En güzel duygulardan payımıza asil bir yanlızlık düşmüştü, Tek başıma yaşarken bu hayatı , bir köşede üşümüştüm... Bazen duygular... kalbe çok ağır gelip , kalbe doğru üşüşmüştü...
Senki siyahı sevip ona aldanan , Masum bir kaç kelimeye... söze... kanan, Ne bilirsin gökyüzünün maviliğini? Ne bilirsin karda yalın ayak yürümeyi? Ne bilirsin zamanın bu iç çürüten acımasızlığını?
Her insan kendi gözleriyle bakar hayata, Sen zamanın suret-i ahvaline denk geldin mi? Ben yapamadım, Zaman ilk bakışta bozdu hayalimi, Her seferinde daha derine , daha derinden...
Yalnızlık bazen bilinçli bir seçimdir, bazen de şartların insanı ittiği bir durak. İnsan yorulduğunda, kırıldığında ya da kendini toparlamak istediğinde yalnız kalmayı seçebilir; bu hâl koruyucu ve iyileştirici olabilir. Ama bazen de anlaşılmadığını hissettiği için, bağ kuracak doğru insanı bulamadığı için yalnız kalır ve bu daha çok bir zorunluluk gibi yaşanır. Çoğu zaman ikisi iç içe geçer aslında; insan önce mecbur kalır, sonra buna anlam yükleyip seçime dönüştürür. Yalnızlığın ağırlığı da, hafifliği de biraz buradan gelir.
Evet, öyle görünüyor. Anlaşılamamak insanı en çok yoran şeylerden biri; anlatmaya çalışmaktan vazgeçince yalnızlık daha güvenli geliyor. Bir süre sonra yalnızlık tercih değil, sığınak gibi oluyor.
Gönül bahçesi de bahçıvan ister. Ona girerken basmaması gereken yerleri söylediğin halde o, bahçenin büyüsünün (hormonların) etkisiyle dürtülerine yenilir ve bu bahçe "BENİM" olmalı der. Hoyratça dalını, yaprağını (duygularını) kırar.
Oysa sevmek sahip olmakla ilgili değildir ki; koruyup kollamak, incitmekten imtina etmek gerekir.
Sonra o yalnızlığı seçmeye mecbur bırakılırsın bir kez daha. Bir kez daha bir insanın açtığı yarayı sarabilmek için, bir kez daha duvar örersin insanlarla arana.
Çünkü iyileşmek için zaman gerekir. Ee herkesin de çok acelesi var malum. Kimsenin kimseye ayıracak zamanı yok ne yazık ki.
Sonra bu bahçeyi farkında olmadan yakıp yıkanlar, yaptıkları hatanın farkına varıp kendi bahçelerini kurarlar bir şekilde. Başkaları da gelip onların gönül bahçesini kırıp geçirir işte. Buna da insan olmak diyoruz.
Öyle öylede ya istemsizce kıranlar onlarıda aynı kategoriye mi koymak gerekir sence... Sevmek kesinlikle sahip olmak değil fakat dediğini anlamam için sevmemede gerek yok diye düşünüyorum. Haklısın onu bazen kendinden bile sakınmaktır belkide...
Sanki yalnızlığın yaraları sarılmıyor be kuzen... İnsan alışıyor gibi fakat tamda alışmıyor sanki... En başından beri sahip olduğu tek hissiyat bu olduğu halde korkutucu geliyor bazen , bazense dinginlik, bazen cennet... bazende cehennem gibi... Garip bir şey
Öyle insan istemsiz ya da istemli duvar örüyor halbuki o duvarlarda iyileştirmiyor pek çok şeyden korusada..
Evet döngüler bütünü ne güzel dedin eline sağlık kuzen 🙏🙏🙏
İstemsiz de olsa orada bir zarar verme durumu var. Önceden uyarılsa bile kişinin farkındalığı yeterli seviyede değilse bu söyleneni dinlese, uygulamaya çalışsa bile başarılı olamayacaktır. Sırf o üzülmesin diye de tekrar şans ve kendinden ödün vermek ne kadar doğru? Böyle bir şey insanın gelişimini engeller.
Yalnızlık betimlemen bana karanlık enerjiyi anımsattı ve gülümsetti 😀
Senin de eline, zihnine sağlık. İyi ki varsın be Psi 🙏🫂
Yalnızlık çoğu zaman seçim gibi görünmek isteyen sonradan oluşan bir zorunluluktur. Kırgınlıklar, korkular, tecrübelerin getirdiği bir seçimin sonucunda oluşan. Yani başlarda seçim olup, farkına varmadan içine çeken bir kara deliğin oluşturduğu bir zorunluk gibi, çıkmak istersin fakat çıkamazsın..
Beden ister ki sarılayım birine, zihin der ki uzak dur. Seçim ve zorunluluk arasında sıkışıp kalan bir insan herkesten ve de her şeyden uzaklaşır ya da tam tersine herkese ve her şeye çok yakınlaşır. Yani ya izole eder kendini ya da boğacak kadar derine dalar.
O halde ne zaman seçim ne zaman zorunluluk daha yakından bakalım mııııı 🧚♀️
Seçim: Süreklilik haline gelmez ise. Yalnız kalmak istiyorum diyipte inzivaya çekilince bu bi seçimdir. Yani bunu iradesi ile tercih etmişse.
Zorunluluk: Süreklilik haline gelirse. İsteyipte olmuyorsa ve de kendi olduramıyorsa.
Başta seçim gibi görünsede zamanla seninde dediğin gibi dönüşüyor gibi sanki...
Umarım derinlere inerken boğulmayız ne diyelim... Uzaklaşmak yerine yakınlaşmayı tercih ederdim doğrusu seçim olsaydı şayet... Fakat bazen insanlar o kadar uçlardaki yakınlaşmak namümkün...
Baktık ki ve çok güzel özetlemişsin değerli @Selinawoman teşekkür ederim..
Seçilmiş yalnızlık, insanın kendini korumak ya da dinlemek için bilinçli olarak yalnız kalmasıdır ve güç verir, iyileştirir amaaa. Mecbur kalınmış yalnızlık ise insanın istemeden, dışlanarak ya da şartlar yüzünden yalnız kalmasıdır ki bu da yorar ve insanı eksiltir.
Yazdıkların baya ağır, içe dokunan bir yalnızlık taşıyor 🌫️ Yalnızlık bence hem seçim hem zorunluluk; ama seninkisi şu an daha çok zorunluluk gibi duruyor. İnsan birkaç hayal kırıklığından sonra geri çekiliyor, “böyle daha güvenli” sanıyor. O asil yalnızlık da yavaş yavaş sızlayan bir yere dönüşüyor. Yine de istersen seçime çevirebileceğin bir yerde duruyorsun. Ben ankette zorunluluk diyorum 🕊️
Bence hayattaki geriye seçimlerimizden ibaret mesela bende genelde yalnız bir insanım sadece kuzenimle arada buluşuyoruz ama bu benim seçimim çünkü dışarıdaki insanlar bana samimi gelmiyor ve ben kendim tek basıma takılmayı daha etik buluyorum.
Benim için sorun değil görünce düzeltmek istedim sadece dilin tahrip edilmesini sevmiyorum yanlış anlamayıp saldırgan cevap vermedigin için asıl ben teşekkür ederim
Kime göre neye göre mesela aslında arkadaş çevren vardır bir süreliğine kabuğuna çekilmek istersin bu seçim Ama hiç arkadaşın yoktur olmasını istersin olmaz bu da zorunluluk olur