Beyazı sevmediğinden mi siyaha bağlanır insan, beyaza ulaşamadığından mı?

Küçük bir kız çocuğu tanıdım. Gözlerinde var olan buğu hiç kaybolmuyor, hüzünlü bakışları zihnime ilmek ilmek işleniyor her göz temasında. Kainata kafa tutan bir gizem var benliğinde, usul usul yayılıyor aurası duvarların kabarmış çehresine. Yatağının baş köşesinde bir kolu kopmuş, gülümseyen ağzına pozitif duygulara olan tahammülünü sembolize eden dikişler atılmış bir ayısı duruyordu. Mutluluğa mı sitem ediyordu, mutsuzluğa mı bağlanmıştı? Minik elleri arşa uzanıyor gıcırdayan yatağının sol köşesinde başını her yastığa koyduğunda, şaşmayan tutkularına orada şahit oldum. O an anladım ki kendinde var olmayana beslenen nefret, o şeye sahip olmak için gecelerce yalvarmakmış.

Beyazı sevmediğinden mi siyaha bağlanır insan, beyaza ulaşamadığından mı?
Beyazı sevmediğinden mi siyaha bağlanır insan, beyaza ulaşamadığından mı?
Cevapla