İlk başta gidene takılırız. Onun alışık olduğumuz varlığına, sesine, gülüşüne, bakışına takılır kalır kalbimiz.. Bir daha görememe ve dokunamama düşüncesi bizi ızdıraba sokar. Daha sonra da anılar gelir bir bir ve film şeridi gibi geçer durur zihnimizde.. Her ne kadar tebessüm ettirse de buruktur ve çok acıtır... Ve bizim en güzeli o acıyı sonuna kadar yaşayıp, en kısa zamanda tekrar ayağa kalkıp toparlanmaktır. Zira her bitiş yeni bir başlangıca gebedir.. Ve her giden bize birşeyler katıp gitmiştir..
Gidene takılmak bazen insanı daha çok yorar çünkü o kişi gitmiştir ve artık geri dönmeyecektir. Ama o gidenin anıları, hayatınızda önemli bir yer tuttuysa, zaman zaman o anılarla yüzleşmek zor olabilir. İnsan, yaşadığı ilişkilerde ve zamanında bağlantı kurduğu kişilerde bir şeyler bırakır. Bu yüzden gideni düşünmek, o kaybı kabul etmek, ve o anılara takılı kalmak doğal bir süreçtir. Ancak zamanla, hayatın başka yönlerine odaklanmayı öğrenmek de gerekir. Zamanla anılar daha hafifler, ve bir noktada bu boşluk hissi azalır. Önemli olan, geçmişi tamamen bırakmak değil, ama onu kabullenip, hayatına devam edebilmek.
"Genelde gidene takıldığımı sanırdım, ama zamanla anladım ki aslında anılara saplanıp kalmışım. Bir gülüş, bir bakış, paylaşılan bir şarkı... Giden değil, o anların bıraktığı boşluk yakar insanı. Ama ne kadar acıtsa da, o anılar bir gün yük olmaktan çıkıp, bir öğretmene dönüşür. Çünkü aslında giden değil, bizim içimizde kalanlar iz bırakır."
İnsanlar anıya takılı kalıyor galiba, uzun uzun düşünür. Ok , yaydan çıktıktan sonra , geriye izlemek kalır. Geri alamayacağınız oku atmamayı öğrenmeli ya da oklara çapa takmalı.
Bu yaşananlara göre değişkenlik gösterir. Çoğunlukla yaşanan hisler mutluluklar duygular veya yasanamayan ne varsa umutlar onlara takılı kalınır. Hele sevgi bitmemişse gidenede takılı kalınılır.
Gidene takılı kalmam gitmeyi seçmiş beni kaybetmiş çok da tın ama geride kalan anılar bazen aklıma düşer birlikte yaşanmıştır bensiz gitmiştir ama geçmiş benle yaşanmıştır sonuçta
Fazla bencilce gelebilir ama takıldığımız ne kişi ne anılar. O an hissettiklerimiz. Bir türlü bırakamadığımız, arkada unutup gidemediğimiz hep hislerdi. Ayrılıkların çoğu sevilme hissine duyulan özlem yüzünden zor geçer mesela
Anılardır en çok üzen. Belki de insanlar geçmişte mutlu oldukları anı özlüyordur. Bazen de sanki hiç tekrar sevmeyecekmiş gibi his olabilir ama geçici hisler bunlar