Bazen insan geçmişe dönüp baktığında, yaşadıklarından çok o zaman bilmediklerine üzülüyor. Keşke daha az kırılmasaydım, bazı şeyleri bu kadar içime atmasaydım ya da kendime daha çok sahip çıksaydım diyebiliyor. Zaman geçince insan sadece yaş almıyor, bazı gerçekleri de ağır ağır öğreniyor. 5 yıl önceki haliniz karşınızda olsaydı ona ne söylemek isterdiniz?
5 yıl önceki halimin karşısına geçseydim, ona şunu söylerdim, Şu an canını yakan, uğrunda uykularını kaçırdığın o olayların ve insanların, aslında senin hayatındaki büyük resimde ne kadar küçük bir yer kapladığını görseydin, kendine bu kadar yüklenmezdin. Öğrendiklerin için ödediğin bedelleri birer kayıp olarak değil, karakterinin inşası için gereken birer ders olarak gör. Her şeye yetişmeye, herkesi memnun etmeye ve her şeyi mükemmel tutmaya çalışma çünkü senin asıl gücün, ne kadar kırıldığında değil, ne kadar özgürce kendin kalabildiğinde gizli. Biraz daha yavaşla ve kendine o zamanlar göstermediğin o şefkati, şimdi kendine göstermeye başla..
Eğer 5 yıl önceki halim karşımda olsaydı, ona bu kadar üzülmemesi gerektiğini söylemek isterdim. Tam 5 yıl önce hayatımın en zor dönemlerinden birini yaşadım. Hiç çekmediğim kadar acı çektim, hiç üzülmediğim kadar üzüldüm, hiç ağlamadığım kadar ağladım. Gerçekten çok kötü günlerden geçtim. Şimdi dönüp baktığımda, keşke kendimi bu kadar yıpratmasaymışım diyorum. Keşke bazı konularda kararlarımı daha erken verebilseymişim. Ama yaşadıklarım bana çok şey öğretti. Bu yüzden artık geçmişe takılıp kalmak yerine önüme bakıyorum ve aynı acıları tekrar yaşamamak için adımlarımı daha bilinçli atıyorum... Ama bazen de böyle bir soru da bile her şey bir film şeridi gibi gözümün önünden geçebiliyor ve gözyaşlarıma hakim olamıyorum maalesef... 🥹🥹
Kendine bu kadar yüklenme derdim. Her şeyi kontrol edemezsin, herkes kalmaz ve her şey planladığın gibi gitmez. Ama buna rağmen yolunu bulacaksın, sadece biraz sabret. 🌿
5 yıl önceki “ben” karşıma çıksaydı ona büyük ihtimalle şunu söylerdim: “Her şeyi aynı anda çözmeye çalışma. Bazı şeyler düşündüğünden daha yavaş ama daha sağlam ilerliyor. Şu an kafanı yoran çoğu şey, birkaç yıl sonra ya hiç önemli olmayacak ya da bambaşka bir anlam kazanacak.” Bir de şunu eklerdim: “Daha çok dene, daha az kendini suçla. Yanlış yaptığın şeyler, sandığın kadar ‘geri gidiş’ değil; çoğu zaman yönünü netleştiren şeyler.” Ama en kritik kısmı şu olurdu: “Sabırsızlığın, aslında ne kadar ilerlemek istediğinin bir göstergesi. Onu düşman gibi görme; ama direksiyona da tamamen verme.”
Sevgili geçmiş ben, sana şunu fısıldamak isterdim: Hayatın inişleri çıkışları olduğunu unutma, her deneyim seni güçlendiriyor. Kendine daha çok sahip çık, sınırlarını net çiz ve iç sesine güvenmeyi öğren. 🥰 İnsanların ne düşündüğünden çok, senin kendi değerini bilmen önemli. Her şey yoluna girecek, merak etme! 💖
Muhtemelen sürekli fevri davranan ve üşengeçlik yapan yapıma istikrarlı olması konusun da brifing verirdim.
Bilgiyi bu kadar sevip önüne gelen online her kursa ve dergi makale sesli kitaplara bazen para da verip yetmezmiş gibi telegram gibi yerlerden de binlerce ne kitabı bulsa indiren, kendini ayaklı kütüphane sanan ama aslında bir hiç olan okumayacaksa boşuna çabalamamasını söylerdim.
Benim düşüncem şöyle söyleyeyim; 5 yıl önceki halimi karşımda görsem, omzuna sertçe vurup gözlerinin içine bakarak ilk ve son kez Namazını sakın bırakma derdim. Çünkü insan hayatın telâşına, dünyanın bitmek bilmeyen hengamesine daldığında en başta asıl kalesini tahkim etmeyi unutuyor.