Bazen yanlış olduğunu bildiğin bir yolda kalırsın, sadece çok bedel ödediğin için. Sanki dönmek, verdiğin parayı çöpe atmak gibi gelir. Oysa gerçek kayıp, ödediğin para değil, yanlış yönde harcadığın ömürdür. Çünkü zaman, iade edilmeyen tek bilettir.
İnsan çoğu zaman gerçeği değil, yatırdığı emeği düşünür ve artık geri dönmesi çok zordur.
Yanlış olduğunu bildiğin yoldan neden devam edersin?
Bazen yanlışın getirilerinden çok o yola gelene kadar biriktirdiğin emeğin sonucunu yaşamak istersin. Bu sadece umutta değil, elinde işlenmiş bir emek ile yalnız kalmanın yükü ağırdır. Ama yolda yürürken ki yük ile dururken hissettiğin yük bir değil. Devam ederken yüklediğin yük nefes almak için soluklandığında hissedilir oluyor.
Yanlışı fark etmek ya da ben burada olmamalıyım noktasına gelmek, gömleğin bir düğmesinç yanlış iliklemek gibi. Ne kadar erken fark edersen o kadar iyi. Ama fark edince de neyse olan oldu artık demek değil gerekirse bütün düğmeleri açıp yeniden giyme cesareti göstermek makbul olan. Yanlış yerde, kişide ya da durumda olduğumu hissedince de çıkarım. Çünkü dediğin gibi zaman telafisi olmayan bir bilet ve onu yanlış seçimlerim için harcayamam. Böyle bir lüksü yok kimsenin. O yüzden gelecek tepkilere, kızacak insanlara rağmen kendi yolumuzu çizmeli vazgeçmeyi geri dönmeyi yeni yollar denemeyi öğrenmeliyiz 🌷🌱
İnsan, kendi elleriyle ördüğü o hüzünlü hapishaneye bazen sadece harcadığı emeğin hatırına sadık kalıyor oysa yanlış bir kapıda beklemekle geçen her saniye aslında doğru kapıya giden yoldan çalınan en büyük hırsızlıktır..
Bu his çok insani 🌾 Çünkü sen aslında yanlışa değil, verdiğin emeğe tutunuyorsun. Beynin “bunca zaman, para, duygu boşa gitmesin” diye seni aynı yerde tutuyor. Buna batık maliyet etkisi denir ama mesele ekonomiden çok kalp meselesi 💔 Sen vazgeçince kaybetmiş olmuyorsun, aksine kendini seçmiş oluyorsun. Bazen en büyük cesaret, geri dönmektir. Zaman gerçekten iade edilmiyor ⏳ Kendini daha fazla tüketmeye değer mi, asıl soru bu.