Acı çeken yalnızca ruhlar mıdır?

"Yedi yaşında bir çocuktu o sokağa girerken, saç tokasıyla dağılmış saçlarını tutturup çıkarken ise yirmi yedi yaşında genç bir kadın... Elleri cebinde birtakım insanların peşinden gidiyor az önce arkasında bıraktığı sokaktaki kız çocuğunu sahipsiz bıraktığının farkında, ellerini cebine fazla bastırdığını fark ediyorum. Bir şeyleri kaybetmekten korkar gibi tutmuş sıkı sıkı. Başında beresi, ellerinde eldivenleri yok soğuk yuvasıymış gibi. Saçları rüzgardan ayrı bir dansla salınıyor, başını kaldırıp kimseye bakma gereği duymuyor , bir beklediği yokmuş gibi hayattan.. Sola döndüğümde karşılaşıyorum kahve dalgalarla, bir bekleyeni yok anlıyorum. Paltosunu hâlâ sıkı sıkı tutuyor rüzgara direnen kadın. İzlemeye devam ediyorum, karşı kaldırıma geçiyor, bir daha ardına bakmayacağını hissediyorum. Yitiğe benziyor, hayat yitiklerinden. Tuhaf var olmakla ilgili bir savaşı vardı herhalde.. Ellerini cebinden çıkarınca soluk soluğa ceplerine odaklanıyorum, umutları düşüyor birer birer , kadının ardında bıraktığı yedi yaşıyım Çarşamba pazarından daha dağınık, kadının bir soğuk sokak morgunda bıraktığı ruhuyum bedenini yitirmiş, kadının yere düşürdüğü umutlarının rengiyim Mavi: çocukluğundan kopuş, Beyaz: Masumiyeti kaybediş, Siyah: karanlıktan kovuluş.. Kadının arafıyım Gri, sahip olduğu tek şey benim farkındayım.. O gece tüm dilek perileri yorgundu; kadın onları çağırırken, her gün milyonlarca kişiye milyonlarca dilek bahşeden periler o lanet gecede yorgundu.. Aklında yarım bıraktığı kitaptan bir satır 'acı diyorum efendim; evrensel olmalı, bir çocuğun eline diken battığında tüm insanoğlu yanmalı"...

Acı çeken yalnızca ruhlar mıdır?
Acı çeken yalnızca ruhlar mıdır?
Cevapla