Hayat nedense kanıtlar üzerine kurulu sanki.
Yani bir insanın bir şeye inanması, bir şeye idrak etmesi, bir şeyi kabul etmesi için muhakkak kanıt gerekiyor. Bu bir takıntı haline, hatta hastalık haline bile gelebiliyor. Biriyle konuşuyorsunuz ve söylediklerinizin anlamlandırılması için karşı taraf tarafından, muhakkak kanıtlar isteniyor. Siz yeterli kanıt sunamazsınız asla ikna olmuyor. Peki, her şeyin kanıtı olabilir mi? İmkansız...
Bazı şeylerin kanıtı olmaz, zira kanıtı olamamak üzere yaratılmıştır.
'' Nereden geldim, doğmadan önce neredeydim?'' diyen birine nereden geldiğini kim kanıtlayabilir? Bu esnada O'na teslim olmuş, yaratılışa ve Allah'a inanmış kişi için nereden geldiği değil sadece, gideceği yer de bellidir. Kabul edersiniz yahut etmezsiniz, gidişat budur.
Bunu geçelim, '' Sen beni sevmiyorsun '' diyen birine bir koca ömür birisi çaba sarf edebiliyor kanıt için. Bunun kanıtı yoktur ki, neden insanlar buna takılıyor?
Her şeyi geçelim, bırakalım her şeyi bir kenara...
Şu an bana hayatın var olduğunu, şu an bana '' yaşıyor olduğunu '' kim ispat edebilir?
Düşünmeyin bile, bilim bunu izah edemiyor.
Üç günlük bir rüyanın gidişatında hayata bunca anlam yüklenecekse manevi hayata anlam yüklenebilir. Birine tebessüm etmek, karşılıksız ve çıkarsız birine yardım etmek, kin ve öfke gütmeden, insanlık adına iyilikler yaparak ve kalplerimizi de kötü hislerle karartmadan pekala yaşayabiliriz. Kim bilir, belki de böyle daha güzel bir dünyada yaşayabilirdik.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer