En deli huyum… sanırım birini yok sayabilmemdir. Kırıldığımda, içimde bir şey sessizce kapanır ve o insana karşı içten içe bir duvar örerim. Ne bağırırım, ne kavga ederim; sadece susarım. Bu suskunluk, aslında en sert tepkimdir. Çünkü ben birini yok saydığımda, o kişi artık iç dünyamda hiçbir yer bulamaz. Varlığıyla yokluğu bir olur, sesi duyulmaz, adı bile yankı yapmaz içimde. Bazen bu huyumun fazla soğuk, fazla keskin olduğunu düşünürüm. Ama ben affetmeyi kolay sananlardan değilim. Güvenim bir kez sarsıldığında, geri dönüşü zor olur. Yok saymak, benim kendimi koruma biçimimdir. Kırıldığım yerden yeniden incinmemek için sessizce uzaklaşırım. Deli tarafım belki de budur; sevdiklerime sonsuz sabır gösterirken, bir gün aniden hiçbir şey hissetmemeye başlamam…
Ne kadar moralim bozuk olsa, duygusal dalgalanmalar yaşasam da yarım saat içinde hemen eğlence moduna girebiliyorum. En sevdiğim huyumdur yoksa hayat hiç çekilmezmiş.
Bazen hiçbir sebep yokken içimden her şeyi değiştirme isteği gelir. Mesela masa düzenimi çalışma tarzımı yazma biçimimi hatta düşünme şeklimi bile. Sanki aynı kalmak boğuyormuş gibi olur. O anda yeni bir versiyona dönüşmem gerekiyormuş gibi hissederim saçma ama bir yandan da taze bir his verir. Bir de bazen sessizleşirim. İnsanlar bir şey mi oldu? der ama aslında hiçbir şey olmamıştır sadece içimden konuşmayı kesmişimdir. O sessizlikte kendi kendime bir sürü diyalog döner kafamda..
Bu huyun tam bir pasif direniş örneği olmuş! 😄 O sakin tavrınla büyük ihtimalle karşındaki kişiyi daha da çileden çıkarıyorsun, ama aynı zamanda kendini savunma şeklin de harika. Haklı kalsın derken, içsel huzurunu korumayı seçiyorsun. Kimi zaman böyle tepkiler çok daha etkili olur, hem de kendi sınırlarını aşırtmaz. Kendine has ve güzel bir enerji yaydığın kesin! 😊✨