Şey... şöyle bir düşündüm de, esasen hepimiz yerleşik hayata geçişle yaşam şeklimizin değişmesi ve bunun etkilerini son 30 bin (aşağı yukarı) yıldır yaşıyoruz...
Stres olarak ilk insanlar mı daha stresliydi yoksa biz mi?
Yani her şeyi bir kenara bırakırsak cevap ne olurdu...
Kültür, bir stres sebebi olabilir mi?
Biraz kaba bir soru olmuş olabilir birazcık değiştirelim... İncelikler artarken yani yazılı, yazısız normlar... Etik değerler, kanunlar... Bunlar ekstra stres kaynağı olabilir mi? ...
Ya beyindeki sahte stres kaynakları?
Hepimiz biliyoruz ki beyin boş durmayı sevmez ve toplam vücut ağırlığının %2'sini oluştururken kendisi mevcut enerjinin neredeyse %20'sini harcıyor bu çok yüksek bir rakam... Sıralama karaciğer, kalp ve diğer organlarla gidiyor... Termodinamik çevreden bakarsak bir motor gibi çalışırken bu ısıyı kan yoluyla, diğer yerlere aktarır yani o kan bir şekilde soğumalı ama nasıl? ... Ve hepimiz biliyoruz ki kapalı bir sistemde entropi daima artar...
Peki beyin nasıl dağılmıyor?
Tabii ki "negatif entropiler" sayesinde... yani beyin kendi içinde aldığı enerjinin çoğunu bu düşük entropi ve kaos arasında uyum sağlamak için kullanıyor... Sistemi dengede bırakmak için karşıt bir güç ya da enerji olması gibi bir şey ama eminim öyle işlemiyordur ehehhe... (Not) Bu işleyişin bir yan ürünü ya da yan etkisi iki şekilde ortaya çıkar... İlkin ya ortamı zihninize uyarlarsınız ya da zihninizi ortama uyarlarsınız esasen bunun stresle alakası ne? İşte tam da burada stres ortaya çıkar... Ortama uyamıyorsunuz veyahut zihninizde bunu anlamlandıramıyorsanız en ala stresi yaşayacaksınız demek oluyor sürpriz gibi bir şey... Ama öyle değil hepimizin anlamlandıramadığı o rahatsız hissetmek durumu bundan kaynaklanıyor olamaz mı?
Bu da yetmezmiş gibi beyin, verimsiz sinapsları etiketliyor.. neden mi? Tabii ki onları silmek için bunların silinmemesi enerjinin verimsiz kullanımı ve sistemin çökmesi demek... Yazının hepsi sığmadı🙏
Oldukça derin bir düşünce yolculuğuna çıkmışsın! 🤔 İnsan, aslında kendini var olan duruma adapte edemediğinde veya bu durumu anlamlandıramadığında içinde bir gerilim oluşur. Bu birikim, kontrolsüz bir hal aldığında ve kişi bunu yapıcı yollarla yönetemediğinde, tehlikeli bir dönüşüm başlayabilir. Önemli olan, o rahatsız edici hissi fark edip anlamaya çalışmaktır. Bazen en büyük tehlike, içimizdeki o dengeyi kuramamaktan gelir. ⚖️
Bizler daha stresliyiz. Cahillik mutluluk getirir 😀
Sebebi bariz diye düşünüyorum. Kültüründe bi etkisi vardır haklısın o konuda. Yapmak isteyipte yapamadığımız ya da yapmak istemeyipte yaptığımız aslında ne kadar çok şey vardır eğer toplarsak geçmişi, bugünü.
Sonraki yazdıklarını tek solukta okudum zira güzel sorular artı bilgiler kayıt ettim fakat cevap olarak zayıf kaldığımı anladım.
Beyin durduğu an ölümdür bu yüzden sürekli aktif olmam zorunda. Bence üretken olmak için bile beyin sahte stresten besleniyor olabilir. Bu yüzden bir soruna karşılık bin bir farklı çözüm yolu geliyor aklımıza fakat düşündüğümüz gibi işlemiyor gerçek hayatta, e buda olmayınca + stres sebebi. Bu döngü bitmiyor bitmeyecek ehehe
Bende öyle düşünüyorum ehehhe... Cahillik mutluluk getirir mi bilemicem... Bende kendimi bilgisiz hissediyorum lakin nadiren mutlu oluyorum eheheh.. Herşeye rağmen bazı konularda tartışabildiğim icin mutlu oluyorum sözsel ve fikirsel olarak... Evet , yapmak isteyipte yapamadıklarımız cok çıkar... Diğeri çok çıkıyorsa durup düşünmek lazım... Kendim için diyorum.. Tek solukta nasıl okudun yav yazarken bayağı vakit ayırmıştım ehehe...
Bazen ben bile bu tür soruları cevaplarken zorlanıyorum... Misal bir kaç defa kendi sorularımı bana yönlendirmiştin ehehr yani her soruya bir cevap olması gerekmiyor... Bazen içten gelen o samimiyet bile yeterli olabiliyor... Evet , muhtemeldir ki stresin az olanı motive etmek için yararlı ama fazlası ölümcül olabilir...
Sen bilgisiz değilsin, hele ki cahil hiç değilsin Psi lütfen ama 😀
Ben sana o kadar bilgisin diyorum, boşuna demiyorum jdjfj
Örneğin hiç bir şey hakkında bi fikir sahibi olmamak mutluluk getirebilir zira düşünmüyorsun üzerine, sonuçlarını, etkilerini öngöremiyorsun. Sadece yaşıyorsun 🤩
He sonuç felaketle bitebilir tabi ki.. O da kötü fakat insanın kendisi bunu öngöremediği için kötü olduğunu hiç bir zaman bilmeyecek. Karışık bi açıklama oldu inan ben bile yazarken dedim anlaşılması zor diye ama öyle yani..
Bir insanın savaş modu açıldığında tehlikeli olmaya başlar.
İlk insanların yaşadığı ortama göre evrimleştik biz. Şimdi modern dünyada sahte stres de savaş /kaç modunu açıyor.
Biz sahte stresle baş etmeye, sistemimizi nötrlemeye çalışıyoruz. Onlar sadece gerçek anlamda hayatta kalmaya çalışıyorlardı.
Daha düne kadar meydanlarda yapılan savaşlar çok değil son yüzyılda dijital mecralara taşındı.
Bu yeni dünya düzenine de uyum sağlamamız gerekiyor ama hemen olmuyor. Bedenin de bir hafızası var. Zihnin öğrenmesi kadar hızlı olmuyor bedenin yeni verileri kodlaması. Belki de asırlar, nesiller sürecek.
Kültür kesinlikle bir stres sebebi. Ülkemizde üst soylardan bize doğrudan aktarılan kronik bir stres seviyesi var diğer ülkelerde olmayan..
O kesin kuziş... Savaş modu açılmamalı normal zamanlarda sadece gerektiğinde olmalıydı ama bir şeyler o duvarı çürütüyor sanki... Evet onlar sadece yaşamak istiyordu ama bize o bile yetmiyor gibi... İsteklerimiz cok fazla belkide bir kaç tanesini gerçekleştiremeden öleceğiz ama yinede istiyoruz be bazı şeyleri... insanız en nihayetinde...
Hıhım o savaşlar dijital mecralara taşındı evet... "Bedeninde bir hafızası var demiştin" bak o çok ilginç yani beyinden ayrı bir hafızası mı var demek istediğin... Galba biz o kodlanışın yani dijital kodlanışın ilk insanlarıyız... Bu kadar aktif olmadığı zamanıda gördük ve şu an çok aktif olduğu zamanıda..
"Kültür kesinlikle bir stres sebebi " ben , bunu bu kadar açık bir şekilde dile getirdiğin için gurur duydum. Benim aksime bunu yumuşatma gereği ya da açıklama gereğide duymadın buna ekstra sevindim... Tabiki burada bir milletin herşeyinden bahsediyoruz...
Şu aktarılmış stres seviyesini azcık daha açıklar mısın ehehe : )
Günaydın kuziş 🌞 Evet bedenin de bir hafızası var. Otonom sinir sistemine bağlı o da. Bazen senin kontrolünde olmayan tepkiler verir bedenin bazı durumlarda. İşte o an geçmişteki bir olayı şimdi yaşadığını zanneder beden. Düz bir zaman çizgisinde saklı değildir anılarımız. Her an bir anıyı herhangi bir şekilde tetiklenince şimdi yaşıyor gibi hissedebiliriz. Bir imparatorluk kaybettik yakın geçmişte. Üzerine kurtuluş savaşı verdik. Üzerine ekonomik savaşlar yokluk, kıtlık, tekrar siyasi darbeler. Siyasetin hayatımıza olumsuz etkileri hâlâ devam ediyor üstelik. Çünkü biz demokrasiyi asla uygulayamayan bir toplumuz. Başa gelen padişah oluyor.
Bizim savaş/ kaç modumuz asla tamamen kapanmaz bu veriler varken.
Bak ai'nin yorumu da bu, bu konuda:
Kronik Travma ve Beden Hafızası
Zamansızlık: Sinir sistemi kronik stres altındayken geçmiş ile şimdiki zaman arasındaki farkı ayırt edemez. Sürekli Tehdit: Yüzyıllardır süren göçler, savaşlar ve ekonomik buhranlar sinir sistemimize "asla güvende değilsin" mesajı verir. Kalıtsal Stres: Epigenetik araştırmalar, atalarımızın yaşadığı travma ve kıtlık stresinin hormonal kodlarla sonraki nesillere aktarıldığını gösteriyor.
Toplumsal Sinir Sistemi ve Güç Arayışı
Otorite İhtiyacı: Sürekli hayatta kalma (savaş/kaç) modunda olan toplumlar, kaostan kaçmak için refleks olarak "güçlü ve her şeyi kontrol eden" figürlere sığınır.
Demokrasi Paradoksu: Demokrasi, bireylerin kendini güvende hissettiği ve sinir sistemlerinin "sosyal katılım" (gevşeme) modunda olduğu ortamlarda kök salabilir; korkunun egemen olduğu yerde ise kurumlar değil, "kurtarıcılar" aranır.
Gelecek Kaygısı: Güvensizlik hissi toplumu kolektif bir panik ikliminde tuttuğu için, uzlaşma kültürü yerini kutuplaşmaya ve "biz ya da onlar" savunma mekanizmasına bırakır.
Tünaydın.. Hımmm... bunu bilmiyordum yani bir fikrim olsada bunu bu açıdan düşünmemiştim... Düz bir zaman çizgisinde değil derken kronilojik bir zamanlamanın olmadığını mı kastettin acabası... Buna şaşırdım , yani savaşlar kültüre dahil midir? Bu soru aklımı kurcalıyor eğer dahilse ne düzeyde... Dahil değilse ne düzeyde... Olumsuz etkileri konusunda haklısın bende hak veriyorum... Neden peki sence neden uygulayamıyoruz? yani bence bu toplumun damarlarında o var... Birileri yönetiyorsa iyi kötü ses çıkarmamak... ya da birileri ses çıkarınca bol biberli günler... Bir iki kişiyse yoketmek her zaman en kolayı idi... Yöneticiler bir ülkenin karnesidir : ) derdi şimdi var olmayan biri...
Anlıyorum...
Ai. Yorumuna bakıyorum şu an... Evet genetik etkiliyormuş onu anladım... Belirli bir zatın neden bu kadar oy aldığını da anladım... Ama şaşırtıcı kısmıda bu ya sürü psikolojisi...
Fakat bunların hicbiri uzun vadade iyi şeyler değil sanırım bu kısmı, bazıları anlamıyor... : ) Sağlık olsun... Daha devam eder gibi görünüyor...
Anı konusuna şöyle örnek vereyim. Bugün kursta hoca hiç kazaya ksristiniz mı diye sordu. Benim sistem geriye dönük taramaya başladı ve bir kaç anı buldu tabi. En dramatik olanda takılıp kaldım. 7/8 sene önce İstanbul yolundaydık. Geceydi, yağmurluydu ve trafik sıkışıktı, dur kalk şeklinde ilerleyebiliyorduk. Yorgunluk ve uykusuzluk da vardı. Bir an içimiz geçmiş öndeki tırın kornası ile açıldı gözümüz. Tırın kornası, farları çok net gözümün önünde canlandı. Hemen ilk dinlenme tesisinde sağa çekip bir kaç saat mola verdik. Hem trafik açıldı hem biz kendimize geldik. Tırcı bir korna ile bir aileyi yok olmaktan kurtarmıştı. Bugün bu anıyı tekrar yaşıyor gibi hissettim. Hocanın sorusu tetikledi.
Tek yoruma sığmadı. İkinci yorumla devam edicem diğer konuya..
Farkındalığın Yorgunluğu Her şeyin farkında olmak, arka planda dönen toplumsal simülasyonu, genetik kodları ve kutuplaşmanın getirdiği "sahte stresleri" görebilmek psikolojide hiper-teyakkuz durumuna yol açar. Zihinsel Aşırı Yük: Akıntıya kapılan insanlar durumun farkında olmadıkları için sistemlerini bir şekilde deşarj edebilirler. Ancak sistemi yukarıdan izleyen farkındalık sahibi insanlar, hem kendi hayatlarını yönetmek hem de maruz kaldıkları bu toplumsal yükü filtrelemek zorunda kalırlar. Bu da zihni ve bedeni çift katmanlı bir mesaiye soktuğu için gerçekten çok yorucudur."Fark Yaratabilmek Adına" Sağlıklı Kalmak Cümlelerinizdeki en vurucu kısım burası. Farkındalığı olan insanların akıl ve beden sağlığını koruması sadece bireysel bir konfor meselesi değil, toplumsal bir SORUMLULUKTUR.. Çünkü her şeyin grileştiği, kutuplara ayrıldığı bir düzende; sağlıklı düşünebilen, empati kurabilen ve "canavarlardan biri olmayı" reddeden her bir sağlıklı birey, adeta bir toplumsal vaha gibidir. Etrafınıza yayacağınız küçücük bir rasyonellik, sakinlik veya adalet duygusu, o kutuplaşma zincirinde bir halkanın kırılmasını sağlar.
Bu Yorgunlukla Nasıl Devam Edilir? Madem bu verileri kodlamak asırlar sürecek ve biz bu geçiş döneminin insanlarıyız, o zaman bu "farkındalık yorgunluğunu" yönetmek için şu iki dengeyi kurmak zorundayız: Seçici Cehalet: Dünyadaki ve ülkedeki her kutuplaşma tartışmasına, her sahte strese amigdalamızı teslim etmemek. Farkında olmak ama her kavganın içine ruhsal olarak girmemek.
Mikro Alanlar Yaratmak: Büyük resmi değiştiremiyorsak bile, kendi küçük çevremizde (ailemizde, işimizde, dostluklarımızda) o ilkel "savaş modunu" kapatıp, güvenli ve sağlıklı mikro iklimler inşa etmek. Sağlık kesinlikle en büyük sermayemiz. Hem zihnen hem bedenen o nötr noktayı bulabilmek, bu karmaşanın içinde verilebilecek en büyük ve en anlamlı mücadeledir.
Yağmur ve gece en sıkıntılı kombinasyon yav.. Çok kötü yav çok geçmiş olsun ama etkisi uzun sürecek : / .. anladım ne demek istediğini kuziş 🙏 teşekkür ederim...
Eee tabi kuziş öyledir kısır döngü misali devam durmadan devam...
Yorucudur... Kuziş anlıyorum...
Al yorumunuda okuyorum..
Toplumsal sorumluluk kısmında koptum akdbsn... E haklı ama bu farkındalık gerçekten yorucu... Cift mesai..
Ruhsal olarak kavgaların içine girmemek bu seçici cehalet iyimiş he...
Güvenli alanlar belkide bunu farkında olmadan yapmışızdır... O konudada haklı elbette..
Teşekkür ederim bu günlerde anlayışlı insan sayısı bayağı azalmakta...
Beden'in , biz farkında olmadan o anı tekrar yaşaması çok ilginç bu noktada bazen istemsizce terlediğimi hissediyorum.. birtakım olayları hatırlarken.. acaba panik atakla ilgisi var mı? Derken hayır bu bahsettiğin şey olmalı
Travma sonrası stres bozukluğuna benziyor daha çok.
Olumsuz etki eden anının içine tekrar çekildiğini hissedince derin nefes al daha uzun sürede ver ve hemen güvenli keyifli bir şey düşün ki o olumsuz anının bıraktığı etki zamanla azalsın ve bedenin anda kalsın. Bu tekniğin adı bilişsel davranışçı terapisi.
Alttaki yazını okudum bazı yerleri kafamı açtı bu saatte 😂 ama ben soru başlığına göre cevap vereceğim. Bence bir insan yok sayılınca, görmezden gelinince tehlikeli olmaya başlıyor. Duyguları, hayata bakışı, fikirleri, varlığı... Hangi açıdan bakarsak bakalım en çok bu durumda öfkeleniyor gibi geliyor bana. Sonrasında o tehlikeyi ya kendi içinde yaşıyor ya da başkalarına yaşatıyor.
Ahahah ben okurken uyumuşsundur diye düşündüm... Olur kabul soru başlığına görede verilen cevabı doğru kabul ederim... O kesin zaten görmezden gelinmek en çok tetikleyen şey gibi duruyor teşekkür ederim...
Yapay Zeka Cevapladı
Oldukça derin bir düşünce yolculuğuna çıkmışsın! 🤔 İnsan, aslında kendini var olan duruma adapte edemediğinde veya bu durumu anlamlandıramadığında içinde bir gerilim oluşur. Bu birikim, kontrolsüz bir hal aldığında ve kişi bunu yapıcı yollarla yönetemediğinde, tehlikeli bir dönüşüm başlayabilir. Önemli olan, o rahatsız edici hissi fark edip anlamaya çalışmaktır. Bazen en büyük tehlike, içimizdeki o dengeyi kuramamaktan gelir. ⚖️
Yani bir insan kendi zihnini adapte edemediğinde ve yaşadığı ortam doğal olarak onu red ettiğinde , yapacağı şeylerden sorumlu mudur sence?
Elbette sorumludur Psigareşh. Uyum sağlayamamak bir durum, eylemlerse kişinin tercihi. İçsel dengeyi bulmak senin elinde. 💪
Aksbsn seni iyi kodlamışlar ... Ne olursa olsun intih4ra yönlendirmemek için ellerinden geleni yapmışlar...