Her şey gerçekten tam zamanında mı olur?

Her gün aynı sokaktan dönmemeliyim belki de eve?

Belki de her gün aynı fırından almamalıyım iki çıtır gevreği?

Her gün aynı saatte içmemeliyim belki çayımı?

Aynı spor ayakkabıyı giymemeliyim belki her kıyafetimin altına?

Her gün gördüğüm aynı insanlara, aynı cümlelerle merhaba dememeliyim belki de?

Aynı saatte aynı diziyi izlemek için aynı koltuğa oturup, aynı tabaktan çiğdem çitlememeliyiz belki de?

Aynı sabaha uyanıp, aynı öğleyi yaşayıp, aynı geceyi paylaşmasak mı artık?

Eğer öyleyse, o zaman neden içimizi buruk şekilde kaplıyor geç kalmışlık hissi?

‘’Ah bunları keşke daha önce bilseydim.’’ söylemi neden halen etkili oluyor üzerimizde?

Çünkü insan bir yanıyla bazı şeylere inanmak isterken, başka bir yanıyla da kendi ‘’doğru’’ bildiğinde kalmak istiyor. "Tesadüf diye bir şey olduğuna inanmıyorum ben’’ derken, bunun tam tersi bir yaklaşımla sonsuz olasılık evren fikrini desteklerken kendini bulabiliyor. Evren ve kendi varoluşu ile ilgili soruları yine kendi ‘’Google’’ bilgisi ile yanıtlamaya çalıştığında ortaya ‘’ya öyle ama, aslında ben daha çok böyle düşünüyorum.’’ halleri çıkıyor. Kendi aklı yeni bir bilgiyle karşılaştığında ‘’bunu mu demek istediniz?’’ sorusuna maruz bırakmadan bilgiyi dinlemeye zorlanıyor. İlk çıkan reklam sayfalarını ve onların klişe bilgilerini paylaşırken, belki insan da kendi reklamını yapmak istercesine, ne olur benim üzerime tıkla, bak ben bunları öğrenmek için ve burada önde gözükmek için bir sürü para ve emek verdim diyor. Bunun için bazen tek bir görsel, tek bir kitap, tek bir video, tek bir eğitim bile yeterli olabiliyor...

Her şey tam zamanında mı olur?

Her şey gerçekten tam zamanında mı olur?
Her şey gerçekten tam zamanında mı olur?
Cevapla