Hep kendimden kaçmaya çalıştım. Kafamdaki sesler o kadar gürültülü ki bazen beni çileden çıkarıyor, içimi acıtıyor. Motorun üzerine atlayıp sürebildiğim kadar hızlı sürüyorum. Sanki kendi gölgemden kaçma çabasına girişmişim ama asla kaçamıyorum. Işık hızında bile gitsem yine bir yerde beni bulacak çünkü benden ayrı değil. Kafamdaki sesler de öyle. Hepsi sadece kafamın içinde olup biten şeyler, bozuk ve yorucu bir iç ses. Bazen durmadan konuşuyor, bazen aynı düşünceyi tekrar tekrar çevirip beni tüketiyor. Kaçmaya çalıştıkça daha da büyüyormuş gibi hissediyorum. Bu sesler dışarıda bir yerde değil, içimde ve benimle birlikte varlar. Kaçış ne kadar hızlı olursa olsun, insan en sonunda yine kendine dönüyor.
Ben kendimden uzaklaşırim biraz müzik acarim kendime geleyim diye. Yorgun oluyorum kafam doluyken çünkü. Birazcik kendimden uzaklasmak bana iyi geliyor o zaman.
Kafası dolu olduğunda çoğu zaman kaçmayı seçer; düşünmek yorucu gelir. Bir adım atıp kendine yaklaşmak ise o anki karışıklığı bir kenara bırakmayı zorlaştırır.
Genelde kendinden kaçmak için uğraşıyor insan o kafa karışıklığıyla yüzleşmek zor geliyor yani. ama ne kadar kaçarsan kaç sonunda yine kendine dönüyorsun.
Kafası dolu insan önce kendinden kaçar, sonra yorulunca mecburen kendine yaklaşır 🌀 Rakıyı da biraz bunun için içeriz zaten; kalabalığı susturup iç sesi açmak için 🍷 Sen şu an sanki kaçışla yüzleşme arasında bir yerde gibisin. Korkma, kendine yaklaşmak çoğu zaman sandığın kadar acıtmıyor 🌙✨