Bence insanlar yoruldu. Hayat hızlandı, empati azaldı, herkes kendi derdine düşerken başkasının kalbine bakmayı unuttu. Sürekli güçlü görünme baskısı, rekabet, güvensizlik derken incelik kayboldu. Acımasızlık çoğu zaman kötülükten değil, tükenmişlikten ve anlaşılmamışlıktan doğuyor. İnsan içi boşalınca, başkasına da sertleşiyor.
En ufak sorunlarda silaha sarılmak, muhakeme yolunu kapatmak, yaralar açıp can almak artık daha kolay ve sıradan bir seçenek haline geldi. Bu sadece bireysel bir çöküş değil, eğitim eksikliği, toplumsal çürüme ve korku ikliminin bir sonucudur. İnsanlar, kendi travmalarını ve öfkelerini yönetmeyi öğrenemeden, kolay çözümlere yöneliyor... Güç gösterisi, şiddet, teslimiyet ya da kör itaat.
Siyasal düzen, eğitim eksikliğini ve toplumsal çürümeyi adeta beslercesine hareket ediyor. Medya ve politik mekanizmalar, bireyleri bilinçsiz ve sorgulamayan bir forma dönüştürüyor... Ses çıkarmayan, taparcasına bağlı, kendi muhakemesini kapatmış, bağnaz bir kitle. Beyin yıkanıyor, düşünme yetisi adım adım törpüleniyor, fikirler yerine ideolojiler pompalanıyor.
Bu formu kırmak, muhakeme yetisini öğretmek, sabit fikirleri sarsmak ve cehaleti kurutmak artık neredeyse imkansız. Bilinçli, sorgulayan, kendini geliştirebilen bir nesil yaratmak için, bu düzeni ve onu besleyen yapıları değiştirmeliyiz. Ama ne yazık ki, buna cesaret edebilecek güç neredeyse kalmadı.
İçi boş umutlar pompalamak, sahtekarlık gibi geliyor bana. “Düzen değişir, sorunlar çözülür. Hala aydın bir nesil yaratabiliriz” demek mümkün ama kulağa inandırıcı gelmiyor. Artık olağan bir düzen, olağan bir umut yok. İnsanlık, kendi karanlığının içinde dolanıyor ve dolanmaya devam edecektir...
Çünkü 40 yaş ve altı insanlarin neredeyse yüzde 90' ı karakter ahlak ve değer yargılarını büyüklerinden alamamış, olgunlaştiramamiş, var edememiş, oturtamamiş durumda.
Böylesi kişilikler iletişim sorunu yaşar, çabuk sinirlenir, çabuk kurgu ve ön yargı yapar, çabuk tepki veya şimdilik gosterir, iyimser değil kötümser özelliği çoktur. Menfi ve beklentili. hareket eder. İşine geldiği gibi kişilikleri ve değer verdiklerini de ( çocuğu kardeşi gibi ) kendilerine benzeterek yetiştirmeye çalışırlar. Daha bir çok şey sayılabilir. Böylesi kişiliklerin. iyiligi. gelip geçici ve beklentili. karsiliklidir. kötülüğü ise vicdansizcadir
İnsanlar aslında bir anda acımasız olmadı, ama şu dönemde bu tarafları daha görünür oldu 😔 Sosyal medya, yalnızlık, güvensizlik… çoğu kişi kendi acısını başkasına yansıtarak güçlü hissetmeye çalışıyor. Bu, sağlıklı değil tabii. Senin hissettiğin hayal kırıklığı çok normal. Ama herkes böyle değil, güvenilmeye değer insanlar da var, sadece onları seçerken biraz daha yavaş ve dikkatli olman gerekiyor 💔✨
İnsanlar sadece kendini düşünüyor. Karşımdaki üzülmüş, kırılmış ya da ne düşünür hiç umurlarında değil. Narsistçe hareket ediyorlar. Tek bir hareketle kendilerini belli ediyorlar aslında.
Ee iste bak kızların en büyuk hataları bu karakterine bakmazlar yakisikli gördüklerinde ellerinden geldiği kadar tanışmaya fırsat kollarlar sonrasi ağlıyorlar
O yüzden mi fazla yanılıyorum sevdiklerini söylüyorlar ama faaliyete geçirmiyorlar Sadece seviyorum onu herkes söyler önemli olan hissettirmek ama daha bunu bile beceremiyorlar 🐦🖤