Yanıp sönen cızırtılı bir lamba gibi, sizi rahatlatan bir ses var mı?

Başını dizlerine yaslayıp sırtını köşedeki rutubetli duvara dayamış bir adamın şuursuz bakışları hakim odaya. Bozuk lambaların çıkardığı cızırtılı ses mistik dünyanın metamfetamini. İkinci interkostal aralıkta seyreden hisler betonlar kadar soğuk. Beşinci giriş cam kırıklarıyla dolu. Kırık dökük duvarların arasında paslanmış simgesel objelerin gizemi göz kırpıyor karşıdaki puslu pencereden. Terk edilmiş bir akıl hastanesinin defalarca dile gelen hayaliydi heyecanla aynadan tebessüm eden. İkinci katta soldan sekizinci oda, uzun koridorun ortasında yalınayak ilerleyen bir kadın silueti. Elinde taşıdığı garip nesneyle dolaşıyor usulca. Rüzgarın uğultusuna karışan ıslık sesleri yanda ki bozuk musluğun sesiyle ahenk içinde, çok yakışıyor. Bir kaç yıl önce dinlediği senfoninin yarattığı asil başkaldırış duygularının anarşist tepkimelerini selamlayan bir vedayı anımsadı. Tahammülsüzlük aynanın kırılan küçük parçalarını ters çevirme uğraşı. Yalnızlık ise kalabalık düşünce karmaşasının çaresiz kabulleniş öyküsü.

Yanıp sönen cızırtılı bir lamba gibi, sizi rahatlatan bir ses var mı?
Yanıp sönen cızırtılı bir lamba gibi, sizi rahatlatan bir ses var mı?
Cevapla