Güçsüz olma fırsatım olmadı hiç... lisede ailemden ayrıldım, 14 yaşındaydım kocaman bavulları oradan oraya taşıdığımda. Ailem en büyük destekçimdi ama hep uzaktım. Hastalandığımda sürünerek gidip yemek yaptığım da oldu parasız kalınca palyaçoluk yaptığım da... kimse bana güçsüz olma imkanı sunmadı yani, çok yorulunca veya kötü hissedince kendimi avuttum hep. Bir arkadaşımın yanına gidince bavulumu taşımayı teklif edince bile "yok ya ben taşırım" falan dedim olmaz diyip taşıyınca rahatsız oldum 😂 biz de isterdik yarım litre suyu bile taşıyamayalım ama hayat bize damacanayı 4 kat çıkarttırdı🤷♀️
Her koşulda kendimi güçlü hissetmiyorum. Hissetmek zorunda da olmam gerektiğini düşünmüyorum. Güçsüz düşmek kötü bir şey değil. Her durumda güçlü olabilmeyi elbette isteriz ama olamıyoruz diye de bu bizi zayıf biri yapmaz. Bazı zorluklar, olumsuzluklar kendi gücümüzden çok daha güçlü...
Evet kendimi güçlü buluyorum. Hem duygusal hem de fiziksel olarak altından kalkamayacağım şey yok bana göre. Bu yaşıma kadar bir çok şey gördüm ve yaşadım. Bunların hepsi benim daha güçlü bir birey olmama sebep oldu. O yüzden kendime inanıyorum bu konuda yeterince
güçlüyüm ben yıkılmadım bin tane darbe yemişimdir.. bin defa kırılmıştır kalbim.. bin defa hayal kırıklığı da yaşatmıştır birileri... Canım yanmıştır dost dediğim sırtımdan bıçaklamıştır inandığım insanlar yalan söylemiştir hayat hoyrat davranmıştır
Ancak hayat yedi defa düşüp sekizinci defa ayağa kalkmaktan başlar. bin defa düşersen binbir defa ayağa kalkmalısın çaresi yok
bu bağlamda kendimi güçlü buluyorum güçsüz olamam çünkü olursam ezilirim kırılırım incinirim
Aslında buna mecbur da kalıyorum ve hissetmekte zorundayım. Çünkü bu hayatın sınavları iyi yönde de kötü yönde de beni etkilerken mutlaka güçlü bir yapıda olmamı gerektirecektir. Bir şeyi kaybettiğimde güçlü olmak zorundayım. Bir şeyi kazandığımda o noktayı korumak için güçlü olmak zorundayım. Hayatta disiplini farklı nokta ve farklı yerlerde gördüm. Bu noktaları ile oralar bana nasıl güçlü olmam gerektiğini ve gerektiği yerde neyi nasıl öğrenmem gerektiğini öğretti. Yeri geldiğinde asi ruhum uyandığında bu benim güçlü yapımı ve sabrımı ortaya çıkarıyor. Bugün bir arkadaşım ile bunun konusu oldu. Az çok ona bir şeyleri anlattım. Bu şarkıda dediği ve severim şarkıyı. "Sertlik kanında var hayatın."
Evet buluyorum çünkü bu yaşıma kadar tabiri caizse hayatta hep tek başımaydım. Doğruları çoğu zaman yaşayarak ve hatalar yaparak öğrendim. Tabiri caizse feleğin çemberinden geçtim. Şimdi de Nietzsche'nin dediği gibi yaşadığım acılar beni öldürmediği için güçlendirmiş oldu.
Evet. Karşıma çıkan zorluklarda kolay pes etmem, sonuna kadar çabalarım. Duygularımı, düşüncelerimi ve verdiğim değeri saklama gereği duymayan, düzgün bir şekilde yansıtabilen biriyim. Ve irademe güvenirim. Bütün bunların beni daha güçlü yaptığına inanıyorum.
küçük yaşımdan beri güçlü olmak zorunda bırakıldım.. ama her zaman nerede ne yapacağımı öğrendim.. çalıştım, gitmem gereken yerde gittim, yoruldum, tekrar ayağa kalktım ve bugünüme kadar geldim.. ardıma dönüp baktığımda, başardıklarımla (!) gurur duyuyorum..
Evet güçlüyüm lakin bir o kadar da azimli ve güçsüzüm, azim ederek gücü elde etmek için güçsüzlükle sınanmak gerek, her canlının bir zaaf noktası vardır, yenilmeden yenmeyi öğrenemezsin.
Yeterince güçlüyüm. Ne maddi ne de manevi anlamda Kimseye muhtaç değilim. Bu da beni daha da özgüvenli ve güçlü hissettiriyor. Tabiri caizse kimsede hayatımın fişi yok. İstese de kimse fişimi çekemez.