanıyorum.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar