Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkul'un Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

KızlarBirAdımÖne a

Eşler birlikte çalıştığında kadın olana neden “eşine çok güzel destek oluyorsun” denir? Kadın eşini desteklemiyor, eşler birlikte çalışıyor aslında. Bugün #CinsiyetsizMeslekler serimizde bu algıları yıkmak istediğini söyleyen Kameraman Seda Akkul’u konuk ediyoruz.✨

Çocukluğundan beri içine kapanık biri olduğunu söyleyen Seda Akkul, karşısına çıkan birçok zorluğa rağmen aldığı radikal kararlar ile hayatta bir adım öne çıkmayı ne şekilde başardığını bizlere paylaştı!

Kendisine projemize verdiği destekten dolayı çok teşekkür ederiz. 💜 Seda Akkul ve eşinin Çok Gezinti programına başlama serüveni ve daha fazlasını içeren röportajımızı okuduktan sonra görüşlerini bizimle paylaşmayı unutma!

Biz sizi Çok Gezenti gezi programının kamera arkasındaki göz olarak tanıdık önce. Ama zamanla çok daha fazlası olduğunuzu fark ettik. Bu konulara geleceğiz ama öncelikle sizi fazla tanımayanlar için kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Önce formal bilgiler o halde. :) Temmuz 1983 yılında Elazığ’da doğdum, ilk ve orta öğrenimi Bingöl’de, lise ve üniversiteyi Konya’da bitirdikten sonra ilk iş deneyimi için İstanbul'a geldim. Bilgisayar programcısı olarak başladığım yazılım firmasında bir yıl kadar 'emeklilik günlerimi hesaplayarak' sabrettim ancak bir yılın sonunda patronlarım sabredemedi ve yollarımızı ayırdık (kovuldum). :)

İşsiz kalınca her zaman meraklı olduğum iletişim alanına yöneldim ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Özkan Kaymak’ın söyleşisine gittim. Özkan Bey, iyi bir satış sorumlusu olabileceğimi söyleyip o sırada danışmanlık yaptığı sigorta firmasına yönlendirince de sigortacı oldum. 2004 yılında başladığım sigorta sektöründe yıllar içinde satış yöneticisi ve eğitmen olarak çalıştıktan sonra daha sakin bir hayat tercihiyle portföy danışmanlığı yapmaya başladım, aynı zamanda fotoğraf çekmeye merak saldım. (Eşim) Burak ile tanıştıktan sonra gezilerimizde fotoğraf konusundaki desteği ile de ilerlettim fotoğraf sevgimi. :)

Evlendikten sonra tam gaz devam eden gezi sevgimizi Burak’ın otuz yıllık TV sektörü bilgisini, benim fotoğraf-kamera ilgimle birleştirdik ve ortaya bugün sizlerin de tanıdığı “Çok Gezenti'nin Seda” çıktı. Tanıştığımıza memnun oldum. :)

Bugün hem televizyonda hem de sosyal medyada milyonlarca insanın karşısındasınız ve çok başarılı bir şekilde iletişim kurabiliyorsunuz. Ancak çocukluğunuzda farklı bir yapınız olduğunuzu belirtmiştiniz. Bu değişim nasıl yaşandı? Bir kız çocuğu veya genç kız olarak ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Kendimle iletişim kurmayı başarınca herkesle iletişim kurmaya başladım diyebilirim. Özellikle lise bitimine kadar tarif edemediğim ve o zamanlar anlayamadığım içe kapanıklık dışa da kapatıyordu beni haliyle. Yetişkin çağımda dikkat dağınıklığı, odaklanma ve kişisel bağ kurma sorunlarımla yüzleştim; daha doğru tabirle bunların varlığını öğrendim ve sebeplerini araştırıp sonuca varınca daha kolay olmaya başladı her şey. Çocukluk çağıyla barışınca belki ve anlayınca, tabii hayat kolaylaştı. Elbette terapi ve profesyonel destek aldım. Ancak özellikle ilkögretim yıllarım hatta neredeyse tüm eğitim hayatım bir felaketti. Beraber yaşadığımız sürede bu hali anlamlandıramayan ebeveynlerimi karnemle hiç gururlandıramadım maalesef. :) Eğitim hayatımın bir kısmında yurtta kaldım, bu surede yurtta kalan lise ve üniversite öğrencisi büyüklerimin bitirme sınavı olan Türk Edebiyatı kitap inceleme ödevlerini yaparak harçlığımı kazansam da kendi derslerimi zor geçiyordum (sınıfta kalmayacak kadar). Tabii edebiyat hariç. Okul hayatı önemi büyük bir gerçek elbette ancak şimdi anlıyorum ki sevdiğin okul, bölüm, iş olursa başarılı oluyorsun. Alanında mutlu olmayan birinin başarılı olacağına inanmıyorum o nedenle.

Çocukluluğun esas zorluğu anlaşılamamak. Her günü büyüme ve hayatta olup bitenleri anlamaya çalışmakla geçen çocukların ‘anlaşılamaması' ileriki çağlarını da derinden etkiliyor maalesef. Bu iletişim sorunu bazen yetişkinlerin eğitimsizliğinden, bazen vakitsizliğinden, bazen de maalesef hiç var olmamalarından kaynaklanıyor. Evde başlayan bu süreç okulda da ilgisiz öğretmenlerle birleşirse şanssızlık çığ gibi büyüyor. Benim çocukluk yıllarım bu şanssızlıkların bir kısmından nasibini aldı. Gençlik yıllarımda ise daha büyük bir kaos vardı. Dogmatik inançları kuvvetli coğrafyada o kültürle yetişmiş ebeveynlerim, yaşadıkları ortamın ‘mahalle baskısı’ tabir ettiğimiz kıskacında çocuk yetiştirmeye çalıştılar ve bu kaos özellikle de gençlik çağındaki kızları nasıl etkiliyor ve engelliyorsa beni de öyle engelledi. Mesela o yıllarda yerel bir tv kanalında adım attığım ilk sunuculuk işim tam da bu mahalle baskısı nedeniyle başlamadan bitti. Neyse ki ebeveynlerime kendimi ifade edebildim ve ortak noktada buluşmayı başardık. Sanırım bir noktada kendimi ifade edebilince ve ebeveynlerimin desteğini sağlayınca zincirin o en zor halkası kırıldı. Benim için o dönüm noktası İstanbul'a taşınmam oldu diyebilirim.

Hayatınızda engellere rağmen verdiğiniz radikal kararlar var mı? Bu kararlar hayatınızın yönünü belirlemede nasıl rol oynadı?

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Birkaç adım sonrasını her zaman düşündüm elbette ama konfor alanımdan çıkmayı da bildim. Radikal kararların konfor alanından uzaklaşmadan alınabileceğine inanmıyorum. Sabit gelirli-düzeni olan ofis hayatımı, ‘daha az muhtemel kazanç ve hayat standartlarımı düşürmeyi göze alarak’ bıraktım. Benim düzenli ofis hayatını gerektiren beyaz yaka işimi bırakmam, seyahat özgürlüğüne kavuşmama sebep oldu ve böylece Burak ile Çok Gezenti’yi yapma fikrimizi destekledi. Beyaz yaka çalışan olmayı bırakma kararımı alırken henüz Çok Gezenti yoktu, biz yine seyahat ediyorduk tabii ama ofis hayatımı bırakmasaydım belki Çok Gezenti’ye de hiç başlamayacaktık.

Kendi kararlarınızı verirken, bizim tabirimizle “bir adım öne çıkarken” ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Toplumumuzda ‘kadın’ olmak bir adım öne çıkamamak demek genelde malum, öne çıkmak zaten zorken görünür olmak ‘kadınım ve buradayım’ demek gitgide zorlaşıyor bu zamanlarda. Henüz çocukken başlıyor bu ayrım, kız çocuğu edebiyle evde annesine yardım ederken erkek çocuk sokakta sosyal yaşama karışabiliyor. Erkek çocuk istediği ilde üniversite okuyabilirken ve hatta aile bununla gurur duyarken, kız çocuk elbette aile evinde okumalı ve buna şükretmeli haliyle.

Bu kadar net çizgilerle olmasa da aynı yanlış öğretilerin ve ayrımcılığın etkisinde zorluklar yaşadım. Sadece kız çocuk olduğum için kazandığım şehir dışındaki okula gidemedim mesela ama bu bana sadece zaman kaybettirdi ve en nihayetinde zorluklar aşıldı. Kaybedilen zaman sonra şansım oldu; kazandığımda gidemediğim hayatımı şekillendirecek okulu-bölümü, sadece bir meslek edinmek ve kazanmış olmak için okuyacaktım gitseydim. Tabii bunu sevdiğim işleri yapınca anlayabildim. Tabii çalışma hayatında kadın yönetici olarak yaşadığım ilginç anlar da var. Aklıma gelen ilk örnek, mülakatlarını da yaptığım eğitim gruplarında iş başvurusunu değerlendirdiğim erkekler, karşılarında aynı yaşlarda kadın gördüklerinde ‘eğitimi kim verecek?’ diye sorarlardı. Tabii işe alımları onaylananlar eğitimi benim vereceğimi anlayınca uyumsuz tavırlarıyla memnuniyetsizliklerini belli ederlerdi. Alıştılar zamanla. :)

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Toplumumuzda iş hayatında kadına bu bakış güncelliğini koruyor maalesef. Yurt dışı seyahatlerde, taksi veya toplu taşımada sıkça rastladığım kadın şoförler, vatmanlar, bizim toplumumuzda haber değeri taşıyor hala. Yazın arama motoruna hemen, “kadın vatman, kadın taksi şoförü”, en az on tane güncel haber bulursunuz. Benden çok daha fazla zorluk yaşayan kadınların varlığını biliyorum, yine de toplumdaki yerimizin haber değeri taşımayacağı günleri göreceğimize inancımı koruyorum.

Çok Gezenti programına geri dönelim: Genelde kadınlar kameranın karşısında olur, erkekler kameranın arkasında. Sizde durum farklı, eşiniz Burak Akkul kameranın önünde, siz arkasındasınız daha çok (özellikle ilk zamanlarda). Bu durum nasıl bir sinerji yaratıyor. Olumlu ve olumsuz yanları nedir? Ve sizin kamera karşısına daha fazla geçişiniz nasıl oldu?

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Bunu çok da iş bölümü gibi adlandırmadık aslında; ben görüntülemeye meraklıydım, Burak anlatmaya. Zamanla proje kendi formatını yarattı; beraber gezen, çeken, anlatan bir çift olarak devam ettik yola. Burak programın yönetmenliğini de üstlendiği için bana da bazen anlatma görevi düştü ve program bugünkü halini aldı. Hala kim sunacak veya kim çekecek gibi net görev ayrımımız yok. Çekimde kendiliğinden gelişiyor, kurguda gereken yere oturuyor ve sonuçta bazen ben bazen Burak sunucu oluyor.

Çok Gezenti ile Türkiye’de önemli bir kitleye ulaştınız. Ancak bu arada bir de pandeminin ilk günlerinde yaşadığınız bir Covid-19 ile gündeme gelme durumu oldu. Hem eşiniz hem siz pandeminin ilk günlerinde yakalandınız hastalığa. Özellikle eşiniz ağır geçirdi hastalığı. Türkiye’nin gözü önünde iki kişi olarak bu günleri nasıl yaşadınız? Eşiniz yoğun bakımdayken bir kadın olarak yalnız kaldınız, nasıl göğüslediniz o günlerin zorluklarını?

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Hayatın dönüm noktalarından biri ve belki en önemlisi o süreçti aslında. Tüm dünyayı tersine çeviren süreç bizi daha başında ve sert sarstı. O dönem umutla beklediğim gibi sağlıkla sonuçlandı şükür. Bugün ve o günlerden beri her sabah teşekkür sebebim o günleri şimdi rahat ve sağlıkla anlatabilmek. Corona henüz koca bir bilinmezken bu süreci yaşamak daha korkunç hale getirdi tabii. Evde Covid+ şekilde Burak'tan gelecek iyi haberleri beklemek sabır sınavıydı benim için.

Bir taraftan da çok şanslıydım o bekleyişte; zira telefonun ucunda dostlarım ve kardeşlerim vardı. Hiç yalnız hissetmedim. Dönemin yasakları ve zorluklarına rağmen her gün evime yemekler, vitaminler taşıyan arkadaşlarım, evimin bahçesinden el sallayıp yanımda hissettirenlerim vardı. Doktorların ve sağlık çalışanlarının özverili çalışmasına, dostlarımın ve kardeşlerimin desteğine her zaman minnet duyacağım. Tabii şu anda sadece bu güzel haller ağır basıyor ancak dengemi kaybetmemek ve bir şekilde ayakta kalmak için o süreçte terapist desteği aldım. Zordu, geçti, teşekkürü baki.

Programınızın doğası gereği çok sık gezilerde oluyorsunuz. Bir kadın olarak bu hayat tarzının getirdiği özel zorluklar var mı? Ev düzeni, evlilik düzeni, aile ilişkiler vb? Dışarıdan çok çekici geliyor yaptığınız iş ama davulun sesi yakından nasıl geliyor duymak istedik.

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Ödem var ödem! Sürekli hava, su, yemek değişimi ve tabii yolculuk ödem yapıyor. :) Bir süre sonra mecburen doğal halimizle çıkıveriyoruz ekrana; otellerde maske yapayım, saçıma da serum uygulayayım falan yalan oluyor tabii. Bunlar kadınsal isyanlar bir de yaşamsal isyanlar var.

Sürekli seyahatte olmak hiçbir sosyalliğe yetişememek demek. Arkadaşlarla buluşmak, aileyle yemek yemek, kutlamalara-davetlere gidebilmek bu takvimde zor ve zamanla zaten davet de etmiyor arkadaşlar :) Evde değilim, biliyorlar, özlüyorlar, özlüyorum.

Atalarımız yerleşik hayata çoktan geçmiş, genlere de işlemiş tabii. Kaplumbağa gibi evimiz sırtımızda, bir otelden başka otele geçen bir hayat tarzı ilk bakışta çok cazip görünse de çok kişiye uygun bir yaşam değil aslında. Bir ay boyunca içinde bulunduğunuz saat dilimi bile birkaç kez değişebiliyor. Türkiye'de sabah dokuzda uçağa binip New York’da aynı dokuzda uçaktan inince vücut şaşıyor tabii ve bunu aynı ayda birkaç kez farklı noktalara, kültürlere giderek deneyimleyince hem sağlık sorunları hem adaptasyon sorunları beliriyor.

Evlilik ise çok daha kolay bence. Hep farklı ortamlarda dikkatimiz gezmede ve işte olunca birbirimizle uğraşmaya vaktimiz kalmıyor :) Farklı yerleri görmenin romantizmi de kaçınılmaz tabii. Bir de biz geziyor görünen çalışanlarız, ofisimiz dünya. İşimiz belli bir disiplin gerektiriyor, kavgalarımız da oluyor bu nedenle.

“Çekim yapacağımız müze kapanmış Burak! Saatine nasıl baktın acaba?”

“Seda daha oyalanacak mısın, yoksa otelden çıkmayı başarıp çekime başlar mıyız?” gibi. :)

Yine de seyahat etmek içimize işlemiş bizim, zorluklara da alıştık zamanla. Sağlığımız elverdikçe devam etme ümidindeyiz.

İşinizde ve hayatınızda bir kadın olarak karşılaştığınız farklı zorluklar oldu mu? Olduysa bu zorlukları nasıl aştınız?

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Bu sorunuzu daha önce kısaca anlatmaya çalıştım o nedenle farklı bir açıdan cevaplamak isterim müsaadenizle. Eşimle beraber çalışıyoruz ama sosyal medyada bana gelen yorumlara bakarsanız ben eşime muhteşem destek olan, harika bir kadınım. Çok güzel aslında değil mi? Değil bence. Bana gelen ve gerçekten içten övücü bu yorumlar tam anlamıyla işimde kadın olmanın zorluklarından biri. Ben eşimi desteklemiyorum ki, biz beraber çalışıyoruz. Kimse de Burak’a eşini ne güzel destekliyorsun demiyor mesela çünkü genel algı 'her başarılı erkeğin arkasında bir kadın olduğu' yönünde. Halbuki ben eşimin yanındayım ve o da benim yanımda, ne güzel ve iyi ki!

Zamanla bu algı değişecek tüm kadınlar için dilerim ve inanıyorum ve fakat zamanı hızlandırmaya ihtayıcımız var -acilen- en kısa zamanda.

Bugüne dek edindiğiniz hayat deneyimi ile, genç kadınlara ilham olmak için ne söylemek istersiniz?

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkulun Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...

Buraya sığdıramayacak kadar çok zorluk yaşadım ve çok mutluluk yaşadım. Çok başarısız oldum, çok ‘iyi’ oldum. Öyle hırslı, kafaya koyduğunu yapan biri de değilim. Hiç olmadım. O an bana iyi gelen neyse ve bana zarar vermeyeceğine inandığım ne varsa yaptım. Öyle sert savaşmadım, ortalığı yıkıp yakmadım, kavgayla kazanmadım hiç. Ne yapmak istediğimi belirledim ve mutsuzluktan kaçtım. Kimseyi mutlu etmek için yaşamadım, kimseyi de kırmadım ama kendimi seçmem gerektiğinde seçtim. Hem ben hem çevrem mutlu oldu böylece.

Genç kadınlara ancak yapmadıklarımı anlatabilirim çünkü onlar ne yapacaklarını zaten bilir! Bana dayatılanı kabul etmedim, öğrenilmiş çaresizliği kabul etmedim. Kabul görmüş mahalle baskısını içselleştirmedim, uyumlanmadım. Yapacaklarınızın sonucunu siz zaten bilirsiniz de yapmayacaklarınız mutluluk getirir belki. Hep mutlu, hep görünür, hep var olalım.

Sevgiyle...

Biz Seda Akkul'un hikâyesinden çok etkilendik. Yoluna çıkacak her engelde senin de bu hikâyeyi hatırlayarak yoluna emin adımlarla devam etmeni diliyoruz. Sen bu röportajda kendinden neler buldun? Görüşünü bekliyoruz.

Seda Akkul'a başarı öyküsünü bizlerle paylaşarak kadınların neler yapabileceğini gösterdiği için tekrar çok teşekkür ederiz. 💪🏻

Bir önceki içeriğimiz olan #İlhamBulanlar serimizde konuk ettiğimiz Vanda Karavan Atölyesi'nin kurucusu Candan Abacan röportajını kaçırdıysan buraya tıkla.

Çok Çekingendi, Çok Gezenti Oldu! Seda Akkul'un Anadolu Taşrasından Dünyanın Dört Bucağına Uzanan İlham Verici Hikayesi...
226 Görüş