Kalem almak için bugün kırtasiyeye gittim. Kırtasiyenin içinde kimse yoktu, tabiki bekledim. Çünkü kalemlere, defterlere, kitaplara aşığım. Kapıyı ardına kadar açıp nasıl gidebiliyorlar, hırsız girse ne olacak. Tabi beklerken de acaba içeri kedi girer mi diye düşündüm. Sanırım kedi benim iç sesimi duydu ve kırtasiyeden içeri giriyordu 🙂 Çekim yasasına inanıyorum. Korkuyu çektim kendime, düşündüğümü çektim. Tabiki tir tir titredim, tüylerim diken diken oldu, o an bana bir cesaret geldi ve kediyi göndermek için biraz yürüdüm ve kapıyı kapattım hemen. Çalışan kişi hemen geldi, illa gelmesi için benim o korkuyu yaşamam mı gerekiyordu. Ağaçların üstüne hep bakarım "Acaba kedi var mı? Üstüme zıplar mı?" diye. Düşünemiyorum eğer kedi içeri girseydi ben, nereye kaçardım?🤍Peki sizin ilginç korkularınız var mı?
İlginç korkularınız var mıdır Nelerden korkarsınız?
Oyyy. Yerim amaa kedileri yaa. Hepsini öyle seviyorum ki, düzinelercesi üzerime atlasa bir dünya mutluluk derim, kucaklar severim :D Evet insanların çok çeşitli korkuları olabiliyor. Ancak tüm kaygı ve korkuların hepsini öyle ya da böyle öğrenerek kazanıyoruz. Yani korku öğrenilerek kazanılıyor. Aynı şekilde korkmamayı da öğrenerek kazanıyoruz. Korktuğumuz şeylerle ilgili olumlu pekiştirmeler yaşadıkça, onlarla ilgili pratiklerimiz geliştirdikçe kaygılarımız, korkularımız da azalmaya başlıyor. Zamanla alışıyor ve bir çok şeyin hiçte korktuğumuz gibi olmadığını, düşündüğümüz gibi yaşanmadığını yeniden öğrenmeye başlıyoruz. :) Hayat hep yeniden öğrenmelerle dolup taşıyor. Hayatı yakalamak için sürekli ve yeniden öğrenmemiz gerekiyor. Bunun için de hep tekrarlamamız gerekiyor. Çünkü hayat her gün yeniden başlıyor. :)
İlk kez karşılaştığımız pek çok şey bizde merak, heyecan, endişe veya korku duyguları oluşturabilir. Hissettiklerimiz sadece duygularımızdır. Duygularımızı hissetmekten kaçınmazsak, duygularımıza iyi/kötü ayrımları yapmazsak, hissettiklerimizi kaygılarımızı paniğimizi daha kolay idare edebilir ve hislerimizle daha çok barışabiliriz. :) Korkmayı öğrenmek her zaman bizim elimizde olmayabiliyor. Bazen başkaları, kendi korku ve kaygısını bize ve yaşantımıza aktarabiliyor. Pek çok korku kendi deneyimimiz olmaksızın ailelerimizin bize mirası olarak geçebiliyor. Bizler de kendimizi, bize aktarılanları tekrar ediyorken bulabiliyoruz kendimizi. Bazen sadece korkuyoruz ama neden bunu sürekli tekrar etmeyi seçiyoruz, hiç anlayamayabiliyoruz. :)
Bazen kendi deneyimlerimiz de bizde yeni korkular oluşturabiliyor. Korkmak o kadar çeşitli ki. Sevmekten korkmak, terkedilmekten korkmak, değersiz hissetmekten korkmak, kaybetmekten korkmak.. Kapalı alan korkusu, açık alan korkusu, depremler, seller, sesler, insanlar, canlılar, böcekler, çiçekler veya yükseklik korkusu ya da kendimizden, kendi değişimlerimizden ya da başkalarından korkmak.
Genel de çoğu korkumuzun bize zarar verebilecek yönü olmasa bile zaman içinde kazandığımız bir korkuyu hep sürdürme eğilimi taşıyabiliyoruz. Bunun daha güvenli bir yol olduğunu düşündüğümüz için kendimize yapabiliyoruz. Bizler düzen oluşturan canlılarız. Korkmayı, kaçınmayı, karşılaşmamayı da bir düzenlilik haline getirerek korkularımıza devam edebiliyoruz. Ve her kaçındığımız korkuyu daha da kalıcı hale getirebiliyoruz. Oysa korktuğumuz şeylere kendimizi adım adım yaklaştırmak; değişime açılmak, yeniden ve yeniden deneme cesaretimizi desteklemek; zamanla korkularımızın azalmasını, kaygılarımızın dinmesini sağlayabilir. :) Hissettiğimiz kaygı, panik ve endişe içerisinde sakinleşebilmeyi öğrenmek hepimiz için güzel bir alıştırma sahası olabilir. Hayat ne güzel ki deneylerle dolu :) Bazen fazlasıyla ciddiye aldığımız şeyler kendi mutluluğumuzu, huzurumuzu ve rahatlığımızı sınırlayabilir bize. Kaçınma-kaçınma davranışını yinelemek yerine, yakınlaşma davranışını pekiştirmeye çalışmak; heyecan, panik ve korkularımızı adım adım azalmasını sağlayabilir ve her gün yeniden öğrenmek, bilgilerimizi tazeleyen, korkumuzu değiştiren güzel bir deneyim haline gelebilir. :) Hayattan daha çok tat almanın, daha dolu dolu yaşamanın önünü açabilir. :)
Kedilerden bahsetmem gerekirse.. :D Aşırı komik bulduğum, hem çok sakin hem çok yaramaz hem sokulgan hem de soğuk duran canlılar. :D Aslında kediler insanların üzerlerine atlamazlar. :D Yani sahiplerinin, yakın arkadaşlarının üzerine oyun amaçlı atlayabilirler ama dışarıda ki normal insanlarla aralarına devasa mesafe koymayı daha çok tercih ederler :) Bazen bizi bir merdiven basamağı olarak kullanabilirler ama bunu yaparken bizden çok ama çok korkarlar. Ayrıca kedi patileri yumuşacıktır. Kedi patisi çok tatlı ve güzeldir :D Kedi patisi yumuk yumuktur, miniktir ve çok bakımlıdır :D Çoğu kedi sahibi, kedi patisi aşığıdır :D Ama kediler, kendi patilerinin dokunulmasından hoşlanmazlar. Hoşlanmadıkları bir şeylere kendileri dokundukları zaman da hemen patilerini silkelerler :D Kediler, birine dokunmayı istemedikçe başkalarının kendilerine dokunmasını sevmezler :D Biz onları her zaman sevmek isteriz, ama kendilerini bir türlü sevdirtmezler. :D Ve bu aramızda savaş çıkarır :D Ya bizden kaçarlar ya da bizi tokatlarlar :D
Kediler biraz mesafeci canlılardır. Kendilerine özel alanlar belirlerler ve orada olmayı severler. Gündüzleri pek aktif değillerdir. Çünkü göz bebekleri fazla küçülemez ve ışığı iyi kısamazlar. Bu gün ışığı onları rahatsız eder ve gündüzleri görüşleri çok dar olur. Bu aşamada kulaklarına güvenirler. Kulakları muhteşemdir. Mükemmel duyarlar. Ancak ev kedileri ile sokak kedilerinin davranışları birbirlerinden biraz faklı olabilir. Sokak kedileri insanlarla fazla temas kurmazlar. Ama ev kedileri sahiplerini sahiplenirler. Biz mi onları sahipleniriz, onlar bizi sahiplenir tartışmalı bir konudur aslında :D Çünkü kediler başkalarına istediklerini yaptırma konusunda usta manipülatörlerdir :D Kesinlikle onlarla inatlaşmaya gelmiyor, ısrarcılar ve enerjileri hiç bitmez :D Ayrıca duygusaldırlar. Onları ihmal edersen gerçekten küserler. Sevdiklerini kaybederlerse de depresyona girebilirler. Ve bu onların yaşamları için çok tehdit edici bir durumdur :( Kediler çok oyuncudur :) Ama sadece sahiplendikleri kişiler ile oynarlar. Üzerimize atlama hikayesi burada başlayabilir :D Olur olmaz yakınlaşmayı, korkutup kaçmayı bazen de kovalamayı severler :D Ama bu oyunlarını sadece sevdikleri ile oynarlar :) Bazen kapıların arkasından sinsice beklerler ve hop ayaklarımıza atlarlar :D Sevmek ve sevilmek istediklerinde başımıza kadar çıkarlar :D Sevdiklerini ısırmayı da severler ama can yakamazlar :D Korkutucu olabilecek yönleri ise yabancılardır. Ama sokak kedileri ile ev kediler bu noktada da ayrılabilir. Sokak kedileri yabancılardan kaçma eğilimi gösterirler. Ama ev kedileri yabancılara karşı alanlarını sahiplenmeye çalışabilirler. Tüm kediler ise yavrularını her zaman ve herkesten korumaya çalışırlar. Kediler sahiplendikleri bağ kurdukları kişilere karşı, sınırlarını zorlamadığımız sürece saldırgan davranışlar sergilemezler :) Saldırılarını ise sadece uzaklaştırma amacı ile yaparlar. :) Kediler yabancı gördükleri insanlara uzak davranan canlılardır. Biraz da bireysel yalnızlığa ve bağımsızlığa ihtiyaç duyarlar :) Çok özgür ve bağımsız ruhludurlar. Biz onların değil, onlar bizimle tanışmak istediklerinde yanımıza gelirler. :) O nedenle onlarla yakınlaşmak için onların bizim yanımıza gelmesini sağlamaya çalışırız. :) Bu da güven ve güvenilirlik ile alakalıdır :) Kuralları her zaman onlar belirlerler. :) Kediler böyledirler. :) Güvenmeleri zaman alır. Sevmeleri zaman alır. Bizi oyunlarına dahil etmeleri zaman alır. :) Dünyalarına girdiğin zaman ise her şey çok renkli, oyuncu ve karşılıklıdır. :) Sevgilerini ancak bedenleriyle gösterebilirler. Kelimeleri, sözcükleri yoktur :) Ama hoşlarına giderse yanında hep mırlarlar :D Kedilerin insanlara yakınlaşması karşılıklı sevgi arayışından başka bir şey değil. :) İnsanlar sevgi ve güven konusunda tutarsız canlılar olduğu için, kediler kendi deneyimleri neticesinde buna her zaman dikkat ederek insanlara yakınlaşırlar :) Ama buna rağmen onlar da korkularını hep aşmaya çalışır. Yeniden yeniden insanları tanımaya, anlamaya, öğrenmeye çalışırlar. Çünkü sevgi, karşılanması gereken evrensel bir ihtiyaçtır. :) Tüm korkuları her zaman sevgi geçirir, sevgi iyileştirir :)
Benim korkularım ise küçük çıtırtı sesleriyle başlıyor. :D Çünkü elektronik devre dizaynı veya tamirleri gerçekleştirirken, dikkatsizliğim ve bazen de bilgisizliğim nedeniyle ters giden yeni problemler ortaya çıkartabiliyorum. Bu nedenle ufak kıvılcımlar, dumanlar, cızırtı sesleri duymak beni çok korkutuyor. :D Gözümün önünde bomba gibi patlayan parçalardan, tahrip olan yollardan endişe duyarım. :D Diğer korkum da kapı zilidir :D Ansızın gelen kargolar, şimdi zil sesini duyamayacağımı düşündüğüm rüyalarım da bile tek kabusum olarak beni ayağa kaldırabilir. :D Sonra bana dik dik bakan köpeklerden korkarım :D Sonra depremler beni korkutur. 1999 depremini Kocaeli de yaşamıştım. Felaketti. Aslında daha bir çok korkumu bulabilirim :D Bazen kendi hissettiklerimden bile korkup panik olabilirim :D Korkarım korkarım ama zamanla sakinleşirim kısaca :D
Son olarak sahibinin iş yerinde olmadığı dükkanlar bana kendimi hırsız gibi hissettirdiği için, dükkan sahibi dükkana gelene kadar içeriye hiç girmeyenlerdenim :D Önce merhaba diye içeriye seslenirim.. Kimse yoksa kapının dışında bir süre beklerim. Ama içeriye asla girmek istemem. Bazen mahalle köpekleri de bu bekleyişime eşlik etmeye yanıma gelebilirler :D İnsana kendisini yalnız olmadığını hissettirdikleri için onlara buradan teşekkür ediyorum :D Son olarak korkum daha çok insanlarla ilgili olabilir :) İnsanlar beni diğer canlılardan hep daha çok korkutmuştur. :)
1
7 Yorumla
Soran
+1 yıl
Bende çok severim kedileri 😊 Çok sevimliler, çok minnoşlar 🥰 Hem bu kadar çok sevip hemde korkmam oldukça tezat bir durum. Korkmamayı da yaşayarak öğreniyoruz kesinlikle.
Karabasan'dan korkardım Artık korkmuyorum mesela. Gelse de gideceğini biliyorum. Çok güzel yazmışsın😊 Kedilere olan korkum tavandan tabana kadar inebilir zannımca, mübalağa yaptım sanırım tavana kadar inmese de azaldı 😊
İnsan bilmediğinden, tanımadığından korkuyor. Kedilerin nasıl bir canlı olduğunu, patilerinin nasıl olduğunu sayende öğrendim, daha gerçekçi yaklaşıyorum bu konuya artık 😊 Kedi fobim olmasaydı, bakmak isterdim. Evinde hayvan besleyen insanlar anne, babadır bence ve asla yalnız kalmayacaklar, o kadar şanslılar ki hayvanlardan korkmadıkları için. Nerde bir hayvanseven insan görsem imrenerek bakıyorum, onun yerinde olmak istiyorum 😍 🥰
Yersiz korkuları oluyor insanın. Gözünde büyüttüğü, dev yaptığı ama pire kadar küçücük korkular. İnsan korkularıyla yüzleştikçe de korkmamayı öğreniyor.
Her korkunun üstesinden gelmek dediğin gibi elimizde değil. En cesaretli insanın bile korkuları vardır. Bir bakıma korkularımız bizi güvende tutuyor ama bazı korkular ebeveynlerimizden miras kaldı bize, genetik miras deniyor sanırım buna da.
Dediğin gibi çeşit çeşit korkular var. Hayal kırıklığına uğramaktan korkmak, utanmaktan korkmak, dokunmaktan korkmak.. Su borularından korkmak.. Güvercinlerden korkmak.. 🕊️
Kimiside korkularının kendisinden gitmesinden korkar adeta. Göndermek, salmak, azat etmek istemez korkularını. İlginçtir ki korkularıyla yaşarken kendini güvende hisseder. Çünkü yıllardır öğrendiği dünyadan kopup gitmek istemez, korksa da biliyordur, tanıyordur.
Kaçınmak, saklanmak dediğin gibi hep korkudan.
Anlatımlarına göre kediler aslında bana benziyor. Kendime benzeyen bir canlıdan nasıl korkabiliyorum.
Benim gibi özgürlüğüne düşkün, sınırları olan, sadece sevdikleriyle şakalaşan güzellikler.. Benzer özelliklerim çok kedilerle :D Ama buna rağmen sevsem de korkuyorum. İnanıyorum birgün bu korkumu aşacağım, inanmak istiyorum daha doğrusu 🤷🏻♀😊 En azından şu konuda rahatım, benim üzerime atlamayacaklar :D
Küçük çıtırtı sesleri, zil sesi.. İlginç korkularmış 😊 Köpekten çoğu kişi korkar. Bu köpek dik dik bakiyorsa korku katmerleşir. Depremler ölüm korkusunu çağrıştırdığı için korkman öyle normal ki.
Göç altında kalmak, canınla cebelleşmek, evsiz yurtsuz kalmak, hazırlıksız yakalanmak. Hepinizin korkacağı bir afet.. Çok çok geçmiş olsun. İnsan o günü hatırlayınca bile korkusu artar. Bir daha depremi yaşamaman hatta ve hatta hissetmemen dileğimle.. 🌺
Aslında benim de girmem pek doğru olmadı ama çalışan kişi gelince biraz mahçup olup açıklama yaptım, beni hırsız sanmasın diye ama kameralardan görüyordur. Onun için, içim rahat 😊 Ama bir daha boş mağazaya, dükkana girmeyeceğim.
Kesinlikle sana katılıyorum. En korkunç canlı insan. İnsanlardan korkmalıyız. İnsanın yaptığını hiçbir canlı yapamaz başka bir canlıya. İnsan görünümlü, insan suretinde dolaşan leşlerden korusun Allah bizleri 🍃🌿
@suumisali_ Merhaba, mutlu pazarlar, iyi tatiller dilerim ☺ Dün Gülseren Budayıcıoğlunun köşe yazısını okuma fırsatı bulabildin mi ☺ Bu hafta ki yazısında o da korkularımıza, aile içinde ki travma ve yaşantılara değinmiş. Bazen korkularımızın kaynağı sadece karşımızdadır. Eğer onu doğru göremezsek buna neden olanlarla hiç bir zaman yüzleşecek fırsatı elde edemeyebiliriz. O zaman başetmek istediğimiz duygularımız da hep genelleşmeye, başkalarına yansımaya başlar.
Gülseren abla, köşe yazısında çok güzel açıklamış. ☺ Herkes affedilmeyi hak etmiyor mesela. Bazen başkalarını anlamaya çalışmak yerine, kendimizi de anlamamız, kendimize de hak vermemiz, kendimizi de savunmamız ve tüm cesaretimizle kendi yolumuzu kendimiz belirlememiz gerekiyor. Çünkü öfkeyi, korkuyu, duygularımızı doğru kaynağa yansıtmanın yolu, içimizde bunu bastırmamak, doğru karşılığı vermekten geçiyor. Aksi halde sebebi olanlar, sebebi olmayanlarla yer değiştirebiliyor. Bu sefer suçlular her zaman kendi istediklerini yaparlarken hep anlaşılmayı, bedelini sadece masumlar öderken de hep onları anlamaya çalışmayı kendisini zorunlu hissediyor. Bu durum korkularımızın kaynağına istemeden kendi kendimizi dönüştürmeye başlıyor.
"Yaptım ama bir nedeni vardı.. Yaptım ama sizin iyiliğiniz içindi. Yapmasaydım da böyle mi olsaydın.. Beni anlayın, beni.. beni.." Ne kadar da tanıdık kelimeler öyle değil mi ☺
Maalesef insanlar kadar başkalarına zulmeden başka bir canlı türü daha yok gerçekten. İşte o sebeple bize zarar verene karşılık vermeyi, kendimizi savunmayı, sınırlarımızı çizmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Her kim olursa olsun ve hayatın hangi evresinde olursak olalım. Hakkımızla, adil bir yaşama kavuşmak ve onlar gibi olmamak için ☺
@suumisali_ Yaa evet, dükkanın da sahibi olmayanlar beni tedirgin ediyor olsa da aslında dışarıda beklemek değil de, senin yaptığın gibi orada içeri de olmak daha doğru. Biz neden tedirginlik duyup kendimizden şüphe edelim. Bırakalım bu bazen sadece onların sorunu olsun 😃 Onlar düşünsün ve incelesin. Her şeyi de biz düşünmememiz gerekiyor. Çünkü onların kendi kaygısını bu sefer de onlar adına biz yüklenmeye başlıyoruz. Bu bizim sorumluluğumuz değil. Kendi varlığımızı bir sorun olarak görmeye başlamak iyi değil 😃
Evet korkular çok doğaldırlar. Tüm canlılar korkarlar. Her şeyden her zaman korkabiliriz. Yeni kokular edinebilir veya onları aşmaya çalışabiliriz. Korkusuz olmak, korku duymaktan, korkuyu göstermekten, korkularımızdan bahsetmekten korkmaktır. Bu hissettiğin gibi yaşamayı engeller, olmadığın biri gibi görünmeye fazladan enerji harcamana sebep verir. Bu ne kadar sürdürülebilir. Er geç insanı tüketir. Çünkü korku doğaldır, normal ve hissedilebilir bir duygudur. Yasaklanamaz. Korkularımızdan kaçmak, korkularımızı daha çok büyütür, daha kronik hale getirmemize neden olur ve hayat kalitemizi düşürür. O nedenle korkulardan kaçmak yerine tanışmak, paylaşmak ve yaklaşmak içimizde ki gergiliği hep daha çok azaltır. ☺
@suumisali_ Karabasan olarak tabir edilen durumu ben de yaşamıştım 😃 Ama ilk kez yaşadığım da çok zevk almıştım 😃 Suratım yastığa yapışmış, tüm vücudum üzerinde ağırlık.. Of of of olaya bak diye kahkaha atasım gelmişti 😃 Sonra yapıştığım yerde uyumaya devam etmiştim 😃 Uyku felci dediğimiz durum. Her uyandığımız da bedenimiz buna hazır olmayabiliyor. Ben de zaten rahatım ve güzel bir pozisyondayım neden uykuma devam etmeyeyim ki diye düşünmüştüm. 😃 O bedensel ağırlık ve yükü ilk hissedişim olmadığı için bu durum bende panik oluşturmadı. Ama bunu tuhaf bulanlar panik içinde çırpınmaya başlayabiliyor 😃 Ne mümkün 😂 Ben de bir iki debeledindim ama olacak gibi değildi bıraktım. 😃 Bu ağırlık hissine her denizden çıkarken muhattap olduğum için çok alışkındım. İnsan denizden çıkarken de bedeninin ağırlığına hep hayretler ediyor 😃 Yabancısı olmadığım bu durum o yüzden bende hiç panik oluşturmamıştı 😃 Sonra ki seferler de ise, öf yine zamanından önce uyandık, gözleri kapat ve huzurla uykuya devamkee demiştim 😂
Karabasan ve türevleri, çok fazla yorgun veya uykusuzken yattığın zamanlarda daha yaygın olabilirler. Kaygı veya stres duyduğun zamanlar da daha çok olabilirler. Güvensizlik, panik ve kaygı hissettiğin zamanlar da tedirgin uyuduğun günlerde daha sık oluşabilirler ☺ Uyku düzenimiz, uyku kalitemiz ve genel psikolojik durumumuz doğrudan etkili olabiliyor ☺
Kendini güvende, rahat, huzurlu ve kaygısız hissettiğin güzel bir gün olması dileğimle 🌸☺
Günaydınlar 🌸 Günün aydın olsun 🌺 Teşekkür ederim 🍃 Tabiki Gülseren Hanım'ın yazılarını her hafta muhakkak kaçırmadan okuyorum. Geçen cumartesi de okuma fırsatı buldum 😊
Kesinlikle öyle, insan öfkesini her zaman doğru kişilere yöneltmeli, bunun acısını suçu olmayan kişilerden çıkarmamalı. Öfkeyi hak eden kişiye göstermek varken ne diye insan kendisine öfke duyar ki! Çok çok haklısın.
Kesinlikle her insan affedilmeye layık olmuyor. Keşke Serçin'de annesiyle hesaplaşabilseydi, öfkeyi kendine yöneltmek yerine doğru kişiye annesine yöneltseydi, rahatlayacaktı, hafifleyecekti. Okurken yüreğim burkuldu. Gülseren Hocamız iyi ki yazıyor. Umarım yazdıkları da Serçin çin bir panzehir olur. Umarım Serçin insaflı olur kendisine karşı.
Korkuyla alay etmekte bir çözüm yolu olabilir "Korku, benden korksun" gibisinden. Tıpkı karabasan konusunda yaşamış olduğun gibi 😊
Uykumu alamadığım da, aşırı yorgun olduğumda geliyor Karabasan. Huzursuz eden bir illet çoğumuz için ama bizler Karabasan'dan daha güçlüyüz.💪🏻 Uzun zamandır uğramıyor bana 😊 Kendisini hep gönderdiğim için heralde bıktı benden, gelmek istemiyor artık :D Kesinlikle belirtmiş olduğun sebeblerden ötürü yaşanıyor uyku felci.
Öyle ilginç diyebileceğim bir korkum veya korkularım yok şahsen. Klasik çoğu insanında olabilecek olan korkularım var. Misal.. yükseklik, böcekler gibi.