Tavşanın dağa küskünlüğü gibi; kırıldığınızı anlamayacak kadar kibirli dağlarınız oldu mu?

Kimsesiz pişmanlıkların diyarında buz tutmuş hayallerimiz var, göz kapaklarına kadar üşümüş koca bir boşluğa gebe. Şeritsiz düşlerin şarampole yuvarlanmış düşüncelerinde tatlı bir güneş yanığı kalmış yanaklarında. Kimselerin duymadığı bir şeyler anlatıyor sürekli. Sanılanın aksine boşluğa doldurulmuş kelimeler barındırıyor her biri. Belli ki ağır geliyor gerçekler, üst üste binmiş doğrular çukura çekiyor istemsiz bir sistematik döngüyle. Nitekim koca bir uçurumdu yaşamamız için bahşedilen sınırlar, gökyüzünden riyakar tavırlarla suratıma damlayan yağmur taneleri çarpıcı bir şekilde belli ediyordu bunu. Hızlandırılmış bir yaşamı slowmotion algılarla tanımladılar. Yetişemediğimiz her durakta bavullara sığdırdık üstü çizik hüzünlü plaklarımızı. Yarım yamalak bir müzikte dans etmeye çalıştıkça tüm figürlere küstük, figürler de kırgın şimdi bize. Tavşanın dağa olan isyanını büyütüyorum avcumda. Dağ ise tavşandan hallice.

Tavşanın dağa küskünlüğü gibi; kırıldığınızı anlamayacak kadar kibirli dağlarınız oldu mu?
Tavşanın dağa küskünlüğü gibi; kırıldığınızı anlamayacak kadar kibirli dağlarınız oldu mu?
Cevapla