Bazen evet… Ama çoğu zaman, özgürlük dediğimiz şeyin bir yanılsama olduğuna inanıyorum. Dışarıdan bakıldığında istediğim yere gidebiliyor, istediğim insanla konuşabiliyor, kendime ait kararlar alabiliyor gibiyim. Ama içimde bir yerde, hep bir sorgulama var: Gerçekten kendi seçimlerim mi bu yaptıklarım, yoksa bana öğretilmiş, dayatılmış, toplumun çizdiği yolda yürüyen bir robot muyum?
Kafamın içinde kendi sesim var elbette, ama onun dışında bir sürü ses daha var. “Böyle giyinme, şöyle davran, bunu söyleme, ayıp olur, yazık olur, elalem ne der?” diyen binlerce yankı… Özgürlük sadece zincirlerin olmayışı değilmiş; insanın içindeki o sesleri susturabilmesiymiş. Ben bazen sessiz kalamıyorum onlara. Bu yüzden de tam anlamıyla “özgürüm” diyemiyorum.
Ama özgür hissettiğim anlar da var… Rüzgarın saçlarımı savurduğu, kulaklıkla sevdiğim şarkıyı dinlerken yürüdüğüm, kimsenin beni izlemediğini bildiğim o kısa anlar… Belki o yüzden, özgürlük dediğimiz şey tam anlamıyla ulaşılacak bir yer değil de, anlık bir his. Ve o hissi yakaladığımda, dünyayla barışabiliyorum az da olsa. Ama sonra yine geri dönüyor o görünmez sınırlar… Yani evet, özgür hissetmeye çalışıyorum ama her zaman başarabiliyor muyum, işte orası biraz bulanık.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer