Herkes yalnızlıktan şikayetçi ancak ben yalnızlığı seviyorum. Kalabalık sevmek neyse ama yalnızlıktan korkmak bunu bir kusur bir kötülük gibi görmek bence biraz da özgüvensizlik hatta güçsüzlük. Bir insan pek tabii kendine yetebilir kendi kendine yetebilir. Sonuçta hepimiz birer insanız birbirimizden bağımsız olarak bu hayata geliyoruz ve yaşıyoruz yaşamımızı sürdürüyoruz. Yalnızlık bu kadar abartılımamalı veya bu kadar kötü lanse edilmemeli.
İnsan yalnız kalınca diğer kişilerden uzaklaşıyor evet ama kendine daha çok dönüyor kendi içine daha çok dönüyor. Kendi sesine kendi duygu düşünce hislerine isteklerine daha çok kulak veriyor. Kendiyle daha çok ilgileniyor yani.
Bana ikisi de kötü gelmiyor. Sadece sevmek sevilmek istediğim halde hiçbir kadınla evimde yapamıyorum.
Alışmış olduğum ev düzenini bozuyor, örneğin. Evi pisletiyor veya kafasına göre evi değiştiriyor. Böyle yapınca beklemeden evden kovuyorum.
Yani yalnızlık da yalnızlığa alışmak da kötü değil, asıl birini sevmek sevilmek isterken buna alıştığın hayatın müsaade etmemesi.
Benim gibi bir kadın olsa, yani evi benim gibi kullanan, benim gibi bana davranan, doğruluk ve adalet prensibi olan bir kadın, işte o zaman evimi ona severek bırakırım ve ona uyum sağlarım.
Hiçbir insan yalnızlığa alışamaz. Amerika'da tek hücreli hapishaneye koyulan mahkûmların, zamanla duvarlara insan resimleri çizip onlarla arkadaş olup sohbet ettikleri hatta yeri geldiğinde onlara kızdıkları bile olmuştur. İnsan, sosyal bir varlıktır ve her ne kadar kendisini yalnız olarak tanımlayan insanlar olsa da onlar tam manasıyla yalnız değildirler. Eğer yalnız yaşıyor ve kapına Yemeksepeti kuryesi geliyorsa o tam manasıyla yalnızlık sayılmaz. Eğer kulakların beşerî herhangi bir sesi işitiyorsa yine bunun adı yalnızlık değildir.