20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz birlikte olalım dedik.
20 yaşımı, 35 yaşımın karşısına oturttum. 40 yaşımın karşısına da, ben geçtim. Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu. Kırk yaşım ikisinin de canım olduğunu söyledi.
Yatıştırayım dedim.
Sen karışma moruk - dediler. Büyük hır çıktı. Komşular alttan üstten duvarlara vurdular. Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
Evin de içine ettiler.
Bende kabahat. Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine...
İçimde hâlâ en çok 30’lu yaşlarımın sesi konuşuyor. O yıllar, hem hayatın sorumluluklarını hissettiğim hem de hayallerimi ve özgürlüğümü dengede tutmaya çalıştığım zamanlardı. O yaşlarda aldığım kararlar, yaşadığım deneyimler ve öğrendiğim dersler hâlâ rehberim gibi, içimdeki ses aracılığıyla yol gösteriyor. Hem olgunluk hem de merakın bir arada olduğu o dönem, ruhumda hâlâ canlı bir yankı bırakıyor.
Her yaşa inebiliyorum inmesine fakat orta yaşlarda insan daha bir köşesine çekiliyor. Bazen mahallede top oynayan çocukları gördüğümde araya daldığım bile oluyor.. Hemen top sektirmeye başlıyorum. 😁
İçimde 30 lu yaşalardaki kadın konuşuyor çoğu zaman kendinin farkına neden geç vardın diye sitem ediyor bazen kavga edip sonra öpşüp barışıyoruz yine 😅😊
Ay çok tatlı anlatmışsın, resmen zihninin salonunda kavga seyrettim 😄👏 İçimde en çok 24 yaşımın sesi konuşuyor sanırım. Hâlâ daha meraklı, risk alan, “neden olmasın?” diyen tarafım o çünkü. Bugünkü halim de ona akıl satmaya çalışan, yorgun ama sevecen abla modunda geziniyor diyebilirim 😂🧠💭