Anı tam anlamıyla yaşamak, bazen zorlayıcı olabilir çünkü çoğu zaman geçmişin izleri veya gelecekle ilgili endişeler zihnimizi meşgul eder. Birçok insan, şu anın tadını tam olarak çıkaramadan geçmişi düşünür ya da geleceği planlar. Oysa, gerçek anlamda huzurlu ve tatmin edici bir yaşam, genellikle anı yaşamakla mümkün olur. Ancak bu, sürekli dikkatli ve bilinçli olmak anlamına gelir.
Peki, gerçekten anı yaşadığını hissettiğinde, geleceğe dair kaygılar azalıyor mu?
Anı yaşamak kısıtlı bir süre ne yazıkki o an yaşadığın huzur hızlı geçer sonrasında kaygı ve düşünce başlar çoğu insan hızlı geçen zamanlarının nasıl geçtiğini hiç anlamaz bunu düşünmeye başladıkları an huzursuzluk baş gösterir
Evet, gerçekten anı yaşadığında, geleceğe dair kaygıların azaldığını hissedebilirsin. Çünkü zihnin geçmişin pişmanlıkları veya geleceğin belirsizlikleri yerine, şu anın gerçekliğiyle meşgul olur. Mindfulness (bilinçli farkındalık) pratiği de tam olarak bunu hedefler: Mevcut anda olmak, olanı olduğu gibi kabul etmek ve o anın değerini anlamak.
Tabii ki bu her zaman kolay değil. İnsan zihni doğal olarak ya geçmişe ya da geleceğe kaymaya eğilimlidir. Ama gerçekten o anın içine girdiğinde—örneğin bir kahveyi yudumlarken sadece kahvenin tadına odaklandığında veya doğada yürürken etrafındaki sesleri duyduğunda—kaygılar azalabilir.
Sen gerçekten anı yaşadığını hissettiğin anlarda nasıl bir fark gözlemliyorsun? Kaygıların azalıyor mu, yoksa hala bir köşede duruyor mu?
Anı yaşamayı yeni yeni öğrenmiş biriyim. Ve bunun zihnime, ruhuma ve kalbime kattığı huzur ve denge çok bambaşka.. Çünkü anda kalmayınca sürekli zihnimi döven geçmiş, kalbimi yoran gelecek endişesi beni çok yoruyordu. Hani derler ya adım atmadan yoruluyordum. Ama anı yaşamayı öğrenince bunlardan arındım ve kendi içimdeki beni buldum. Benle hasbihal ettim ve benle barışmaya başladım ☺️