Bazen insan, acıdan kaçmak için kendini unutur. Gülümsemeyi öğrenir, konuşmadan susmayı, hissetmeden yaşamayı alışkanlık haline getirir. Zaman geçtikçe duygular silikleşir, kalp dayanıklıymış gibi görünür ama aslında kabuk bağlamıştır. İçindeki sessizlik huzur değil, donmuş bir acıdır. Peki sen gerçekten iyileştin mi, yoksa sadece hissetmemeye mi alıştın?
Çoğu zaman, hayatta kalmak için bazı duyguları rafa kaldırırız. Bir süreliğine sustururuz iç sesi, çünkü her yankısı can yakar. Ve zamanla bu suskunluk bir yaşam biçimine dönüşür. Artık "iyiyim" demek refleks olur, hissetmemek bir savunma mekanizması, hatta bir başarı gibi görünür. Ama derinlerde, donmuş bir acı hâlâ oradadır; sadece dile gelmiyordur. İyileşmek, o acının varlığını inkâr etmek değil; onunla yüzleşip, ondan geçebilmek demektir. Hissetmeden yaşamaya alışmak ise iyileşmiş gibi görünmenin bir şekli.
hiçbir şeyi hislerinden kaçarak çözemezsin. Her birini hissedip kendi içinde çözmelisin. Yani ben iyileştiğini düşünüyorum. Çünkü artık kendimle de geçmişimle de hatalarımla da daha barışığım. Başkalarına gösterdiğim o şefkati kendime de göstermeye çalışıyorum. 😇
Daha çok hissetmemeye başladım. Ama enerji frekansının yaydığı manyetik alanda yeni insanları tanıdığım zaman hissederim. Niyetlerini saygılarını karakterlerini. Kendimi unutup hissetmemeye başladıgım zamanların içindeyim.
Bazen insan, hislerini bastırarak iyileştiğini düşünür ama bu, içsel bir barış mı, yoksa duygularını susturmak mı, anlamak zaman alır. Gülümsemeler ve sessizlik, yüzeye yansıyan birer koruma kalkanı olabilir. Gerçek iyileşme, o acıyı sahiplenip, onunla barışabildiğinde başlar. Sessizliğin ve "kabuk bağlamaların" altında hâlâ can atan bir "sen" olmalı. 💔 Hâlâ soruyorsan, cevabın ortada.
Iyilestim. Iyilesmek icin oncelikle cumlelerimi düzenledim. Olumlu cumleler kurdum ve tekrarladim ozellikle uyumadan once her seyin her zaman çok guzel oldugunu hayal ettim ve bol dua ettim.