Kalbin kırılması, herhangi bir sebeple gerçekleşen küskünlük durumunun ne yaparsan yap hiçbir zaman geçmemesidir. elbette bir psikopat değilsen, geçen zamanla birlikte üzüntün, sinirin, kırgınlığın azalacak ve bunların bir çoğu bir zaman sonra da yok olacaktır. ancak bazı duygular ne yaparsan yap azalsa dahi tamamen yok olmayacaktır.
kalbin kırılınca, sadece gerçekleşmiş olaya değil, olayın içinde yer almış insanlara karşı da tamir edilemez bir kırgınlık, kızgınlık, nefret ve tiksinti duyarsın ve bunun da şiddeti yıllar içinde azalsa da o insanlara karşı olan duyguların asla nötr hale gelemez ve senin gözünde hep gıcık olunan insanlar listesinde kalırlar. meselenin üstünden aylar, yıllar, on yıllar geçse de bazı şeyleri sindiremez, bazı kazıkları unutamaz ve bu konu hakkında o insanlara "güzel niyetli" dileklerde bulunmaktan vazgeçemeyebilirsin. onları gördüğün son vakitte konuşulanlar, birlikte yapılanlar, tek tek aklına gelebilir ve seni insanların gariplikleri ve adilik yapabilme potansiyelleri konusunda, daha doğrusu kendi çıkarları için ne kadar bencilleşebilecekleri, anlık mutlulukları için uzun yılların emeklerini nasıl yok edebilecekleri konusunda hayrete düşürebilir.
kalp bir oyun hamuru gibiyse eğer ve bir dostluk, iş ilişkisi, aşk ilişkisi, aile bireyleriyle olan ilişkiler vs. bu oyun hamurunun defalarca yoğurulması sonucu oluşan çeşitli şekillerse, kalbin kırılması, o oyun hamuruyla verilen şekli bir kenara bırakıp birkaç ay sonra eline aldığında çatlaklarla dolu olduğunu görmeye benzer. bu sebeple benim inancım, kısa süreli ilişkilerde yaşanan kalp kırıklıklarının, yani kalbin kırılması sonucu son verilen arkadaşlıkların mesela, uzun süreli ilişkilere oranla daha çok can acıttığı ve daha unutulamaz olduğu yönünde. zira uzun süreli ilişkilerde çok büyük ve affedilemez bir kazık yemediğin sürece hoşgörme ve sindirme ihtimalinin daha yüksek olduğuna ve bu sebeple taraflar arasında bir orta yol bulmanın mümkün olduğuna inanıyorum. oysa ki kısa süreli ilişkilerde atılan kazıklar daha kırıcı ve affedilmez oluyor ve bu sebeple unutulmuyor, bu da herhalde karşındaki kişinin karakterini yeterince tanıyamamış olduğun için onu affetmek yerine kendini korumaya geçmekle alakalı olmalı.
uzun lafın kısası, kalbin kırılması, yaşla birlikte edinilen tecrübeyle asgari düzeye indirilen sevimsiz bir tecrübedir..
Kişilik & Karakter konusunda 204,1b cevap paylaştı.
Samimi olduğum insanların kalbini kırmıyorum genellikle. çünkü vidan azabı hissediyorum bu yüzden nazik davranıyorum, yani aslında herkese karşı öyleyim.
Hiç ummadığım sevdiğim bi yakınımdan beni incitecek bir davranış sergilediginde direk uzaklaşır ve duvar örerim aramıza bana iyi gelmeyen ve önemsemeyen insanın yanımda yeri yok.
Keşke kendimi değiştirebilsem.. Gereksiz yere bağırıyorum hatta bir gün okulda küçücük bir mesele için bağırdımda yan okuldaki güvenlik bile gelmişti hala utanıyorum.