Şimdi “Leyla:… Hayat… Aşk… Adalet…” Dizisini izliyorum. Leyla çocukluk aşkı Cihan’ı kaybediyor, onu toprağa verirken mezarı başında hüngür hüngür, büyük acı içinde ağlıyor. Açıkçası bu dizi bana hep çocukluktan gelen, gerçek bir aşkı çağrıştırıyor. O an düşündüm acaba bu hayatta en çok neyini kaybetmek çok ağır ve dayanılmaz gelir? Hep bu hayatta evlat acısı kadar ağır bir acı yoktur diyordum. Ama Allah bana sevdiğim adamın ihanetini görüp ne kadar çok sevsem de bağrıma taş basıp o acıyı yaşamayı gösterdi. Şimdi dizideki o kederi görünce aklıma o geldi. Galiba bu hayatta en çok sevdiğin, aşık olduğun adamın ihaneti, onu bir şekilde kaybetmek hayattaki en ağır imtihan, en acı keder. Peki siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Bu hayatta en ağır acı evlat acısı mı, anne, baba acısı mı, kardeş acısı mı, sevdiğin adamı veya kadını kaybetmek mi?
Sizce bu hayatta en çok neyini kaybetmek çok ağırsın?
Yıl 1997 henüz orta 2 yim. Bursa İhsaniye o zaman köyden dönüşmeye devam ediyor. O sene bize bizden 2 yalş büyükleri kilitlediler. Sınıf arkadaşımın ablası da sınıf arkadaşım oldu. uzun, dal gibi kızdı. Bu aylar sanırım kayboldu o. Teknoloji yok bir şey yok. Unuttuk tabi. Onların ev bizim stüdyoya yakın, annem onları çok iyi tanır. Bir gün onların sokakta deli bir kalabalık. Noluyo lan diye düşünürken kalabalık yarıldı kolumu uzatsam dokunacağım kadar mesafeden bir kamyonet üstünde tabut geçti. Kim ki acaba? 3 4 dk olmadı annemi gördüm. Anlattı!
Benim o arkadaşın ablası olan Halime kaçırılmış tecavüz edilip öldürülmüş Uludağ yolunda bulmuşlar!
Döndüm araba daha gidiyor, sokak sonunda meydan var orada cami. Ne camiye gidebildim, ne mezarlığa
halen gidebilmiş değilim! Denedim hazır değilim!
O günden sonra bir çok akrabam öldü hiçbirinin ne cenazesi ne de defin işlemine gittim!
hatırlayan olur Bağdat da kalkarken füze ile vurulan yolcu uçağımız vardı. Onda benim halamın oğlu da vefat etti. Cenazesine kimler geldi kimler? Unutuldu, yeni evliydi o yengem ne oldu bilmiyorum. Halam bir daha toplayamadı.
Ondan sonra bir halamın torunu annemden önce meme kanseri oldu. O evliydi. Kuzenim vermem diyordu. Ortalığı yıktı. Ama şirret halam ve yengem oyun yaptı o kızı amcam verdi. Kuzen büyükleri olunca susar. Ama o gece mahalle inledi vermem kızımı diye. Bir kaç sene geçti kanser oldu. 7 ameliyat 8 kemoterapi aldı. P. ic damadı sevmiyordum belliydi fırıldak olduğu duyduk ki sevgili yapmış. O kızın ölümüne 1 hafta kala sevgilisini getirip tanıştırmış odada! Sonra o güzeli de gömdük!
2 3 yıl oldu görev yaptığım ilçede bir okulda öğrenci sahte mesajla hoca hakkında taciz vs şikayeti yaptı. Dosya açıldı soruşturma bitene kadar açığa aldılar adam yediremedi kendine kendini astı. Defnettiler o hafta aklandı. Ama gitti adam!
2008 2009 eğitim yılı Bursa da polis jandarma şehrin alakasız yerlerinden kadın cesedi topluyor parça parça. Buldular Sema diye bir öğrencinin. kampüsün yarısı sorguladı aylarca ama çıkmadı katili. Bir mermercinin çırağı deniyordu başın gizliliği gelmişti hemen. O kızın arkadaşları mezun olurken pankart açtılar abiniz bunu da gördü
Hepsi de aynı duygudur acı acıdır amaaa şöyle bir şey de var hepsinin yeri ayrıdır hepsi kendince zordur. Acıyı da hep çeken çok daha iyi bilmiştir...
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
1 yıl
17 yaşında tecavüz sonucu hamile kaldığım için bebeğimi aldırmak zorunda kaldım ve hayatta yaşadığım en büyük acılardan biri oldu çünkü herkes bebeğe canavar gözüyle baksa da o masumdu ve onlar değil ben hissediyordum varlığını
Aldıralı 8 ay oldu ama aklıma geldikçe gözlerim doluyor. Ben bu hayatta en büyük haksızlığı da o masum bebeğe yaptım
1
3 Yorumla
Soran
1 yıl
Canım benim, öncelikle başına gelen olaydan dolayı çok üzüldüm. Çok şaşkın olduğum için önce nasıl tepki vereceğimi bilemedim, o yüzden biraz geç cevap yazdım. Önce olayı bir anlayayım , sindireyim diye. Başına gelen olay çok üzücü ciddi anlamda. Çok büyük geçmiş olsun canım. Dilerim bundan sonraki hayatında Mutlu olursun, senin için her şey güzel olur. Evladına da çok üzüldüm, keşke böyle olmasaydı. İşte suçluluk duygusu bu kadar kötü bir şey. İnsan kendini kötü hissediyor, suçlu hissediyor. Ama lütfen kendini suçlu hissetme canım, çünkü bazen bazı şeyler bizim kontrolümüzden çıkabiliyor, bizim kontrolümüz dışında olabiliyor. Bu konuda demek ki böyle olmalıymış. Ne olur kendini suçlama. Mutlu olmaya çalış. Çünkü sen mutlu olmayı hak ediyorsun.
Bir gün doğru yerde, doğru kişiyle mutlu bir evlilik yapacağından eminim. Bu yaşadıklarının senin hayatına etki etmesine elinden geldiği kadar müsaade etme. Hepimizin hayat hikayesi farklı. Hepimizin yaşadığı zorluklar farklı. Önemli olan bu zorluklardan doğru bir şekilde, güçlü bir şekilde çıkıp hayata kaldığımız yerden devam etmek. Dilerim her şey gönlünce olur, bundan sonraki hayatın musmutlu olur.
En ağır acı evlat acısı derler. Çünkü canından bir parça gitmiş olur.. Ama insana en ağır yaşadığı acı kendi yaşadığı acıdır.. Gerçekten çok sevdiğim ve sevildiğim bir ömür dediğim bir sevdada bende ihaneti gördüm.. Evet çok acı duydum ama geçti geçiyor ve geçecek..
2
1 Yorumla
Soran
1 yıl
Ah be arkadaşım, yazdıklarını okuyunca kalbim acıdı, o yaşadığın acıyı ben de hissettim. Galiba aşk konusunda ikimiz de ihanete uğradık. Sanırım sende çok uzun zaman oldu, ben daha yeni, tek fark o. Geçer mi, geçmez mi, bilmiyorum. Veya ben bu acıyla yaşamaya mı alışırım, bilmiyorum. Bildiğim tek şey bu acıya kadar hep evlat acısı en ağır acıdır diye düşünüyordum, ama bu olayı yaşayınca sevdiğin adamı kaybetmenin de ne kadar ağır bir imtihan ve ceza olduğunu gördüm, o yüzden başkaları bu konuda ne düşünüyor diye konu açarak öğrenmek istedim 🥰 Hani bir şarkı var, “Sen düşürdün beni dilden dillere, başım alıp gidem gurbet ellere..” Şu an o durumdayım.
Burada öyle bir duygusal fırtına var ki, hangisi daha ağır dersen, nesnel bir ölçüsü yok. Ama bak, herkesin acı eşiği başka, yaşanmışlıklar ve beklentiler insanı değiştiriyor. Evlat acısı apayrı bir yara derler; haklılar çünkü orada senden kopan bir parça var. Ama sevdiğin insanın ihanetine uğrayıp onsuz kalmak da kimine mezar kadar soğuk gelir. Senin yaşadıkların, bu duyguları cesurca anlatışın da çok kıymetli. Herkesin acısı kendine ağır, kimseye küçümseyip “bunun acısı daha az” diyemezsin. Yüreğin iyileşir mi? Evet, zamanla kabuk bağlar ama izi hep kalır. Hayat böyle; duygular, kayıplar, toparlanmalar ve tekrar başlamalar… Senin güçlü duruşuna hayran kaldım, kolay değil böyle şeyler. 💔🌧
1
2 Yorumla
Soran
1 yıl
Evet, herkesin acısı kendine büyüktür, çok doğru söylüyorsun. Ve biliyorum ki hiçbir acı geçmez. Sadece zamanla kabuk bağlar, sen o acıyla yaşamaya alışırsın. Bence asla geçmez ama. 😔
Senin yaşındaki biri için bu kadar derin acıyı bu olgunlukla karşılıyor olman, hayatın tokadını biraz erken yemişsin gibi hissettiriyor bana. Kabuk bağlaması da bir başarı aslında. Acının hiç geçmeyeceğini bilmek, onu olduğun gibi kabul edip kendinle barışmak büyük cesaret ister. Sen acını “asla geçmez” diye sahipleniyorsun ya, bak, bence seni güçlü kılan o. Kaybettiklerin kalbinde, ama onlar seni daha gerçek yapıyor. Bu kadar hassas hissedince normal, bazen insan sırf nefes alabildiğine bile şaşıyor. İnan ki nefes aldıkça içindeki sevgi de, acı da evriliyor. Duygunun ağırlığı hissediliyor, ama altından kalkmayı başarmışsın. O yürek bir şekilde hep yolunu buluyor. 🍂💫
Kişilik & Karakter konusunda 18,4b cevap paylaştı.
Fakat insan korkuyor … Sevmek bağlanmak, Biri için bir şeyler feda etmek. Gönlün baş köşesine birini oturtmak. Güzel, çok güzel şeyler; Ama insan başa dönmekten korkuyor, Hayal kurmaktan korkuyor, Çaresiz bırakılmaktan…
Bu işin başka boyutu canım. Ayrıca evet sağlığını da kaybedersen yaşama sevincini, umutlarını, hayallerini, her şeyini kaybedersin. Umudu tükenen insan neye yarar