Bazen istemediğimiz halde gitmek gerekir. Daha fazlası ya bize ya karşımızdakine zarar verecektir. Böyle bi durumda gitme kararı alıp uygulayabiliyomusunuz?
Gitmek gerekir bazen, fazla yormadan, daha çok bıktırmadan. Eğer vaktiyse, arkana bile dönüp bakmadan...
Aslında bu güzel bir konu, ikili ilişkilerde ne olursa olsun devam isteği hem bıktırır hem de yersizdir. Misalen, gayet keyifli bir iletişimde olduğumuz yahut kimsenin zoruyla olmadan isteyerek muhabbette olduğumuz biri vardır. Zamanla öyle faktörler mevzu bahis olur ki, "acaba bu iletişim kesilse ikimiz de daha mutlu olur muyuz?" denir, o aşamada asla gurur, kibir yahut tereddüt etmeden bu düşünceyi yansıtmamız lazım karşıya. Bizi seven ve asla kaybetmek istemeyen gururunu bir kenara bırakır ve tüm içtenliği ile yanımızda olmak istediğini kesinlikle gösterir. Bu harika bir durumdur ama bakıyoruz ki çekingen kalıyor karşıdaki, bu tavır da doğru karar aldığımızı gösterir.
Hayat, gurur, kibir yahut öz çıkarlar için fazla kısa. Seviyorsak, ilgileniyor ve hevesle muhabbet ediyorsak her daim iştirak keyif verir ama garip şüpheler, isteksizlikler varsa ne kendimize ne de başkasına eziyet etme hakkımız yok...
Ben hep net biri oldum bu konuda, belki de bana şaşırmaları da bundandır.
Gitmeye bir den karar verdim ben bir akşam üstüydü üşümüştüm biraz gergindim de sigaram bitmişti öyle oturuyordum bir kafenin penceresinde sessizdi ortalık kimse yoktu hava soğuktu dışarıda oturdum diye garson bile sinir olmuştu bana..
Biraz geç getirdiği kahvemden bir yudum aldım sonra sigara isteği çok fazla artıyor işte o zamanlar bir küfür ettim kendime ama çaresiz o kahveyi öyle içmem gerekiyordu sigarayı da o andan sonra bıraktım zaten..
Ve o şehri de bir daha dönerim diye umuyordum ama henüz dönemedim de belki de dönmemek üzere bir kahve içiminde karar vermiştim sonra bindiğim ilk otobüsle o şehri terk ettim..
Hayatımda sadece bir kere gitmen gereken yerde gidemedim bana çok bir şey kaybettirmedi ama içinde olduğum durumda çok hoş olmadı. O anı hatırlayıp gitmem gereken yerde giderim
Hayatım boyunca hep savunduğum düşünce şu oldu, iki insanın iyi kişiler olması bazı şeyler için yetmez. Hayata bakış açıları, karakterleri bile insanların anlaşamamaları için birer etkendir. O yüzden karşımdaki kişi ne kadar iyi olursa olsun eğer bana zarar verdiğini düşünüyorsam ya da ben karşımdaki kişiye zarar veriyorsam o kişiyi hayatımdan çıkarırım. Bunu yapmadığım her geçen gün de vicdanım sızlar. Vicdanımla girdiğim bir savaştan da galip çıkamam. Karşımdaki kişiye daha fazla zarar vermeye başlarım. O yüzden karşımdaki kişiler beni anlamazlar çoğu zaman. Anlamalarını da beklemiyorum o da ayrı bir mevzu. Yani demem o ki, insan gitmesi gerektiği yerde gitmesini, bitirmesi gerektiği yerde de bitirmesini bilecek...
Kişilik & Karakter konusunda 10,9b cevap paylaştı.
Öngörülü olmayı gerektirir; bilinç ister gitmesini bilmek. olaylar karşısında kendini kaybetmeyen, yerini ve konumu sorgulayan insan için zorunluluktur yeri geldiğinde; zordur hayatın kendi örgüsü gibi, bazen kalbi kalıp insanın geride ardında bıraktığı parçasını arar ömrünün geri kalanında ruhu. cesaret ister, erdem ister, onur ister gitmek. dünyanın insanları sürekli tüketime programladığı yıllarda iyiden iyiye kendini ermektir giden için. kimilerince bencillik olarak yorumlansa da.!
Eğer degerim bilinmiyorsa o zaman niye bir kişi için gereksiz yere ona bağlı kalayım. Eyvallah derim yoluma bakarım. Gitmem gerekirse arkama bile bakmam çünkü bu işin geri dönüşü yoktur. Yola bir kere çıktımın varana kadar gidecen..
Bazen doğruları yapmak o kadar zor bir hal alır ki hayatı istediğin gibi yaşamak yerine hayat seni istediği gibi yaşatır... O yüzden gitmem gereken yerde gidebilme özgürlüğüne her zaman sahip olamıyorum