Zihninde hiç unutamadığın bir sahne var mı, her düşündüğünde seni susturan…?

Bazı acılar gelir ve geçer, bazılarıysa gelir… ve orada kalır. Bir sandığın dibine itilmiş eski bir mektup gibi, yıllar sonra bile kokusu burnuna gelir. Kimi zaman bir şarkı, bir koku, hatta bir sessizlik… Hepsi o saklı kalmış acının kapısını aralayan anahtarlardır.

Kötü bir olayla yüzleşmek; savaşmak değil, teslim olmak da değil…
Yüzleşmek, o anıya, o hatıraya, o boşluğa dürüstçe bakmaktır.
Olanı inkâr etmeden, üstünü güzelleştirmeden, sadece “oldu” diyebilmek…
İşte en büyük özgürlük de orada başlar.

İnsan kalbi, her şeye dayanır sanırız. Ama kalp, dayanmak için değil, taşımak için yaratılmıştır.
Taşıdığı ağırlık ne kadar bastırılmışsa, sesini de o kadar yitirmiştir.

Zihninde hiç unutamadığın bir sahne var mı, her düşündüğünde seni susturan…?
Zihninde hiç unutamadığın bir sahne var mı, her düşündüğünde seni susturan…?
Cevapla