Bilerek kendinizi hüzünlendiriyor musunuz?

Bütün dünya sana sırtını dönüp gitse de ben, burda bir yerde sana sarılmak için bekliyor olacağım. Daha iyi, daha güzel, daha farklı birisi olmana gerek yok. Kainat yaratıldığında sen yoktun, dünyada güzeli tanımlayacak bir mefhum yoktu. Benim için güzel olan her şey seninle var.
hikaye bu ya; dal, yaprağına veda etmiş bir gün.
yaprak da kendini bırakmış yapacak bir şey kalmayınca, düşmüş yere.
öyle hemen düşmemiş, yavaş yavaş düşmüş, döne döne düşmüş.
düşerken seyretmiş son kez ağacını, dalını, gülünü. gözlerinin içini onunla doldurmuş.
tek tesellisi varmış ama yaprağın, tek bir tesellisi; hani nereye düşebilirdi ki o gül ağacının altından başka?
en azından altında olurum, yanında olurum, kokusunu içime çeker, gülüşünü seyrederim diye düşünmüş.
sonradan aklına gelmiş, her zaman olduğu gibi hep sonradan; ya rüzgar çıkarsa, savurursa onu gülünden diye?
akla gelen başa mı gelir her zaman? bu hikayede gelmiş. çok geçmeden bir fırtına çıkmış ve savrulmuşlar.

şimdi yaprak dalından uzaklarda bir yerde kurumakta. dal, yeni yapraklara gebe.
artık bir daha ne o yaprak eski yapraktır, ne de dal, eskisi gibidir.
fırtınaya tutulmak, ona izin vermek, ruhları da savurur der eski bir şair.
kavuşmak mahşere mi kalır türküdeki gibi?
kim bilir...
“Ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun” der Gorki: İzahını Sartre yapar; “Uyursan gece biter, uyuyamazsan sen." Son noktayı Freud koyar: “Çok uyumak kaçmaktır, uyuyamamaksa yakalanmak."
Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. Oğuz Atay
Bilerek kendinizi hüzünlendiriyor musunuz?
Cevapla