Çocukken insanların tamamının kıymet verilmeye lâyık, tüm insanların değerli, tüm insanların sevilmeyi yüzde yüz hakeden varlıklar olduklarını zannederek ve hissederek yaşadığım epey uzun süreli bir saflık süreci yaşadım. Tüm ailem beni seviyor ve destekliyor zannediyordum. Karşıma çıkan her yabancıya sanki eski dostmuşuz gibi arkadaşça davranıyordum. Hayat baktı gördü ben yetişkinlikte de sürdüreceğim bu saflığı, bana bugünkü kendime kavuşmamı sağlayan müthiş zorlu ve riskli bir ruh ameliyatı yaptı. Çok üzüldüm evet ama bunun gerekli olduğunu ikrar ediyorum ve hayat öğretmenime sonsuz teşekkür ediyorum. İnsanların sadece hakeden muazzam az sayıdaki bir kaç tanesi değerli benim için artık...🦄🍀🍏⭐❤️
Sanmıyorum. Hiç bir insan benden daha değerli değildir. İnsan kendi çocuklarından bile 25 yaşına geldiklerinde "Benim için ne yaptın ki sanki" lafını duyabiliyorsa, ona göre davranmak gerekir. Biz Türk milleti kendimizi birey olmaktan çıkarıp hayatımızı başkalarına adamayı (Çocuk, eş, anne-baba, arkadaş, sevgili vs.) bir halt veya çok sevmek sanıyoruz. Sonra da dirseği yiyince vay anammmm diye bağırıyoruz. Ben herkese karşı davranışlarımı bir gün dirseği yiyince zoruma gitmeyecek şekilde ayarlıyoruz. O yüzden sanmam ederinden fazla değer verdiğimi.
Bazıları hak ediyor ya. Düşünüyorum ederi değil ama olsun değer görsün diyorum. Ne olacak sanki biraz fazla değerden bir şey olmaz. Ben hissettirmeyi severim. Ama bir şey olursa onu geri almayı da severim.
Maalesef ederinden fazla değer verdim, sonra değersiz oldum ve sırtımdan vurdular. Ederinden fazla değer sotarıyı padişah oldum yenilgisini sokuyor. Oysaki o hep soytarı ve ederinden fazla değer verme vakti geçti. Ne kadar köfte o kadar ekmek...
O hatayı 20 yıl boyunca yapmış olduğumu boşanırken anladım. Komple bir ailenin fertlerine, 5 para etmez insanlar olmalarına rağmen, gereğinden fazla değer vermişim.