Affetmenin tanımı hepimize göre değişiklik gösterebilir lakin affetmenin benim için olan tanımı anlamaktır, empati yapmaktır, şefkatle bakabilmektir. Bugüne dek bazılarını, bir şeyleri affedemiyor oluşumun sebebi ise;aslında kendimi affetmiyor ve kızıyor oluşumdandı, kendimle kavgalıydım. Ne zaman ki kendimi anladım, kendimle barıştım, kendimi affedebildim, neyi neden yaptığımı gördüm, kendime el olmaktan kurtuldum kendimi anladıkça. Babamı da affettim, onu da anlıyorum, onun hangi öğretilerle büyüdüğünü de biliyorum, bu kızı hayata küstüren babam oldu lakin babamı da hayata küstürenler olmuştur muhakkak ki çocukluğunda. Annemi de affedemiyordum, her hususta beni suçluyor oluşunu affedemiyordum, beni yalnız, bir başıma bırakmasını affedemiyordum, kim bilir kendisi kaç kez yalnız kaldı, yalnız hissetti, neticede insan kendinde olanı veriyor. Kardeşlerimi de affedemiyordum, sonra onları da anladım, abim gibi çok sevdiğim birisi kardeşimi anlayabilmeme yardımcı oldu, ona anlattım kardeşimi, kardeşimin beni anlamıyor oluşunu, resmen beni sattığını, tabii kendimi haklı buluyorum, o abi beni haklı görecek diye düşünüyorum lakin bana bilmediğim bir şey söyledi; "kardeşini anla, o evde sevgiden yoksun büyüdü, aç kaldı sevgiye, birisinden gıdım gıdım sevgi görse eriyor, seni satmıyor aslında, sen o evde onunla aynı travmalarla büyüdün, onu anla"dedi. Nasıl da kendimi haklı görüyordum oysa. Derinlemesine kızgındım kardeşime, onu anladıkça şefkat duygum arttı ona, aslında o ben, ben de o, aynam o benim, bana zamanında neden kötülükler yaptığını biliyorum, kötü olduğundan değil aslında, belki de bir çok insandan iyi o, belki cahilliğinden yaptı, o da benim gibi kendisiyle kavgalıydı, kendine kızıyordu, kendini değersiz görüyordu, buhranlar yaşıyordu, beni kıskanıyordu lakin ailem beni de el bebek gül bebek büyütmedi, atlatamadığı travmaları, kalp sancıları vardı, isyanları vardı, niye ben diyordu hep. Velhasılkelam ben cahili affederim, cahilliğinden kötülük yapanları affediyorum, ben de ne yaptıysam kötülüğümden değil cahilliğimden yaptım aslında, içimde yenişemediğim duygularım vardı, bazı kişilerin kötülükleri, çelme takışları travmalarımı tetikledi. Cahil ve şeytanı ayırt edebildiğimi düşünüyorum, çok kötü kişiler tanıdım. Planlayarak bana kötülükler yapanları, tuzaklar kuranları affetmiyorum, bana iğrenç iğrenç bakanları affetmiyorum, çünkü ben onlar yüzünden sabahlara kadar ağladım, affetmek Allah'a mahsustur derler, peki madem o vakit niye kul hakkı var, bizim de affetmeme hakkımız var çünkü. Sinirini benden çıkaranları, ağlamama rağmen acımadan hakaret edenleri affetmiyorum, onlara şefkat de duymuyorum, onların anlaşılacak bir yanı yok bana göre, gönlümü almaya çalışanlar da oldu lakin ben kendime komutlar verdim, yumuşayacak gibi olmuştum çünkü, unutma sabahlara kadar nasıl ağladığını, seni bakışlarıyla nasıl dövdüklerini, öldürdüklerini sakın unutma diye o zamanları hatırlattım kendime. Bazılarını zinhar affetmeyeceğim, beni benden çalmak istediler çünkü, tuzak kurdular bana lakin sadece cahilliğinden kötülük yapanları affediyorum. Samimiyetine inandıklarımı, alttan alanları, çırpınanları, çabalayanları affediyorum, kıyamadıklarımı ve çok sevdiklerimi affediyorum, anlayabildiklerimi ve şefkat duyduklarımı affediyorum ve beni de affetmesini istediğim bir kişi var mazimde, cahilliğimden yaptım, sonra onun arkasından çok ağladım, o beni affetse de ben kendimi affedemiyorum, ne zaman aklıma düşse yüreğim sızım sızım sızlıyor, hicap duyuyorum.
Unutmak için affetmeyi bilmek gerekir. Affedemediğin sürece unutamazsın. Yüreğine yük olmaya devam eder.
'O da bir insan işte, herkes gibi' diyebilmektir. 'Onun yerinde başkası olsa o da aynı şeyi yapardı' şeklinde düşünebilmektir. Ancak bu şekilde özgür kalır aklımız, kalbimiz, ruhumuz..
Affetmek kişinin ruhunu hafifletmesidir. Affetmediğimiz kişilerin yüklerini de taşıyoruz sırtımızda... Büyüklük yükü taşımak değil yükü bırakabilmektedir.