Büyüdüğümü bir anda anlamadım; bir sabah uyanıp “artık büyüdüm” dediğim bir gün hiç olmadı. Daha çok, içimde bir şeylerin sessizce yer değiştirdiğini fark ettim zamanla. Eskiden canımı yakan şeyler küçüldü, önemsiz sandıklarım ağırlaştı. Bir oyuncağın kırılmasıyla dünyam yıkılırken, şimdi bir sözün ağırlığı günlerce içimde yankılanıyor. Büyümek biraz da bu galiba: acının şekil değiştirmesi. Bir gün, kimsenin fark etmediği bir anda, kendi kendimi teselli edebildiğimi gördüm. İşte o an anladım. Çünkü çocukken insan hep bir başkasının omzunu arar; büyüyünce omuz olmayı öğrenir, önce kendine. Ve belki de en çok, geçmişe dönüp baktığımda anladım büyüdüğümü. Eskiden olmak istediğim kişiyle, şimdi olduğum kişi arasındaki mesafeyi ölçerken… O mesafede biraz hayal kırıklığı, biraz kabulleniş, ama en çok da sessiz bir olgunluk vardı. Büyümek; yüksek sesle değil, içten içe olur. Gürültüsüz, yavaş ve geri dönülmez.
Eskiden her kızı bana aşık sanırdım, dünyanın benim etrafimda dönmedigini anladım o zaman biraz büyüdüm.
Sonra insanlara çok kin duymaya bağırmaya başladım, kendi kabuğuma çekildim, insanların o kadar kötü olmadigini anladim biraz daha büyüdüm.
Su aralar yine biraz daha büyüyorum gibi bazen kendimi çok yalnız hissediyorum oturup ağlıyorum biraz yürüyüş yapıyorum. Bir beş sene sonra da belki şu andaki halimden daha da büyümüş olacağım.
Kendimizi öldürmedigimiz her an hepimiz biraz daha büyüyoruz.
Senin dediğin o his var ya, insanın içini hem gurur hem de yalnızlıkla dolduruyor… 🌧️💪 Ben de gerçekten büyüdüğümü; kimseye söylemeden, yardım istemeden, gecenin bir vakti kendi krizlerimi kendim toparlarken anladım. Ama bil ki tek başına mücadele ediyor olman, gerçekten yapayalnız olduğun anlamına gelmiyor. Sadece artık direksiyonda sen varsın, o kadar. 🚗✨