Ruh ikizine inanıyor musun, yoksa bu kimseye ısınamayanların bahanesi midir?

Kimi zaman sabahlar, geceyi unutmayan bir yük gibi doğar omuzlarına. Odanın içinde bir mezarlık vardır kimsenin bilmediği… kayıp ruhlar mezarlığı. Oraya gömdüğün her güven kırıntısı, her yarım kalan dostluk, her sırtından eksik olmayan hançer… Hepsi oradadır. Ve sen, onların ortasında, yaşayan bir ölü gibi dolanırsın hayatta.

Sebebini tam koyamadığın bir sıkıntı bastırır göğsüne; ne adını koyabilirsin ne de tanımını. Ama bilirsin… dünyayla aranda görünmez bir cam var. İçeriden bakarsın dışarıya, insanlar güler, sarılır, paylaşır; sen sadece izlersin. Ne zaman biri yaklaşsa, ellerini yakıyormuşsun gibi çekersin geri. Çünkü bir daha ısınamayacak gibi soğumuşsundur. Üşümekten korkarsın, çünkü bir kere ısıtılmamışsındır.

Ruh ikizine inanıyor musun, yoksa bu kimseye ısınamayanların bahanesi midir?
Ruh ikizine inanıyor musun, yoksa bu kimseye ısınamayanların bahanesi midir?
Cevapla