Var. Ama benim yaramı z kuşağı pek tahayyül edemez (gözünde canlandırma). Onların bildiği en büyük acı mesajla terk edildikten sonra yatağa kapanmak, bacakları çırpıştırarak ağlamak. Benim yaramı betimleme gerekirse çıldırışın ötesinde bir şeydi. 8 yaşındaki bir çocuğun sırtına 160 kg yük bindirirsen ne olacağını bilirsin. Pek kaldırılamayacak türden bir şeydi. Verdiği acı damarlarda dolaşan erimiş demir gibiydi. Böyle acı kemiğini geçip iliği ine işliyor. Hatta acıdan cereyan yemiş gibi titriyorsun. Acı o kadar yoğunlaşıyor ki bilincin o acının içinde kayboluyor. Fiziksel acılarda eğer acının şok etkisi dayanma kapasitesini aşarsa beyin kendini kapatır. Yani bayılırsın. Ama benim manevi olduğu bayılmak gibi bir şansın yok. Manevi acılarda aynı şekilde dayanma kapasitesi aşıldığında hele hele umut da bitmişse kişi kendi fişini çekip intihar eder. İnancım tam ötesi tam olduğu için benim intihar şansım da olmadı. Saf acıyı yuttum. İnleye İnleye titreye titreye sindirdim. Sindiremediğimi de lanetle isyan olarak kustum ve bu günlerime geldim.
Ağır diyebileceğim çok az yaram var. Belki bir veya iki tanedir. Kapatmak ne benim ne de bir başkasının elinde değil çünkü tamamen kontrolümün dışında oluşan ve öyle aşk meşk türünden gelip geçici olmayan şeyler. Hayat zor, bazı seçenekler bize sunulmuyor ve daha ilk anlarımızda içinde buluyoruz kendimizi. Önemli olan üzerini kapatıp acısını geçirmeye çalışmak. Ben de bu konuda oldukça iyiyim şükür.
Yaralarım yok benim. Bazen bir çizik atılmış oluyor, büyütüyorum gözümde ama eşgaline yakın değil yaranın. Gözüme perde indiği anlarda göremediğim büyüklüğü evham yapıp bir cesede denk düşecek şekilde algılıyorum ama kapladığı yüzölçümü karınca boyutundan daha düşük.
Şükür kapattık ya fondoten sürer gibi sürdük bir güzel örttük üstesinden gelmeye çalıştık gelemesek de altından geçtik. Güzel savaşlar verdik harabeye viraneye döndük kemiklerimiz kırıldı muhteşem düştük ama kalkmasını da bildik arabeske bağlicam şimdi az kaldı şimdi açıcam bi güllü değmezmiş sanaaa değmezmiş sanaa. Neyse soruya dönelim kapatmak zorundayız kapatamasak da zaman bir şekilde kapattırır biz hiç bişi yapamasak da ölmediğimiz sürece zaman yavaş yavaş iyileştirir yaraları merhem olur geç olur ama olur.
Aşksızlık krizinden kalbimde ve beynimde ağır yaralar var. Son zamanlarda aklım kısmi olarak cahilleşti. Bir kız bulmayı bilemeyecek kadar cahil olmaya başladım. Aşka, sevgiye, ilgiye aşırı açım ve kalbim aşk grevine 2,5 yıl erken girdi. Çok yakında bedenim aşk grevine girecek.
Var annem beyin kanaması geçirdi ben hastanede onun acısı çekerken annemin en yakın arkadaşı hastanede gelip bağırarak senin yüzünden oldu dedi bunu beden yaptığını anlayamadım oysa annemle çok iyiydik o gün bugündür hep düşündüm annem acaba benim hakkımda o insana bir şey mi söyledi diye acımı yasayamadım
Ne öldürüyor, ne süründürüyor. Yaşıyorum ama hala batıyor. Hani bir söz vardı ya; kelimeler cam gibidir. Konuşsan diline batar, sussan canını yakar. Aynen onu yaşıyorum şu sıralar. Yaşadım acımı bitti sandım. Ama bana resmen 'ne bitmesi, daha yeni başlıyoruz' diyor. Neyse bunlara da alışmayı öğreneceğiz ๑
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Aklıma Mehmet Rauf'un Eylül kitabında bir sözü geldi. "Bir gün kendisinin de ölme ihtimalini…Dünyada üç saniyelik bir misafir olduğunu, bu misfirliğin böyle dertli ve acı şeylerle berbat edilmesinin ne kadar yazık ve zahmete değmez sıkıntıları bulunduğunu düşündü…" Var tabii acılarımız, yaralarımız fakat her yeni güne umutla bakmaktan başka da çaremiz yok. :))
Ağır yaralarım var hala atlamadım diyebilirim kendime zarar verecek kadar ağır yara aldım yüreğimden neyse onu unuttum gitti yara ara sıra kanar da yaralarımın üstüne yara alıyorum işte o dayanılmaz acı veriyor...