Yine o ünlü 'nereden başlasam, nasıl anlatsam' moduyla yeni bir söyleşiye başlıyorum.Hani insanın anlatacak çok şeyi vardır da anlatamaz. Boğazında bir yumruk oluşur da aynı zamanda gözleri dolar. Bir ses, bir koku, bir şarkı, o, hayatımızdan geçip giden ama aslında gidemeyen birini veyahut bir dönemi anımsatır ya. Onun gibi bir şey. Yani demem o ki, bugün KizlarSoruyor'da bir döneme şarkılarıyla ve oynadığı reklam filmleriyle damgasını vuran, amma velakin marka değerinden bir şey kaybetmeyen, Türkiye''de rap müziğin ilk temsilcilerinden bir isim var. Ragga Oktay var. :)

Geçtiğimiz günlerde doğum günün kutlayan ve sanki daha dünmüş hissi verip 'zaman ne çabuk geçiyor azizim..' diyerek hüzünlü bir iç geçirmeye sebep olan, o dönemin çiçeği burnunda rapçisi Ragga Oktay 44 yaşına girdi.
1976 yılında, 15 Nisan tarihinde Malatyalı gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak Hollanda'nın Rotterdam şehrinde doğdu. Çocukluğu farklı kültürler arasında ve zorluklarla geçse de 18 yaşında ve tam da 90'ların en zirvesinde çıkardığı bir albüm ile basamakları hızla tırmanarak unutulmazlar arasına girdi. Hikayesi ve hayat felsefesini çok sevdiğim, konuştukça bambaşka bir insanla tanıştığımı fark ederek, beni farklı derin düşüncelere gark eden Ragga Oktay sizi de şaşırtacak ve eminim bugün burada okuduklarınızla, belki ilk kez duyduklarınızla düşündürecek..
Başlayalım o zaman. :)
● Sevgili Ragga Oktay, sizi Kızlarsoruyor’da görmek büyük keyif. Adınızın geçtiği her anda, bir gülümseme, bir sevgi ve ‘vay be’ dedirten garip bir mutlulukla karışık hüzün, tabi ki en çok da keyif oluşuyor. Bu gerçeği şöyle bir kenara koyarak en içten duygumla tüm KS canlar adına kocaman bir hoş geldiniz demek istiyorum. Korona virüslü bu zor günlerde Ragga Oktay için hayat nasıl geçiyor. Nasılsınız, her şey yolunda mı diyerek başlamak istiyorum?
Merhaba. Funda hanım güzel sözleriniz için çok teşekkür ediyorum. Ne mutlu bana böyle güzel izler bırakabiliyorsam. Bende seve seve katıldım söyleşinize. Şükürler olsun iyiyiz. Herkes gibi ben de dikkat ederek bu kısıtlı imkanlarda işimi devam ettirmeye çalışıyorum ama asla şikayet etmiyorum. Çünkü bu zor günlerde şikayet bile etmeye vakit bulamayacak ve görev başında olan insanlarımız var. Dolayısıyla hem kendimiz hem başkaları için çok daha dikkatli olmalıyız. Bir de tabii ki inşallah bu süreçte çok daha zor durumda kalan insanlarımız çok daha fazla destek görür ve en kısa sürede bu hastalıktan kurtuluruz.

● Ragga Oktay adı bize her şeyden önce 90’ları anımsatıyor. O efsane 90’ lar kuşağını yani. Siz de takdir edersiniz ki, o dönem çok özel bir dönemmiş. Sizin ‘Çikolata kız’ şarkınız ve verdiği enerji ise şahsınızla birleşince akıllara adeta kazınmış. 2020'lerde bile belki 2030' larda halen devam edecek gibi duruyor. Soran olmuştur ama bir de ben sorayım. Neden ‘Ragga..’ ? Anlamı nedir?
Ragga 80’li yılların başında Avrupa’ ya göç eden Hintlilerin rap ve reggea tarzını kendilerine has yorumlayarak dünyaya Raggamuffin diye bir tarz getirdiler.
Ben de küçüklüğümden beri hem rap yaptığım, hem normal şarkı okuyabildiğim için; aslında çok geniş kapsamlı bir yorum yeteneğine sahip olduğum için arkadaşlarım bana RAGGA demeye başladılar ve ismim de o şekilde kaldı.

● Yanlış hatırlamıyorsam 1998 yılında, yani 90'lar evresinin zirvesi olan yıllarda ‘Çikolata kız’ şarkısıyla gelen tanınmışlık ve dillerde olan şarkınız. Bu şarkı nasıl doğdu?
Çikolata Kız Şarkısına gelirsek de 6 yaşımdan beri şarkı yapıyorum. Milyonlarca melodilerle yaşıyorum, her günümü melodi bularak geçiriyorum. 15 yaşındaydım, aklıma Çikolata Kız diye kelime ve melodisi geldi. Ve zaman içinde onu şarkı haline getirdim. Aslında orada sadece çikolata tenli kızlara değil bütün güzel insanlara yazılmış bir şarkı, ne de olsa çikolatanın da her rengi var. :)
● Sizinle ilgili okuduğum bir konu beni çok şaşırttı. Ne derece doğru bizzat size sormak istedim. 1998 yılında Tarkan’ın konserinde, ön solist olarak çıkmışsınız. O dönem ortalığı kasıp kavuran mega star Tarkan’ı görmek için sabırsızlanan hayranları sizin sahneden inmenizi istemiş. Sizde bunu protesto olarak sahnede oturma eylemi yapmışsınız. Bu olay nasıl gerçekleşti?
Öncelikle belirtmem gerekir ki tam olarak öyle değil. Bahsettiğiniz olay Hollanda’da gerçekleşti. O zaman daha Çikolata Kız albümüm yoktu.
Yer Hollanda, sene 1997, henüz ilk albümüm çıkmış. Bunu duyan organizatörler Tarkan’ın ön programında çıkmam için bana teklif getirdiler. Ben de hiç düşünmeden kabul ettim. Çünkü Tarkan da beğendiğim bir sanatçıydı. Bir de tabii konserin Hollanda’da olması benim için ayrıca önemliydi. Çünkü doğup büyüdüğüm yerde ilk kez büyük bir konserde sahne alacaktım.

Sıra bana geldiğinde, anons edildiğimde çok büyük bir alkış aldım. Çünkü Hollanda’da ki seyirciler benimle ayrı bir gurur duyuyorlardı, çünkü Hollanda’dan henüz kimse Türkiye’ de başarı yakalayamamıştı. Yeni sanatçı olmama rağmen beni de izlemeye gelen bayağı çok insan vardı. Sanırım 20 bin civarında izleyici vardı. Tam sıra bana geldi sahneye çıktım. Ve bir anda elektrikler kesildi. O anda şansız olduğumu düşündüm, ama sonra Hollanda’ da elektrikler kesilmez! Sonra arkamda bir ses duydum. Arkama bir baktım Tarkan korumalarına beni sahneden indirmelerini emrediyor.
Tarkan: “İNDİRİN BU p…..(KÜFÜR) OKTAY’I. BUNLAR BENİM ALKIŞLARIM “

Korumalar yanı gelip beni sahneden indirmek istediler. Tarkan bey’in sahneye çıkmak istediğini söylediler.
Ben de bu yaptıklarının çok ayıp olduğunu, profesyonelliğe yakışmadığını ve benim seyircimin karşısında küçük duruma düşürdüklerini söyledim.
Çünkü henüz bir kelime bile şarkı okumamıştım. Oysa 5 şarkı söylemek için anlaşma yapmıştım. Tabii ki ben de yalnız değildim, korumalarımdan hariç ev sahibi olduğum için bin kişiden fazla da tanıdıklarım oradaydı. Ve bunu gören Tarkan’ın korumaları geri adım attı. Ama bütün ekip onların adamları olduğu için elektrikleri ve ışıkları açmadılar.
Ben de ona inat bir saat sahnede oturdum ve sahneden inmedim.

Ve 20 bin kişiye sessiz olun diyerek, bütün durumu mikrofonsuz izah ettim. Bir saatten sonra artık insanların bütün bu olayı anladıklarını hissettikten sonra sahneden ayrılmaya karar verdim. Ondan sonra o konser tümüyle iptal oldu.Çünkü;
Tarkan sahneye çıktığında herkes Tarkan’ın üzerine bozuk para ve sandalye fırlattı.
Bu durumu ona hiç yakıştıramamıştım. Çünkü o zaten o sırada kariye yapmış bir sanatçıydı ve zaten sahneye çıktığında yer yerinden oynayacaktı. Ama egonun bir insana neler yapabileceğini o gün daha iyi öğrendim. Tarkan’ a gelen bütün çiçek ve hediyeleri bana getirip verdiler. Çünkü bu duruma canlı şahit olmuşlardı. Ancak akşam evde televizyona baktığımda maalesef medyamızın da ne kadar satılık olduğunu o gün de anladım.
Hollywood kalitesinde yapılmış montajlar, adeta beni Tarkan’ın üstünden reklam yapmaya çalışan biri olarak gösteriyordu.

Oysa Hollanda’ da tüm kanal ve gazeteler gerçekleri yayınlayıp Tarkan hakkında 'Kıskanç Tarkan' diye manşet atıp, 'büyük terbiyesizlik yaptı, burada bir daha konser veremez' haberler yaptılar. Nitekim takip eden Hollanda’ daki Tarkan konserlerinde bilet satılmadığı için iptal oldu. Çünkü oradaki insanlarımız onu affetmedi.
Ama şunu öğrendim ki bizim ülkemizde sadece iyi müzik yapmayacaksın, akıllı da olman gerekiyor çünkü insanlar sanattan başka çok zavallı şeylerle de ilgileniyorlar ve parayla istedikleri haberleri yaptırabiliyorlar.
Hatta ana bazı Türkiye’ den 'akıllı hareket ettin, ne güzel reklam yaptın' diyenler oldu. Beni de en çok üzen bu oldu.
Şükürler olsun ki müzik yeteneğim o kadar çok ki değil Tarkan’ n kimsenin üstünden reklam yapmaya ihtiyacım yoktu, hiçbir zaman da olmaz.
Hatta birçok kanalı arayarak neden yalan haber yapıyorsunuz dediğimde, apaçık Tarkan’ ı tuttukları için yalan haber yapabileceklerini dile getirdiler. Kimine göre çok büyük bir reklam fırsatı yakalamıştım. Ve değerlendirmem gerekiyordu. Bütün kanalların ana haber bültenlerinden bana teklif geliyordu. Ana habere çıkıp Tarkan’a bağırıp çağırıp sansasyon yapmam karşılığında gerçek görüntüleri yayınlayacaklardı.
Bunu kendime yakıştırmadığım için kabul etmedim. Negatif ve basit işlerle kendimi insanlara o şekilde tanıtmak istemedim.
Bir tek kişinin programını kabul ettim. O da Müge Anlı’nın programıydı. Onun dışında ilk kez size açıklamış oldum.

Kanallar reyting karşılığında benimle pazarlık yapmaya çalışıyorlardı.
Bir tek kişinin programını kabul ettim. O da Müge Anlı’nın programıydı. Onun dışında ilk kez size açıklamış oldum. Müge hanımın programında İstediğim gibi rahat bir şekilde durumu izleyicilere anlattım ve o da gerçek görüntüleri yayınladı. Maalesef görüyorsunuz ki bu tarz şeylerde bile sistem sizi reklamın iyisi kötüsü olmaz lafına katılmaya zorluyor. Ama şükürler olsun hiçbir zaman bu tuzağa düşmedim. Çünkü öyle gelecek şöhrete hiçbir zaman ihtiyacım olmadı. Belki başkası benim yerimde olsaydı, ününe ün katmış olurdu ve o an daha çok konuşulurdu ve daha çok kanalda çıkardı.
Daha henüz 20 yaşında olmama rağmen ne kadar iyi bir karar verdiğimi insanların bakışından anlıyorum ve kendimle de gurur duyuyorum. Tarkan’ la beni birbirimize düşürecek medya ordusu kral tv ödül töreninde beni beklediği için o ödül törenine bile gitmedim. Çünkü bu insanlara bırakabileceğim güzel enerjiden başka çok basit işler.

● Sizinle ilk iletişime geçtiğimde de bahsetmiştim. 90' lar kuşağını çocuk olarak yakalayan şanslı kesimdenim. En azından çocukta olsa yaşamışım diyorum. :) O dönemde ana okul öğrencisiydim ve tüm müsamerelerde şarkınız çalıyordu. Sizin de bir parçası olduğunuz kuşak nasıldı sizin için. Geriye dönüp baktığınızda, herkesin iç geçirerek ve biraz da özlemle andığı 90'lar neden bu kadar unutulmaz oldu?
90'lı yılları özlememizin iki nedeni olabilir. O zamanlar çocuktuk. Gençtik. Bizden önceki jenerasyon da 80’leri özlüyor. Ondan bir önceki jenerasyon 70’leri özlüyor. Bu gayet normal. Çünkü o zamanlar en saf en temiz dönemlerimiz. Anne babalarımızla en mutlu çağlarımız. Ancak müzik konusunda 90'lar dediğimiz zaman ise o dönem, güzel müziklerin, güzel şarkıların son dönemiydi.

Yani bugün gördüğünüz gibi artık müzik çok basitleşti. Sözler çok basitleşti. Kalıcı müziklerin çok az yapıldığı bir dönemde olduğumuz için 90’lı yıllar aslında bu kalıcı müziğin son yılları olarak gözüküyor.
Noluyor burda ? hjshahshqjaj #survivor2020 #survivorekstra pic.twitter.com/yeJwDOdxfH
— Barış'ın acılı çorbası (@idare_eder) May 1, 2020
Baktığınız zaman 90 lı yılların bir bölümünde de böyle kötü şarkılar çıkmaya başlamıştı.Televole ile birlikte fantezi müzik alıp başını yürümüştü. Herkes fantezi müzik yapar olmuştu. Magazinsel olmak sanatın önüne geçmişti. 90'lı yıllar aslında hem pop müziğin patlaması, hem de aynı anda bitişi oldu.1900 lü yıllardaki dünyada var olan pop müzik bu dönemin sonunda geriye gittiğini düşünüyorum.

O zamanlar hayat şartları da öyleydi. Bu teknoloji, bu telefon hayatımızda olmadığı için şarkılar, sözleri daha samimiydi.
Ama görüyoruz ki artık şarkı sözlerinde para, kızlar,araba , ev.. Sosyal mecralarda da kendilerini daha çok maddiyatla, gösterişle tanıttıkları için ve bazı insanlarda bunları takip ettiği için müziklerinde öyle yapıldığını düşünüyorum.

Üç kesim var. Birincisi çok alakasız ve çok gereksiz insanları örnek alıp o yoldan devam etmek isteyen. İkincisi sadece kaliteli müzik görmek isteyen. Üçüncüsü de aradaki kesim. Acaba nereye doğru çekilsek diye eğitime ihtiyacı olan kesim.
Sosyal mecrada tabi ki güzel şeyler de var ama ne yazık ki, parayla, pulla, gösterişle kendilerine çeken insanlar daha çok. Dolayısıyla da bu insanları örnek almayanlar genelde eskiye özlem duyuyor. Çünkü eskiler demek samimiyet demek, gerçek demek. Ve asla içi boş değil.

● Ve herkesin merak ettiği sorulardan biri olduğunu düşündüğüm soruya geldik. Şöyle başlayayım. ‘A-um dırıdıdırıdı, A-um dırıdıdırıdı..’ :) Turkcell reklamları ile çok başarılı bir dönem yaşadınız. Çok daha tanınır oldunuz. Teklif nasıl geldi? O dönem nasıldı sizin için?
O dönem GSM savaşlar oluyordu. Çok büyük rekabetler dönüyordu. Bir araştırma yapılmış, uzun periyotlu bir çalışma için. Bende karar kılmışlar.
'Bana ulaştılar ve böyle bir projemiz var. Biz sizi düşünüyoruz. Sizin bizi temsil etmenizi istiyoruz' dediler. Herhangi bir fikir yoktu ama ortada. Ben onlara bir fikir sundum. Selo maskotu ben olayım dedim.

Selo uzaydan gelmiş, bende takım elbiseliyim. Bana bürünsün. Selo olayım ve bu şekilde insanlara kampanyayı anlatayım. Ama nasıl anlatayım. En önemli şeyde bendeydi. Şarkı olmalıydı. A-um şarkısı yani. Biraz teknoloji teknikleri de var tabi. O dönemde turneden yeni Türkiye'ye dönmüştüm ve yeni albüm yapmıştım. A-um şarkısı A 1 şarkısıydı. Bilenler bilir. O zamanlar A 1 şarkılar önemliydi. İsterseniz dedim bu şarkıyı kullanalım. Turkcell kampanya sözlerini bu şarkı üzerinden verelim. Hemen bir günde anlaşmamızı yapmıştık.
Reklam çıkar çıkmaz tüm insanlarımız tarafından acayip derece çok sevildi.
Reklam çıkar çıkmaz tüm insanlarımız tarafından acayip derece çok sevildi. Melodisi her gün her yerde, marketlerde, pazarlarda, okullarda çalıyordu. Tüm komedyenler taklidini yapıyordu. O dönemde bir çok reklamda bu tarz kullanıldı. Ragga Oktay ın raggi tarzının yolunu açmanın dışında, rap müzik olarak reklamlarla beraber benim tarzımda gidenlerin de yolunu açmış oldum. Çok güzel bir reklam kampanyası oldu ve 7 sene sürdü. Bence Türk televizyonculuk tarihinde başka bir örneği yok bunun. Kendim olduğum için demiyorum ama böyle bir şey nasip oldu bana.
Yıldız Tilbe 10 numara bir sanatçı

● Yıldız Tilbe ile birlikte söylediğinizi Gitme Kal şarkısı efsane diyebileceğim kadar güzel. Yıldız Tilbe malum, duyguların kadını. Siz de çok doğalsınız. Çok içten ve güzel seslendirmişsiniz. Bu çalışma nasıl doğdu. Yıldız Tilbe gerçekten öyle bir kadın mı? Yani aynı efsanelik temi?
2013 yılında Yıldız Tilbe benden bir ragga şarkı istemişti. Değişik bir şeyler yapmak istiyordu. Değişik tarzda. Böyle tekerlemeli. Sonra stüdyoda buluştuk. Birkaç şarkı dinledik beraber. Benim şarkılarımı dinledi. Bir şarkım vardı. 2012’de çıkan 19 şarkılık ‘Normal mi?’ albümünde olmayan. Gitme Kal onların içinde yoktu.
Bir sonraki albüme saklıyordum. 'Gitme Kal’ ı da dinlettim Yıldız Tilbe’ye. O kadar çok sevdi ki. Dedi ki ‘Oktay bunu düet yapalım mı?’ Öylelikle başlamış olduk. İkimize göre uyarladım ve beraber seslendirdik.
Yıldız Tilbe o kadar güzel bir insan ki. Besteci, çok iyi müzik yapan bir sanatçı. Onu bu piyasada çok ayrı bir yere koyuyorum. Üreten insan her zaman yeteneğine güvenir. Başka bir şeye değil. Yıldız Tilbe 10 numara bir sanatçı. Şarkı da gerçekten çok çok güzel oldu. O dönem Türkiye’de izlenme oranı milyonu geçen ilk klip oldu. 2013 Youtube tan bir numaralı şarkı ve en uzun süre dinlenen ve zirvede kalan şarkı oldu.
● Evli misiniz? Baba oldunuz mu mesela. Ben biliyorum. Bizimkiler bunları da merak eder. :)
2012 yılından bu yana evliyim. Ama eşimle 2003 yılından beri tanışıyoruz. 17 yıl oldu yani tanışalı. Baba değilim.. Çocuğumuz yok.

● Son olarak KizlarSoruyor üyelerine, yani KS canlara ne söylemek istersiniz? Hem 90'lar kuşağına ve yeni nesil gençlere..
KizlarSoruyor üyelerine öncelikle hanımefendiler, sonra beyefendilere tek tek selamlarımı iletiyorum. Sağlıkla kalsınlar. Gerçekten çok zor bir dönemden geçiyoruz. Dikkat etmemiz lazım. Hem kendimiz için. Hem başkaları için. Önemli olan bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmak. Bilim adamlarımıza güveniyorum. Bunu da atlatacağız. Herkes kendine dikkat etsin.
Funda hanım ayrıca size ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Çok güzel sorular hazırlamışsınız. Ayrıca o güzel sorularınız içinde çok teşekkür ediyorum. Ne mutlu böyle sorularla geliyorsunuz. Saçma sapan sorular yerine bu tarz sorular çok çok önemliydi. Bunun için bir kez daha size çok teşekkür ediyorum. Size ve çok değerli üyelerinize sevgi ve selamlarımı iletiyorum.

'Ama Funda çok uzun yazsın..' demeyin lütfen. Bir o kadar da yazamadıklarım var. Ne yazık ki daha bir çok konuşmamızı alamadım buraya diye hafif üzgün olsam bile 'bu kadarı bile güzeldi' diyenlerin başındayım. :)
Başlangıç noktam 90'lar olunca ekşi sözlükte yazılanlara şöyle bir baktım. Ve bu yazımın sonunda final cümlemi buldum.
'90'ların özel olmasının nedeni' başlığı altında bir ekşi sözlük kullanıcısının;
Çünkü çocuktuk. Çünkü ergendik. Çünkü dünyadan bir haberdik.
sözlerinin hakikatiyle bugün KizlarSoruyor'da tatlı ve serin bir meltem rüzgarı esti.
Hissettiniz mi?
Sevgiyle.. :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer